Orhan Veli Kanık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Orhan Veli Kanık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2011

Yaşamak...Orhan Veli


YAŞAMAK


Biliyorum, kolay değil yaşamak, 
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne; 
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri, 
Gündüzleri gün ışığında ısınmak; 
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün, 
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine... 
-Bin türlü mavi akar Boğaz'dan- 
Her şeyi unutabilmek maviler içinde. 


Biliyorum, kolay değil yaşamak; 
Ama işte 
Bir ölünün hala yatağı sıcak, 
Birinin saati işliyor kolunda. 
Yaşamak kolay değil ya kardeşler, 
Ölmek de değil; 

Kolay değil bu dünyadan ayrılmak. 











7 Aralık 2008

Sere Serpe...Orhan Veli Kanık/Brett Whiteley




Brett Whiteley

Sere Serpe


Uzanıp yatıvermiş, sere serpe;
Entarisi sıyrılmış hafiften;
Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
Yok, benim de yok ama...
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki!

Orhan Veli Kanık

Lässig

Sie liegt hingestreckt, lässig;
Ihr Kleid ist leich verrutscht;
Sie hebt den Arm, man sieht ihre Achsel,
Und legt die Hand an ihren Busen.
Ich weiß, sie denkt an nichts Schlechtes
Nein, ich auch nicht, aber...
So geht's doch nicht!
So legt man sich doch nicht hin!


ORHAN VELİ KANIK

Fremdarting
übersetzt von
Yüksel Pazarkaya

***
elle s'est allongée, sans égards;
sa robe a glissé légèrement
elle a étiré son bras, laissant voir son aisselle
elle tenait son sein aussi
elle n'avait pas de mauvaise intention, je le sais
elle n'en avait pas, je n'en avais pas non plus, mais…
ce n'était pas possible !
on ne s'allonge pas de cette façon !


http://erguvanlar.azbuz.com/blog/yazi/oku/5000000009258246/SERE-SERPE-SIIRIORHAN-VELI-VE-BELLA


Derleyen: Ayhan Görür

24 Mayıs 2008

Kendimle Karma - Sergi...SEMA ÜNDEĞER

Sema Ündeğer
Sergisi
Kendimle Karma

Fotoğraf, Ayhan Görür


Aynalı Cafe

Saat: 14 Tarih: 24.05.2008
Caferağa Mah. Hacı Şükrü Sokağı No: 39
Kadıköy
(Rum Kilisesi Arka Sokağı)
Tel: (0216) 330 31 88 Gsm: ( 0535) 817 52 73

SEMA ÜNDEĞER

Çok yönlü bir sanatçımız Sema Ündeğer'in 38. sanat yılını sessizce kutlamak istiyorum.
Sayısız ödülleriyle bence ülkemizin değil, dünyanın en özgün sanatçılarındır. "Üzerine gelen onca fırtına ve demir kapılara rağmen, onda dayanacak ancak bir çiçek gücü" olduğunu bilsem de "çölde yağmur yağdıran", modern zamanların usta bir sanatçısıdır.
Abartmadan söylüyorum işte: Dünya karikatürünün Sema Ündeğer'e ihtiyacı vardır. O başkalarına benzemeyecek kadar kızılderili bir kalp ağrısıdır. Çok renkli bir kalbi vardır ve karikatürlerini ışık ışık tozlarıyla çizer. Gözleri yüzlerinden büyük kadınlar çizmiştir. Yetim melekler umurundadır. Sema Ündeğer sessiz bir çığlığın bütün çağlara yayılan son baharın, son annelerin, son kültürlerin, sonuna geldiğimiz sahici olan sanatçılarımızdan birisidir.
Uluslararası başarılarından bahsedersem o sanki utanır diye düşünüyorum. Sema Ündeğer " sanatından başka günahı olmayan" hayat karşısında kirlenmeden duran, dünya ve kadın sorunlarını bu topraklardan koparmadan dile getiren (mizah mayası) sağlam bir Nasreddin Hoca'dır.
Onun çizgileri sevgiye acıkmış Dünyamızın ruhunu sevindiriyor. Tuzlu su içmiş, yetim ve kendine eğilen bir söğüt dalından başka sanki gözlerinden cam parçaları akan bu güzelim sanatçımızı nasıl anlatabilirim ki?
Yazan: Şair-Ressam /Engin Turgut
Sema Ündeğer;
İstanbul doğumlu.
Türkiye, Avrupa, Amerika, Japonya ve Kore'de Toplu ve Kişisel sergiler.
Müzeler: Türkiye, Fransa , Romanya, İtalya, Bulgaristan, Hollanda, Japonya
1986-1988 (F.E.C.O) Avrupa Çizerler Birliği Türkiye temsicisi.
1987; Witty World Int. Cartoon Magazin editörlüğü.

