Fazıl Hüsnü Dağlarca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fazıl Hüsnü Dağlarca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2011

Savcıya...Fazıl Hüsnü Dağlarca/Nazım Hikmet






Nazım Hikmet RAN, Bursa Cezaevinde
* * *


Savcıya
Savcı, nedir düşündün mü,
Dağları sorguçlu kılan?
Onlar susmaz, gece gündüz, onlar haykırır yüceden.
Gelmiş dağlardan yalnayak, durmuş kapına bir ıssız,
Seni bile içli kılan.

Savcı, nedir düşündün mü,
Bıçakları uçlu kılan?
Bir eski hak alınmamış, bir dere kan sorulmamış,
Şunun bunun alın teri,
Alınları taçlı kılan.

Savcı, nedir düşündün mü?
Yazıları suçlu kılan?
Usla, yürekle büyümüş, gündüzler geceye karşı,
Ama nedir çağlar üzre,
Beni senden güçlü kılan


Fazıl Hüsnü Dağlarca

Derleyen: Ayhan Görür

28 Mayıs 2009

Eş yitirmenin yarattığı oyuk hiç sağalmıyor...Adnan Binyazar



Dinsel Hitit Sancağı... (M.Ö.2100 - 2000)

ADNAN BİNYAZAR


MASALINI YİTİREN DEV
ANI ROMAN


DIRANAS'IN SORUSU

Hem de bir ölüm gününde, Bedrettin Cömert'in
gök ekin gibi biçilip sonsuz yolculuğuna çıkarıldığı
cami avlusunda, yaşlı ve hastalıklı bir adam yanıma yaklaştı,
"Gerçekten, yazdıklarınızı yaşadınız mı?" diye sordu.
...
Ağır hastalıkla, ilk gördüğüm günlerindeki o görkemini
gerilerde bırakmış
Ahmet Muhip Dıranas'ı tanıyamamış,
sıradan biri sormuşçasına, yalnızca "Evet!" deyivermiştim.
...
Bedende yaratılan oyuklar sağalıyor da,
yürek oyukluğu hep işliyor.
Eş yitirmenin yarattığı oyuk ise hiç sağalmıyor.
Büyük ozanlara büyük şiirleri,
yüreği depreme uğratan içsel acılar yazdırtıyor olmalı.
Eşimim artık yaşamadığı
bir İstanbul yazında
beni sabahlara kadar dinleyen Fazıl Hüsnü Dağlarca,
"Eş Ağıdı -Gömüt Taşında Söylemler
" şiiriyle,
acıma ağıt yaktı:

Eş Ağıdı -Gömüt Taşında Söylemler

O Çorumda doğmuş Hititli bir kız
Ben Hititli bir genç
Sevgimizi kıskanan ölüm
Bütün ölümlerden iğrenç

Gömüldü ya Çorum toprakları hep açar
Nice çiçekleriyle onu
Ben gece gündüz sevgisini açarım
Yadsırım ölüm denen sonu

Hitit karanlıklarında
Sesin gecemizi aydınlık ederdi
Sanki güzelliğin:
"Sen beni benden çok yaşayacaksın "
derdi.

Karımı çok sevdim ben binlerce yıl
Seviyorum da
İşte gece bir gündüz bir çiçek
Hitit yeli evliliğimizi büyütür Çorum'da.

Ne yazar deme karısı ölmüş de
Acısından dev olmuştır işte:
Gök ağzımda leblebi
Bakışları Hitit elleri Çorum
Yazar yüreğine Adnan - Binyazar
(Temmuz 1991)
Fazıl Hüsnü Dağlarca


Eş ağıtı yaşayıp acısını içine gömene sorusu ne olurdu Dranas'ın?...

Eş yitiren, zamanın anahtarını elinden düşürür; kalan yaşamında, yürekte bilince dönüşen acının adaletsizliğiyle boğuşur durur.

Adnan Binyazar
Masalını Yitiren Dev

s,11-19
Can Yayınları

Hitit (Hasanoğlan, Ankara) Kadını

*
Ahmet Muhip Dıranas

Büyük Olsun

_/ İnsan bir yanınca Kerem misâli yanmalı,
Uykudan bile mahşer gününde uyanmalı. _/

http://ayhangorur.blogspot.com/2007/01/byk-olsunahmet-muhip-dranas.html
(Lütfen Tıklayınız)

Derleyen: Ayhan Görür

29 Ekim 2008


Cumhuriyet "aydınlıktır"...


"Benim nâçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır,
ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pâyidar olacaktır."

Gâzi Mustafa Kemal ATATÜRK

Taksim Meydanı, 29 Ekim 1944

*

Engellere rağmen,
Cumhuriyet çoşkusu devam ediyor...
*

29 EKİM

ÜRÜNLERİ BİTMEZ TÜKENMEZ
ERDEM VERİR
UYGARLIK VERİR
YİĞİTLİK VERİR
ORMAN VERİR
BUĞDAY VERİR
SEVGİ VERİR
ÇALIŞKANLIK VERİR
AYDINLIK VERİR
YAZ EKİMİ KIŞ EKİMİ DEĞİL

TÜRKİYE'NİN 29 EKİMİ

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

Fotoğraf, Ayhan Görür

16 Ekim 2008

Ölümsüzler...FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

Ölümsüzler

Burda
Dağ ve ses
Duyulur uğultusu
Gökyüzünden
Burda zaman ve su.

