Tao etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tao etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2008

İnsan...Chuang Tzu



Brett Whiteley
Famous Australian Artists

İnsan

Taocu öğretinin esas konusu insandır.
Taoculuk
'un bugün bilinen
en eski yapıtı olduğu sanılan
"Yin Fu Jing" (Sırlar Kitabı)
şöyle diyor:


  • Ve doğayı yaratır benlik...
    Göğün en derin özü : insan?

Bu nedenle Tao'dan sonra
en önemli kavram "Te"dır.
Taoculuk'ta: Tao ete kemiğe bürünür.,
insanda Te(dı) diye görünür.
Ama onun da içeriği çok zengin:
Erdem, insandaki,
Doğa'nın tümü ile
uyum sağlama yeteneği
,
yaşam gücü,
can demektir.
Bir bakıma Qi ile eş anlamlıdır.

Te, insan davranışlarına "edimsizlik" (wu wei)
ile yansır.
Edimsizlik,
Batı dünyasındaki eylemsizlik
gibi anlaşılıyor.
Oysa Taocu bilge dünyadan el etek çekmez;
o, yaşamın ta içindedir.
Onun uzak durduğu,
yaşamın doğal uyumuna
ters, tutkulu, huzursuz eylemlerdir.
Hazla, tadını çıkara çıkara yaşar,
çalışır, yaratır, insanlığa, canlılara,
bin bir türe hizmet eder.

Ve gerekli olduğu zaman ve yerde
yaşama ters düşeni yenmeyi bilir:
Öfkesiz, acelesiz, sabırla.
Suyun taşı yendiği gibi,
bu benimdir demeden,
ben benim demeden...

  • insanoğlu dünyaya geldiğinde
    yumuşaktır ve zayıf
    öldüğü zaman sert ve güçlüdür
    bin bir tür dünyaya geldiğinde
    yumuşaktır ve ince
    öldüklerinde kuru ve katıdırlar
    demek sert ve güçlü yandaşıdır ölümün
    yumuşak ve zayıf yandaşıdır yaşamın...
    güçlü ve büyük olan yenilir
    yumuşak ve zayıf olan kazanır

Chuang Tzu

Taoculuk Üzerine
Meseller-Diyaloglar
Çeviren: Ömer Tulgan
Yol Yayınları

Derleyen: Ayhan Görür

30 Mart 2008

Bilgidir bozacak olan dünyanın düzenini...Chuang Tzu




Brett Whiteley
Famous Australian Artists

Bilgidir bozacak olan dünyanın düzenini

Kuang, Lizhu, Chui, Zang, Shi, Yang ve Mo gibiler
erdemi
dışsal şeylerde arar,
göz kamaştıran pırıltılarla
yollarını şaşırttırlar insanlara.
Ve bu yüzden çıkmaz sokaklara sokarlar onları.

  • Beyim sen bilmez misin
    dünyanın yolunda olduğu günleri?
    Çok eski çağları, Yongchang, Dating,
    Bohuang, Zhangyang, Lilu, Liku,
    Xianyuan, Hoxu, Zuenlu, Chuyong, Fuxi,
    Shannag'ların77 günlerini?
  • düğüm atar idi insanlar yazı yazmak yerine
    yiyecekler tatlı idi giyecekler renkli idi
    evler huzurlu törenler keyifli idi
    göresiye yakınken komşu ülkeler
    horozların köpeklerin sesini duyasıya yakınken
    kocamış ölür idi insanlar
    bir kez bile oralara gidip gelmeden
    78
  • Gökün düzeni hâkimdi eskiden göğün altında.

Bugün ise insanlar boyunlarını uzatıp,
ayak parmakları üstüne kalkarak
haber veriyorlar birbirlerine,
"falan kente, filan yere bilge bir kişi gelmiş"
diye:
Haydi evini barkını,
efendisinin işini gücünü yüzüstü bırakan,
yollara düşüyor.
Ayak izleri sınırları aşıyor.
Tekerlek izleri binlerce fersah uzaklara uzanıyor.
Ama hükümdarlar, beyler
Tao'ya
değil de
hünere değer verirse,
elbet bozulur

göğün altındaki düzen!