Sema Ündeğer


Sema.


Sema Undeger is a versatile artist adept in caricature, cartooning, photography, ceramics, and sculpture. A native of Istanbul, Turkey, she attended a local college and worked in ceramics at the Yildiz Palace in her native country in 1965. She dedicated herself to animation with the Istanbul Advertising Agency in 1972, and that same year began a productive career in caricature, publishing her work in several Turkish periodicals. From 1976 to 1978 she worked with Politika Gazetesi, a political journal, as a caricaturist, photographer, and writer. Her many titles include Turkish representative of the Federation of European Cartoonist Organizations (FECO), General Secretary of the Turkish Cartoon Association, and Turkish Editor of WittyWorld. Her work has been exhibited worldwide; it has received over 50 solo exhibitions in Turkey, France, Austria, Cyprus, and Romania It is in the permanent collections of museums in Bulgaria, Italy, and Japan and has been published in numerous international collections. Among the many national and international awards Ms. Undeger has received are those of the Nasrettin Hoça International Festival in Turkey, the Edinburgh Festival in Scotland, Pistoria Rossegna di Grafica Umoristica in Italy, and the Taejon Festival in Korea. A pioneer among woman cartoonists, Ms. Undeger is one of the most active cartoonists in her country.


Sema Undeger has represented Turkey as an editor of Witty World since 1987.

Sema Ündeğer

İSTANBUL'U DİNLİYORUM

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgâr esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;

Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlardan;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar kokularında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski âlemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.


İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, lâf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, bilmiyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, bilmiyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.


Orhan Veli Kanık

Sema Ündeğer.
I AM LISTENING TO ISTANBUL

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;
At first there blows a gentle breeze
And the leaves on the trees
Softly flutter or sway;
Out there, far away,
The bells of water carriers incessantly ring;
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;
Then suddenly birds fyl by,
Flocks of birds, high up, in a hue and cry
While nets are drawn in the fishing grounds
And a women's feet begin to dabble in the water.
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.
The Grand Bazaar is serene and cool,
A hubbub at the hub of the market,
Mosque yards are brimful of pigeons,
At the docks while hammers bang and clang
Spring winds bear the smell of sweet;
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;

Still giddy since bygone bacchanals,
A seaside mansion with dingy boathouse is fast asleep,
Amid the din and drone of southern winds, reposed,
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes cloesed.
Now a dainty girl walks by on the sidewalk :
Cusswords, tunes and songs, malapert remarks;
Something falls on the ground out of her hand,
It's a rose I guess.
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;
A bird flutters round your skirt;
I know your brow is moist with sweat
And your lips are wet.
A silver moon rises beyond the pine trees:
I can sense it all in your heart's throbbing.
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.


Orhan Veli Kanık
Translated by Talat Sait Halman (1982)

Sema Ündeğer.

Fenerbahçe
Fotoğraf, Ayhan Görür
Mayıs 2008

Türk Dili Dergisi
Perşembe Toplantılarına Katılan
Can Dostlara
Sevgi ve Saygılarımla...
Ayhan Görür

11 Mayıs 2008

Eski Karım-My Ex Wife...Orhan Veli Kanık


İSTANBUL
Fotoğraf, Ayhan Görür



Günbatımı, Sunset
Fenerbahçe'den Sultanahmet Sahilleri
Fotoğraf, Ayhan Görür
Mayıs 2008


Eski Karım

Nedendir, biliyor musun:
Her gece rüyama girişin,
Her gece şeytana uyuşum,
Bembeyaz çarşafların üstünde;
Nedendir, biliyor musun?
Seni hâlâ seviyorum, eski karım.

Ama ne kadınsın, biliyor musun!

Orhan Veli Kanık

My Ex-Wife

Do you know why you appear
In my dreams night after night,
Why I'm tempted by Satan
On immaculate sheets?
You know why, my ex-wife?
I still love you, that's why.

You're some kind of woman - you know that?

Orhan Veli Kanık

Translated and with Introduction by:
Sait Talât Halman

Sis, Fenerbahçe Parkı
Fotoğraf, Ayhan Görür
Şubat 2008

9 Temmuz 2007

Sereserpe...Orhan Veli Kanık

* * *

* * *


SERESERPE

Uzanıp yatıvermiş sere serpe;
Entarisi sıyrılmış, hafiften;
Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
Yok, benim de yok ama...
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki!

Orhan Veli Kanık

Derleyen: Ayhan Görür

8 Temmuz 2007

Eski Karım / My Ex-Wife....Orhan Veli Kanık


* * *

* * *

Eski Karım

Nedendir, biliyor musun:
Her gece rüyama girişin,
Her gece şeytana uyuşum,
Bembeyaz çarşafların üstünde;
Nedendir, biliyor musun?
Seni hâlâ seviyorum, eski karım.