Burda
toprak toprak
İlk insanlardan beri gücü yaradılışın,
Burda kanatları kopan kuş
Uçmakta
Yıldızlarla yellerle yok olmuş.

Nasıl
da belli
Güzelliğinden,
Karanlıkta sıcakta nurda
Özdeklerden özdeklere geçen şey
Burda.

Karşı koymuş tutsaklığa
Çirkinliğe geriliğe hep
Burda doğar yüce gün
Burda
Bütün ölümsüzleri yeryüzünün.


Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
26 Ağustos 1914 - 15 Ekim 2008
Hak Yolunda Güle Güle...


Derleme:Ayhan Görür

21 Kasım 2007

Ey Türk Gençliği!, Turkish Youth!... ATATÜRK/Fazıl Hüsnü Dağlarca



,,

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur.
Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.


İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır.
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
,,
Mustafa Kemal ATATÜRK
Ankara, 20 Ekim 1927


Atatürk Üniversitede; gençlerle

,,

Ey Türk Gençliği!


Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır.
Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli güven kaynağıdır.

Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün, bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir. Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere, yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş başında bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin gençliği!
İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu kanda vardır!
,,

Mustafa Kemal Atatürk

Söylev' den 20 Ekim 1927


Freedom is my character!

A
SPPEECH
delivered
by
GHAZI MUSTAPHA KEMAL
"ATATÜRK"
in OCTOBER 1927
NUTUK

Translated by Dr. Mim Kemâl ÖKE
,,

Turkish Youth!

your primary duty is ever to preserve and defend the National independence, the Turkish Republic.
That is the only basis of your existence and your future. This basis contains your most precious treasure.

In the future, too, there will be ill-will, both in the country itself and abroad, which will try to tear this treasure from you. If one day you are compelled to defend your independence and Republic, then, in order to fullfil your duty, you will have to look beyond the possibilities and conditions in which you might find yourself. It may be that these conditions and possibilities are altogether unfavourable. It is possible that the enemies who desire to destroy your independence and tour Republic represent the strongest force that eart has ever seen; that they have, through craft and force, taken possession of all the fortresses and arsenals of the Fatherland; that all its armies are scattered and the country actually and completly occupied. Assuming, in order to look still darker possibilities in the face, that those who hold the power of Government within the country have fallen into error, that they are fools or traitors, yes, even that these leading persons identify their personal interests with the enemy's political goals, it might happen that the nation came into complete privation, into the most extreme distress; that it found itself in a condition of ruin and complete exhaustion.

Even under those circumstance, O Turkish child of future generation ! it is your duty to save the independence, the Turkish Republic.
The strenght that you will need for this is mighty in the noble blood which flows in
your veins.

,,
Ghazi
Mustapha Kemal "ATATÜRK"




Ey Türk Gençliği

"Yoksun bırakmak isteyenler bulunacaktır,
Seni öz kaynaklarından",
- Ne mutlu Türküm diyene.

"Birleştirebilirler kendi çıkarlarını
Yabancıların çıkarlarıyla, yöneticiler",
- Ne mutlu Türküm diyene.

"Ezilmiş, bitkin düşmüş olabilir ulus,
İçinde yoksulluğun, bunalımın",
- Ne mutlu Türküm diyene.

"Bulunduğun durum her neyse,
Düşünmeyeceksin olanaklarını, koşullarını",
- Ne Mutlu Türküm diyene.

"Ey Türk Gençliği
Ödevin yurdu kurtarmaktır",
- Ne mutlu Türküm diyene.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Derleyen: Ayhan Görür

25 Nisan 2006

Mustafa Kemal Der ki - Fazıl Hüsnü DAĞLARCA













*
Mustafa Kemal
Der ki


Der ki Mustafa Kemal

- Ben yokum, biz varız,
Dur şimdi,
elinde gümüş çatal, elinde altın kaşık,
Kalk artık
kocaman sofralardan
Bir lokma et yesin köylerdeki kocaman ağız.

Der ki Mustafa Kemal

-
Ben yokum, biz varız.
Bir topluma varmak, bir toplumu yaşamak bu.
Ulaşan güneşler dilince bir hız.
Bu, Anadolu'dan ta Hint'e ta Çin'e Afrika'ya,

Der ki Mustafa Kemal

-Ben, yokum, biz varız.
Ancak böyle kurtuluruz küçük göğsümüzdeki
bencil türküden,
Bir balıkçının evinde,çocuğunu
kapılara bırakan bir kadında


Yeryüzü ağaçlarınca boy boy yaşarız.



Fazıl Hüsnü Dağlarca


Derleyen: Ayhan Görür