  • Nereden mi biliyorum böyle olduğunu?
    Dinle bak:

Yaylar, oklar ve tatarokları üzerine
bilgi fazla arttı mı,
gökteki kuşların düzeni bozulur.

Olta, yem, ağ ve balık avı üzerine
bilgi fazla arttı mı,
sudaki balıkların düzeni bozulur.

Ökse, tuzak, hendek ve kara avcılığı üzerine
bilgi fazla arttı mı,
yerdeki hayvanların düzeni bozulur.

Tartışma sanatı üzerine
bilgi fazla artıp da,
dâhiyane "Beyaz nedir - sert nedir?
Görüş ayrılığı nedir - görüş birliği nedir?"79

tartışmalar yaygınlaştı mı,
basit insanların kafasının düzeni bozulur.

Bu yüzden, ne zaman dünya alt üst olursa
bil ki, nedeni insanların

bilgiye fazla değer vermesindendir.

Eğer göğün altında herkes
yalnız bilmediği şeyleri merak eder de,
kimse bildiği şeyleri merak etmezse,
herkes başkalarının eksiklerini kınar da
kimse kendi eksiğini kınamazsa,
sonunda bu,
dünyanın düzenini altüst eder.

Güneş ile ayın ışığını karartır;
dağların, ırmakların can damarını kurutur;
dört mevsimin sırasını bozar.

Bu yüzden
en küçük sineğe, en basit kurtçuğa
varıncaya dek, her şey
gerçek doğasını
yitirir.

Dünyayı bilmeye
fazla değer vermektir
düzeni bozacak olan
dünyanın.
(10, 1-4)

Chuang Tzu

Taoculuk Üzerine
Meseller - Diyaloglar
Yol Yayınları
Çeviren:
Ömer Tulgar'a
Çok Teşekkürler...

İstanbul, Kadıköy
Fotograf, Ayhan Görür
Mart 2008

16 Mart 2007

Kutlu yaşam üzerine...Chuang Tzu




Kinkaku

Kutlu Yao ve Sınır Bekçisi


Kutlu Hakan Yao, Baharlar ülkesine gitmişti. Ülkenin sınır bekçisi onu görünce pek sevindi: " Aman bir kutlu kişi! Kutlu kişi izin verirlerse kendilerine hayır dualarımı sunayım:

"Kutlu kişiye uzun bir ömür dilerim.."
Yao yanıtladı: "Reddediyorum!"

"Kutlu kişiye zenginlik dilerim..."
Yao yanıtladı: "Reddediyorum!"

"Kutlu kişiye pek çok evlât dilerim..."
Yao yanıtladı: "Reddediyorum!"

Sınır bekçisi sordu: "Uzun ömür, zenginlik, erkek evlât herkesin en fazla istediği şeyler. Sen bunları neden reddettin ki?"
Yao yanıtladı: " Çok oğlu olmak çok dert getirir. Çok parası olmak zahmet getirir. Çok yaşlı olmak çok keder getirir. Bunlar insanın erdemine erdem katan şeyler değildir, bunun için reddettim."

Sınır bekşisi:
" Tüh, ben de seni kutlu biri sanmıştım!" dedi.
"Meğer sen basbayağı bir erdemli kişiymişsin. Gök bin bir insana can veriyor; hepsine de yapacak bir iş buluyor. Çok oğlun varsa, birer iş verirsin herbirine: Ne diye dert edecekmişsin?
Çok paran varsa, dağıtırsın insanlara: Ne diye zahmet çekecekmişsin?

Kutlu kişi şu dünyada kuş gibi yaşar... Dünya Yol'undaysa, bin bir varlıkla mutluluğa paylaşır. Dünya Yol'dan çıkmışsa, kendi doğasına yönelir, amaçsız kaygısız yaşar. Bin yıldan sonra da yaşamaktan yorulursa, teslim eder bedenini, ak bulut gibi Gök'e süzülüp gider... Ne diye keder duyacakmışsın.?"