Ama ne kadınsın, biliyor musun!


Orhan Veli Kanık



My Ex-Wife

Do you know why you appear
In my dreams night after night,
Why I'm tempted by Satan
On immaculate sheets?
You know why, my ex-wife?
I still love you, that's why.

You're some kind of woman - you know that?

Orhan Veli Kanık


Translated and with Introduction by:
Sait Talât Halman


Derleyen: Ayhan Görür

Les yeux d'Elsa...Lauis Aragon/Orhan Veli Kanık


* * *

* * *
Les yeux d'Elsa

Tes yeux sont si profonds qu'en me penchant pour boire
J'ai vu tous les soleils y venir se mirer
S'y jeter à mourir tous les désespérés
Tes yeux sont si profonds que j'y perds la mémoire

À l'ombre des oiseaux c'est l'océan troublé
Puis le beau temps soudain se lève et tes yeux changent
L'été taille la nue au tablier des anges
Le ciel n'est jamais bleu comme il l'est sur les blés

Les vents chassent en vain les chagrins de l'azur
Tes yeux plus clairs que lui lorsqu'une larme y luit
Tes yeux rendent jaloux le ciel d'après la pluie
Le verre n'est jamais si bleu qu'à sa brisure

Mère des Sept douleurs ô lumière mouillée
Sept glaives ont percé le prisme des couleurs
Le jour est plus poignant qui point entre les pleurs
L'iris troué de noir plus bleu d'être endeuillé

Tes yeux dans le malheur ouvrent la double brèche
Par où se reproduit le miracle des
Rois Lorsque le coeur battant ils virent tous les trois
Le manteau de Marie accroché dans la crèche

Une bouche suffit au mois de Mai des mots
Pour toutes les chansons et pour tous les hélas
Trop peu d'un firmament pour des millions d'astres
Il leur fallait tes yeux et leurs secrets gémeaux

L'enfant accaparé par les belles images
Écarquille les siens moins démesurément
Quand tu fais les grands yeux je ne sais si tu mens
On dirait que l'averse ouvre des fleurs sauvages

Cachent-ils des éclairs dans cette lavande où
Des insectes défont leurs amours violentes
Je suis pris au filet des étoiles filantes
Comme un marin qui meurt en mer en plein mois d'août

J'ai retiré ce radium de la pechblende
Et j'ai brûlé mes doigts à ce feu défendu
Ô paradis cent fois retrouvé reperdu
Tes yeux sont mon Pérou ma Golconde mes Indes

Il advint qu'un beau soir l'univers se brisa
Sur des récifs que les naufrageurs enflammèrent
Moi je voyais briller au-dessus de la mer
Les yeux d'Elsa les yeux d'Elsa les yeux d'Elsa

Louis Aragon


Elsa'nın Gözleri

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
Orda bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde

Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdayların üzerinde

Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgâr
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
Camın kırılan yerindeki maviliğini de
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar

Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkardım
Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde
Bulup bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke
Gözlerin Peru’mdur benim Golkond’um Hindistan’ım

Kâinat paramparça oldu bir akşamüzeri
Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
Gördüm denizin üzerinde parlarken
Elsa’nın Gözleri Elsa’nın gözleri Elsa’nın gözleri.

Louis Aragon

Çeviri: Orhan Veli KANIK

Derleyen:Ayhan Görür

7 Temmuz 2007

I can't explain - Anlatamıyorum ... Orhan Veli Kanık


* * *

* * *

I CAN'T EXPLAIN

(Moro romantico)

If I cried, could you hear
My voice in my poems,
Could you touch my tears
With your hands?

Before I fell prey to this grief,
I never knew songs were so enchanting
And words so mild.

I know there's a place
Where you can talk about everything;
I feel I'm close to that place,
Yet I can't explain


Orhan Veli Kanık

Çeviri: Sait Talat Halman


Anlatamıyorum
(moro romantico)

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum.
Anlatamıyorum.

Orhan Veli Kanık

Derleyen: Ayhan Görür

9 Nisan 2007

Orhan Veli...