Sonra arkasını dönüp yürüdü.
Yao ardından koştu: "Bir şey sorabilir miyim.." Sınır bekçisi dönmeden yanıt verdi: "Geçmiş ola! " (12,6)

Chuang Tzu
Taoculuk Üzerine,Meseller-Diyaloglar

Çevire:
Ömer Tulgan
YOL YAYINLARI


Doğu düşüncesini,
güzel çevirileri ile, bizlere kazandıran
ÖMER TULGAN'a çok teşekkürler...
Derleyen: Ayhan Görür

24 Şubat 2007

Tao'yu yaşamak...Chuang Tzu


Hello, from TURKEY!


Kinkaku

"


Bostan kuyusu

Zi Gong, Qu ülkesine gitmiş, oradan da Zin'e geçmişti. Yolda, Han ırmağı yöresinde bostanını sulayan bir ihtiyar gördü. Adamcağız her seferinde kuyunun dibine iniyor, bir bakraç suyla tekrar yukarı tırmanıyor, bununla sebzelerini suluyordu. Tüm gücüyle, pek az iş çıkarıyordu.
Zi Gong ihtiyara dedi ki: "Bir araç var ki, onunla pek az bir emekle bir günde yüzlerce tarhı sulayabilirsiniz. Bunu kullanmak istemez miydiniz?" İhtiyar doğruldu: " Nasıl olacakmış bu iş? " Zi Gong anlattı: "Uzun bir sırıktan bir kaldıraç yaparsınız, arkasına bir ağırlık bağlarsınız, önü hafife kalır. -Bununla kısa zamanda istediğiniz kadar su çekersiniz."



İhtiyar
öfkeyle güldü:
"Benim ustam derdi ki,

makine ile çalışanın yaptığı iş de makineleşir.
Yaptığı iş makineleşenin kalbi de de makineleşir.
Kalbi makineleşenin saflığı, basitliği gider.
Saflığını yitiren kişi huzursuz olur.
Huzursuzluk ise Tao'yu yaşamayı engeller.
O sizin yaptığınız türden araçları bilmez değilim;
ama bunları kullanmaktan utanç duyarım! "


Zi Gong
kızardı ve sustu. Bostancı sordu: "Siz kimsiniz beyim?" Zi Gong, "Ben Konfüçyüs'ün öğrencilerindenim," diye cevap verdi.
Bostancı başını salladı: "Demek siz eski zamanların kutlu kişilerine özenen büyük âlimlerdensiniz. Halktan üstün oldukları ile övünüp, iyi bir isim yapma kaygısı içinde yanıp tutuşanlardan. Derin bilginizi bir yana atıp çözüm reçetelerinizi bir unutabilseydiniz, belki bir şeyler yapabilirdiniz.
Ama siz kendinizi bile düzeltemezken nasıl olup da dünyayı düzelteceksiniz? Gidin işinize efendi, alıkoymayın beni işimden.
Zi Gong ölü gibi bembeyaz kesilmişti. Ne yaptığını bilmez bir halde yola çıktı. Ancak üç saat durmadan yürüdükten sonra biraz kendine gelebildi.
Öğrencileri sordular: "Kimdi o ihtiyar, usta? Onunla konuştuktan sonra renginiz attı. Bütün gün kendinizi toplayamadınız! Ne söyledi size?" Zi Gong dedi ki: "Şu dünyada ustamızdan başka büyük adam yoktur sanırdım. Şimdi anladım ki bir de bu bostancı ihtiyar varmış.
Ustamız, geçmiş devirlerin kutlularının Yol'una göre insanın az güçle çok iş yapması gerektiğini öğretmişti bana. Oysa şimdi gördüm ki, hiç de doğru değilmiş bu.
Şu adam halkın arasına karışmış yaşıyor da, kimse bilmiyor nereden gelip nereye gittiğini. Ne kadar güçlü ve gerçek bir yetkinlik. Onun yüreğinde başarıya, kazanca, ustalığa, hünere yer yok. İstemediği şeyi yapmıyor; anlayışına uymayan yolda gitmiyor. Tüm dünya onu onurlandırsa, başını çevirip bakmayacak. Tüm dünya onu aşağılasa, üzerinde durmaya değmez, önemsiz bir şey olarak görecek. Dünyanın övgüsünün ve yergisinin böylesi üstünde olan kişi, Te'si tam bir insandır. Onun önünde ben kendimi rüzgârın ve dalgaların oradan oraya savurduğu yaprakmışım gibi, basit bir köylüymüşüm gibi duyumsadım.
Lu'ya dönünce olup biteni Konfüçyüs'e anlattı. Konfüçyüs dedi ki: "O adam en eski devirlerin ilkelerine göre yaşıyor demek. Bir'e varmış, İki'yi bilmek istemiyor. İç dünyasını düzene koymuş, dış dünya hakkında bir şey duymak istemiyor. Böylesine özü bulmuş, bölünmezle bir olmuş,
edimsizlikte kalıp doğasını sağlamlaştıran, tinsel gücüne hâkim, yine de en alttakiler arasında dolaşıp onlara karışan birinden korkmakta haklıydın elbette. Senin kadar ben de o en eski devirlerin ilkelerini anlamakta acizim." (12,II)

Chuang Tzu

Taoculuk Üzerine, Meseller-Diyaloglar
Çeviren: Ömer Tulgan ,Yol Yayınları

Sayın Ömer Tulgan'a teşekkürler...
Derleyen: Ayhan Görür

16 Ocak 2007

Sözcükler, düşünceler, renkler ve...Chuang Tzu


***
***
by Brett Whiteley

Sözcüklerin değeri


Dünyada
Tao'nun en iyi anlatımı diye kitaplara yazılanlar bilinir. Ama kitaplara yazılarda bulunan, yalnızca sözcüklerdir. Kitabı değerli kılan, içindeki bu sözcüklerdir. Sözcükleri ise değerli kılan , dile getirdikleri düşünceler dir. Düşüncelere yön veren bir şey vardır. Ama işte bu, sözcüklerle anlatılamaz!

Dünya,
sözcükleri yüzünden değer vermiştir kitaplara, onları kuşaklar boyu miras bırakmıştır. Dünya, kitaplara böyle değer verir vermesine ama, kitaplar aslında bu değeri hak etmezler: Aslında değersizdir onlar, çünkü onları değerli kılan şeyler değersizdir. Şimdi senin şu önünde gördüklerin, sadece şekiller ve renklerdir, duydukları, sadece isimler ve seslerdir. Tuhaftır, insan şekiller ve renklerin, isimler ve seslerin Tao'nun özünü kavramaya yettiğini sanır. Oysa şekiller ve renkler, isimler ve sesler gerçek Doğa 'yı kavramaya yetmez. Bu yüzdendir ki,
  • bilenler konuşmuyor
  • konuşanlar bilmiyor

    ama dünya nereden bilsin bunu?
Tao Te Ching
56, mesel
Chuang Tzu,Taoculuk Üzerine ,Meseller-Diyaloglar
Çeviren: Ömer Tulgan,Yol Yayınları

Derleyen: Ayhan Görür

11 Ocak 2007

Taoism, Zhang Huang...Ayhan Görür

Taoism and The Arts of China
Asian Art Museum San Francisco February 21 - May 13, 2001

Zhang Huang
Diagram of the Supreme Ultimate, from the Compendium of Diagrams
Ming dynasty, dated 1623
Woodblock-printed book,
ink on paper 26.3 x 15.5 cm