* * *

Brett Whiteley, au



Birisi
o incecik, o dal gibi kız,

Şimdi galiba bir tüccar karısı.
Ne kadar şişmanlamıştır kim bilir.
Ama yine de görmeyi çok isterim,
Kolay mı? İlk göz ağrısı.
İkincisi Münevver Abla, benden büyük
Yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları
Gülmekten katılırdı, okudukça
Bense bugünmüş gibi utanırım
O mektupları hatırladıkça.
........çıkar
........dururduk mahallede
........halde
........yan yana yazılırdı duvarlara
........yangın yerlerinde
Dördüncüsü azgın bir kadın,
Açık saçık şeyler anlatırdı bana.
Bir gün önümde soyunuverdi.
Yıllar geçti aradan, unutamadım,
Kaç defa rüyama girdi.
Beşinciyi geçip altıncıya geldim.
Ama ben pek varamadım tadına.
Bütün kibar kadınlar gibi
Küpe fiyatına, kürk fiyatına.
Sekizinci de aynı bokun soyu.
Elin karısında namus ara,
Kendinde arandı mı küplere bin.
Üstelik........
Yalanın düzenin bini bir para.
Ayten'di dokuzuncunun adı.
İş başında şunun bunun esiri,
Ama bardan çıktı mı,
Kiminle isterse onunla yatar.
Onuncusu akıllı çıktı
........ gitti ........
Ama haksız da değildi hani.
Sevişmek zenginlerin harcıymış
İşsizlerin harcıymış.
İki gönül bir olunca
Samanlık seyranmış ama,
İki çıplak da, olsa olsa,
Bir hamama yakışırmış.
İşine bağlı bir kadındı on birinci.
Hoş, olmasın da ne yapsın,
Bir zalimin yanında gündelikçi,
.leksandra
Geceleri odama gelir,
Sabahlara kadar kalır.
Konyak içer sarhoş olur,
Sabahı da iş başı yapardı şafakla.
Gelelim sonuncuya.
Hiçbirine bağlanmadım
Ona bağlandığım kadar.
Sade kadın değil, insan.
Ne kibarlık budalası,
Ne malda mülkte gözü var.
Hür olsak der. Eşit olsak der.
İnsanları sevmesini bilir
Yaşamayı sevdiği kadar.


Orhan Veli Kanık

Derleyen: Ayhan Görür

4 Kasım 2006

Kapalıçarşı...Orhan Veli Kanık

* * *
* * *
Old Bazaar,İstanbul

KAPALIÇARŞI


Giyilmemiş çamaşırlar
nasıl kokar bilirsin,
Sandık odalarında;
Senin de dükkânın
öyle kokar işte.

Ablamı tanımazsın,
Hürriyette gelin olacaktı,
yaşasaydı;
Bu teller onun telleri,
Bu duvak onun duvağı işte.
Ya bu cemakândaki kadınlar?
Bu mavi mavi,
Bu yeşil yeşil fistanlı...
Geceleri de ayakta mı
dururlar böyle?
Ya bu bembeyaz gömlek?
Onun da bir hikâyesi yok mu?

Kapalıçarşı deyip geçme;
Kapalıçarşı,
Kapalı kutu.

Orhan Veli Kanık

Derleyen: Ayhan Görür

8 Haziran 2006

Doğa ile beraberlik... Orhan Veli Kanık

*

*John meis-Foto Meister @ comcast.net // wagoneers.com

*
Uyandım baktım ki bir sabah
Güneş vurmuş içime;
Kuşlara, yapraklara dönmüşüm;
Pır pır eder durur, bahar rüzgarlarında.

(pır pırlı şiir)

Orhan Veli Kanık

Derleyen, Ayhan Görür
Lütfen, resme girin!

2 Mayıs 2006

İSTANBUL'u dinliyorum - I am listening to ISTANBUL...Orhan Veli Kanık






*

İSTANBUL'U DİNLİYORUM

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgâr esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.


İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlardan;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar kokularında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski âlemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, lâf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, bilmiyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, bilmiyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

Orhan Veli Kanık


I AM LISTENING TO ISTANBUL

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;
At first there blows a gentle breeze
And the leaves on the trees
Softly flutter or sway;
Out there, far away,
The bells of water carriers incessantly ring;
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.


I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;

Then suddenly birds fyl by,
Flocks of birds, high up, in a hue and cry
While nets are drawn in the fishing grounds
And a women's feet begin to dabble in the water.
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.


I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

The Grand Bazaar is serene and cool,
A hubbub at the hub of the market,
Mosque yards are brimful of pigeons,
At the docks while hammers bang and clang
Spring winds bear the smell of sweet;
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.


I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;

Still giddy since bygone bacchanals,
A seaside mansion with dingy boathouse is fast asleep,
Amid the din and drone of southern winds, reposed,
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes cloesed.

Now a dainty girl walks by on the sidewalk :
Cusswords, tunes and songs, malapert remarks;
Something falls on the ground out of her hand,
İt's a rose I guess.
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;

A bird flutters round your skirt;
I know your brow is moist with sweat
And your lips are wet.
A silver moon rises beyond the pine trees:
I can sense it all in your heart's throbbing.
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

Orhan Veli Kanık

Translated by Talât Sait Halman (1982)

Derleyen: Ayhan Görür