23 Ekim 2006

Lao Tsu'dan...Bülent Ecevit












Lao Tsu

HAKÇA YÖNETİM

hakça yönet ulusu
ne kadar çoğalırsa yasalar yasaklar
halk o kadar yoksullaşır
ne kadar keskinse silâhlar
ülke o kadar karışır
ne kadar aklıevvelse insanlar
o kadar acayip işler döner
ne kadar çoğalırsa kurallar yönergeler
hırsızlar o kadar çoğalır

onun için der ki bilge
ben tedbir almam halk düzelir
ben barışçı olurum halk doğru yola gelir
ben birşey yapmam halk zenginleşir
ben isteklerden arınırım
halkın da yalın ve temiz olur yaşamı

YUMUŞAK YÖNETİM
yumuşak yönetilen ülkenin
halkı yalındır
sert yönetim
halkı kurnazlaştırır


OLMAYANIN YARARI
tekerleğin göbeğini
otuz çubuk bölüşür
ortadaki deliktir

onu yararlı kılan

bir testi yaparsın

çamurdan
içindeki boşluktur
onu yararlı kılan

pencereler kapılar
oyarsın odaya
oyuklardır
onu yararlı kılan

olandan kâr gelir
olmayandan yarar

T A O
tao bir boş kaptır
kullanırsın ama dolmaz
sayısız olanın
erişilmez kaynağıdır o

keskinliği törpüle
bakışları yumuşat
çöz düğümü
toza toprağa bat

derinlerde saklıdır
ama hep var olandır o
nereden geldiği anl
aşılmaz

Çeviri: BÜLENT ECEVİT
Derleyen: Ayhan Görür

22 Haziran 2006

PARADOKS: Hırsızlar da erdem sahibi olmalı... Chuang Tzu



* *
Büyük hırsız nasıl olunur?

_/ Haydutlar da erdem sahibi olmalı! ******
Çetebaşı Zhi'ya çetesindeki haydutlar sormuş:
"Haydutlara da erdem gerekli midir?
"Elbette" diye yanıt vermiş Zhi.

_/ Erdemleri***** olmasa ne yapar haydut.

  • Sezgisi ona neyin nerede gizli olduğunu gösterir: Bu, onun bilgeliğidir*!
  • İçeri girmesi gerekir: Bu, onun cesaretidir**!
  • Sonra çıkmasını bilmesi gerekir:Bu, onun sorumluluk duygusudur***!
  • Olur mu-olmaz mı, karar vermesi gerekir: Bu, onun ustalığıdır****!
  • Ganimeti paylaşmayı bilmesi gerekir: Bu, onun adaletidir.*****!

Bu beş erdemi taşımayan kişi, yaşamı boyunca büyük hırsız olamaz. Gördün mü işte, eski bilgelerin kurdukları erdem ilkeleri iyi insana iyiliği için ne kadar gerekliyse, haydutbaşı Zhi'ya da sanatını icra edebilmesi için aynı vazgeçilmezlikle gerekli.

_/ Yalnız küçük bir ayrıntı var: Dünyada iyilerin sayısı az, kötülerin sayısı çok. Bu yüzden de eski bilgelerin dünyaya yararı küçük olmuş hep, zararı büyük..._/

"Zhi, Cı"

Chuang Tzu

Taoculuk Üzerine, Meseller-Diyaloglar, s,96
Çeviren, Ömer Tulgan
YOL YAYINLARI


Paradoks* , is. Fr. Paradox, kökleşmiş inançlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce.

"Başından beri çevremizde biz karşı bir kalabalık, gerçek dışı bir grup olarak kaldık, toplumsal bir paradoks olarak."
- Atillâ İlhan,
TDK. Türkçe Sözlük


Derleyen, Ayhan Görür

3 Haziran 2006

Kitaplar ve Arabacı... CHUANG TZU

*






*
KİTAPLAR ve ARABACI

Huan Bey
bir gün köşkünün
salonunda oturmuş, kutsal bir yazı rulosu okuyordu. Arabacı Pien ise avluda bir tekerlek yapıyordu. Derken Pien çekici, keskiyi bir yana koyup
beyin huzuruna çıktı:
" Sorabilir miyim, devletim ne okurlar?"
" Kutlu kişilerin sözlerini okuyorum."
"Hâlâ yaşıyor mu kutlu kişiler?"
" Çoktan ölmüşler."
" Öyleyse devletlim ölülerin kalıntıları, döküntüleri ile uğraşıyorlar, öyle mi? "
Bey öfkelendi:
" Bir arabacı parçası ne cüretle bizim okuduklarımızı eleştirmeye kalkar. Şu sözlerinin altında başka bir anlam gizliyse, söyle. Yoksa cellada teslim edeceğim seni! "

Arabacı
Pien dedi ki:
" Kulunuz soruna kendi sanatım açısından bakarım: Tekerlek yaparken işi hafife alır, kolaya kaçarsam, tekerlek sıkı oturmaz. Elimi çabuk tutayım dersem, o zaman da dar gelir, uymaz. Ancak ne kolaya kaçar, ne de aceleye getirirsem, o zaman işe hâkim olurum ve sonuç amaca uygun olur. Sözcüklerle anlatılamaz, el hüneridir bu. Oğluma bile anlatamadım bunu, bile benden dinleyip de öğrenemedi. Bu yüzden de, yetmiş yaşındayım, tekerlekleri hâlâ kendim yapmak zorunda kalıyorum. Eski devirlerin insanları da asıl değerli olanı, sözle anlatamadıklarını mezara götürmüşler. İşte bu yüzden, devletlimin okudukları eski devir insanlarının yalnızca kalıntıları ve döküntüleridir, dedim. "

Chuang Tzu

TAOCULUK ÜZERİNE
MESELLER - DİYALOGLAR
Yol Yayınları, s,80-81

Çeviren, Ömer Tulgan

Derleyen, Ayhan Görür

8 Mayıs 2006

Kırkıncı günde gelen başarı...Dövüş Horozu - Chuang Tzu



Dövüş Horozu

Qi Siaousu hükümdara
bir dövüş horozu yetiştiriyordu;

Hazır mı? diye sordular.
- "Hayır" dedi, "Henüz çok kibirli ve öfkeli."
*
On gün sonra yine sordular.
- "Hayır" dedi,
"Henüz bir horoz sesi duydu
ya da bir horoz gördü mü,
hemen saldırıyor."
**
On gün daha geçti, sordular.
- "Hayır" dedi,
"Gözleri hâlâ öfkeli.
Tüm varlğından enerji fışkırıyor daha."
***
Kırk gün sonra yine sordular.
- "Tamam" dedi,
"Başka horozlar öttüğünde
DÖNÜP BAKMIYOR.
Hiçbir horoz
yanına yaklaşmaya
CESARET EDEMEZ ARTIK ONUN."
***
Chuang Tzu
*
Taoculuk üzerine
Meseller-Diyaloglar
Yol Yayınları
s,81-82
*
Çeviren, Ömer Tulgan
**
Derleyen: Ayhan Görür

6 Mayıs 2006

Gizli Tümleyeciler Kitabı - Yin Fu Jing (SIRLAR KİTABI)



* ** *
* ** *


Yin Fu Jing

Son sözü, Tao'cu geleneğin Tao Te Ching den de eski olduğu sanılan bir yapıtına verelim: Yin Fu Jing. Yazarı ve yazıldığı tarih bilinmiyor Adının tam anlamı " Gizli Tümleyeciler Kitabı" Bu ad, onun zahiri eksiğini tamamlayıp tümleyen sırları içerdiğini dile getiriyor. Elimizde Çince kaynağı olmadığından bu çeviriye ünlü Alman sinolog Richard Wilhelm'in Almancaya çevirisini temel aldık (33). Dipnotlar da, tersi belirtilmiyorsa, onun dipnotları.


1
Göğün
ANLAM'
nı görmek,
Göğün değişimini kavramak:
İşte en yüce şey.
2
Göğün beş zorbası var;
(34)
Kim görürse bunları hayat dolar.
Bu beş zorba benliğin içindedir; (35)
Kim yöneltirse onları
göğe
Alır evreni avucunun
içine
Ve doğayı yaratır benlik.
3
Göğün
en derin özü: İnsan;
Göğün dönen çarkı: İnsan yüreği.
Göğün anlamını belirleyen:
İnsanın yeri.
4
Gök
ölüm çarkını işletirse,
Yıldızlar koşar, burçlar döner;
Yer ölüm çarkını işletirse,
Ters döner gökle yer ve yıkılır;
Birlik olursa gökle insan,
Tüm doğanın temelleri kurulur.
5
İç yaşam, usu da bilir çılgınlığı da,
Büzülüp gizlenmeyi de.
Dokuz deliğin günahının kaynağı
İlk üçüdür ki
Kızıştırmayı da bilir yatıştırmayı da.
(36)
6
Ateş tahtadan doğar:
Bir esti mi rüzgâr, yener onu mutlak.
Sahtekârlık devletten doğar:

Baş kaldırdı mı zaman, yıkar onu mutlak.
Bunu görüp de düzeltebilirse kişi,
Kutlu kişidir o.
7
Gök can verir, gök can alır
Budur yasası
ANLAM'ın.
8
Gök-yer doğanın zorbası,
Doğa insanın zorbası,
Haddini bilirse üç zorbadan her biri
Güçler arasında barış olur.
Yemeğini düzenli ye,
Sağlığın düzene girer;
Çarkı düzenlice çevir, süreç huzura kavuşur.
9
İnsan, zihnini zihin diye bilir,
Ama bilmez, zihni zihin yapanı.
10
Güneşle ayın sayıları bellidir,
Büyükle küçüğün yasaları kesindir.
Kutlu kişi bir iş yaptı mı,
Kutsal bir berraklık vardır o işte.
11
Zorbalık çarkı döner kendi kendine; (39)
Bu görünmez yeryüzünden,
Ve bilinmez
Soyluyu vurursa, vakarla karşılar felâketi,
Basit insanı vurursa, o söver yazgısına.
12
Körler iyi işitir,
Sağırlar iyi görür.
At bir kazanç kaynağını elinden
On katına çıkar yardımcıların.
13
Bilinç doğar dış dünyadan
Ve ölür dış dünyayla birlikte;
Gözdür çarkın döndüğü yer.
14
İyilik bilmez gökyüzü.
En büyük iyiliği de budur işte.
Gökgürültüsü ve kasırga
Her zaman gelir hedefsizce. (40)
15

En büyük sevinç kaynağı: Özün fazlası,
Enderin huzur kaynağı: Özün azı,
Göğün en özgün yanı
Etkisinde en herkese özgü yanıdır
Bunu ele geçirmenin yolu:
Ruhun gücü.
16
Yaşam ölümün köküdür,
Uğursuzluk uğur getirir,
Uğur uğursuzluk getirir.
17
Çılgınlar tanrısal vahiy ararlar
Göğün-yerin işaretlerinde
Ben bilgelik ararım
Zaman ve dünyanın işaretlerinde.
18
Kimileri ahmakça kaygılara kutsal der,
Ben ahmakça kaygıları bırakmaya kutsal derim.
Kimileri mucizeleri kutsal sayar,
Ben mucize olmayanı kutsal sayarım
Kendini suya, ateşe atan
Kendisi çağırır felâketini.
19
Hep kendi kalanın ANLAM'ı huzur:
Gök-yer ve doğa böyle oluşur.
Göğün-yerin ANLAM
Doldurur evreni:
Böyle yener ışıkla gölge bir birlerini
Ve bir gölge, bir ışık üstün gelirken,
Değişim ve süreç gider kendi yolunca.
20
Kutlu kişi bilir
Hep kendi kalanın ANLAM'ına
Karşı koyamayacağını kimsenin;
Bu yüzden o yön verir her şeye
En derin huzurun ANLAM'ıyla
21
Yasalara kurallara sığmayan
Bir kaynaktır o, bir mucizedir.
O yaratır tüm tabloları:
Varlığın imlerini, zamanın işaretlerini, (41)
Tanrıların çevirdiği çarkı,
Ve gizini ruhlar âleminin,
Ve gölge ve ışığın birbirini
Yenmesindeki esrarı
Pırıl pırıl berrak durur ortada
En yüce şey: Tinsellik.

(33)
Lia Dsi-Das wahre Buch vom quellenden Urgrund Eugen Diederrichs Verl.,
München 1992, s,16-20
(34)
Anlaşılan göğün beş etkisi söz konusu: Yağmur, açıklık, sıcak, soüuk, rüzgar. Bunun karşılık unsurları ise şunlardır: Tahta, metal, ateş, su, toprak. Bunlar ancak birbirlerini yok ederek varolduklarından bunlara "beş" zorba deniliyor.
(35)İnsan beş duygusuyla -işitme, görme, koklama, tatma, dokunma- ve beş iç organıyla -yürek, karaciğer, mide, akciğer, böbrekler- mikrokozmoz olarak evrendeki tüm süreçe ortaktır.
(36)Göz, kulak ve ağız. (R.Wilhelm'in bu saydıkları dokuz delikten beşi ediyor! İlk üç delik ise, bir sonraki dizenin sözü ve dili konu eder görünmesinden anlaşıldığına göre, ağız ve kulaklar olsagerek. -Ö.Tulgan
(37)(Eski Çinde "Gök-Yer" göğün ve yerin atası, her şeyin kaynağı, ve insanların yazgısını belirleyen güç anlamına da geliyor. -Ö.Tulgan
(38)Çünkü her bir ötekisine bağlı olarak varolur.
(39)Tam çevirisi: "Onların zorbalıkları mekaniktir", bilinçli bir istence değil, çarkın dönüşüne bağlıdır.
(40)Yâni tanrıların belli amaçlarına göre değil, hedefsiz-tarafsız doğa yasalarına göre.
(41)Varlıklar dünyasının tüm esrarını ifade eden sekiz çizim ve zamanı düzenleyen 60 döngüsel simge.



Yin Fu Jing


Gizli Tümleyiciler Kitabı



Lao Tse



Tao Te Ching


Yol ve Erdem Kitabı


s,151-156


Yol Yayınları
Türkçesi ve Yorumu, Ömer Tulgan



Bu metni Türkçemize kazandırdığı için


Ömer Tulgan' a çoook teşekkür ederim.



Derleyen, Ayhan Görür

Varlık - Yokluk Oyunu üzerine...Ayhan Görür; Yasemin Boran (Yasemince); Lao Tsu,(Çeviriler,Bülent Ecevit)


Varlık - Yokluk Oyunu
Yasemince

"
Okuyorum,
izliyorum,
düşünüyorum.
Ve hepsini düşünüyorum.
Ama hâlâ Descartes'in dediği gibi
"düşünüyorum öyleyse varım"
diyemiyorum.
Kendimi "var" gibi hissedemiyorum.
Tersine düşündükçe daha bir
"yok" oluyormuşum gibi
geliyor bana. "
Yasemin Boran

**
T A O

tao
bir boş kaptır
kullanırsın ama dolmaz
sayısız olanın
erişilmez kaynağıdır
o

keskinliği törpüle
bakışları
yumuşat
çöz
düğümü
toza toprağa bat

derinlerde saklıdır
ama
hep var olandır o
nereden geldiğini
anlaşılmaz

Lao Tsu


OLMAYANIN
YARARI

tekerleğin göbeğini
otuz çubuk bölüşür
ortadaki
deliktir
onu yararlı kılan

bir testi yaparsın
çamurdan
içindeki
boşluktur
onu yayarlı kılan

penceler kapılar
oyarsın odaya
oyuklardır
onu yararlı kılan

olandan kâr gelir
olmayandan yarar

Lao Tsu

Çeviri, Bülent Ecevit
Derleyen, Ayhan Görür