Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2007

Beni Bir İnsan Olarak Göreceksin...Muhammed İkbal

* * *
by Pino

İnsan Olarak Şair

Aziz dostum, buraya gel!
Sen beni sadece soyut bir düşünür
ve yüce amaçların rüyasına dalmış
biri olarak tanıyorsun.

Benim evde çocuklarla oynamamı ve
sırasıyla onların tahta atı olmamı gör!

Benim ailemin içinde, kır saçlı annemin
dizlerine başımı koyup uzanışıma bak!
Hayat veren ellerinin dokunuşu,
zamanın tufanlı akışını tersine çeviren ve
beynimde dönüp duran
Kant ve Hegel felsefesine rağmen bana tekrar
bir okul çocuğu olma mutluluğunu bahşeden
annemin dizlerine uzandığım o ana bak!
Burada beni bir insan olarak göreceksin!



Muhammed İkbal
Çeviren: Halil Toker, Kaknüs Yayınları

Tablo, Bedri Rahmi Eyüboğlu

Derleyen: Ayhan Görür

8 Temmuz 2007

Seviyorum...Vladimir Mayakovsky

* * *

* * *

Seviyorum

İnsanoğlu aşkı doğduğunda getirir
Ama iş güç,
Para pul,
Ve buna benzer bir sürü şey
Kurutur gönlünüzün verimli toprağını.
Bedenin üstünde de gömlek.
Ama iş bu kadarla kalmaz.
Adamın biri,
Bir salak-
Bu gömleğe kol kapağı takmış,
Göğüs kısmınını da kolalamıştır.
İnsanoğlu yaşlandıkça fikir değiştirir
Kadın süslenir
Müller jimnastiğine başlar erkek.
Ama çok geç.
Deri kırışıklarla dolmuştur.
Aşk çiçeği açar,
Ve solar.


Ben de bol bol getirdim aşk verisini.
Ama insanlar
Daha küçücük yaştan başlayarak
Çalışmaya göre koşullanır.
Bense-
Rion kıyısında dolaşır
Sürterdim
Hiçbir şeye aldırmadan.

Kızardı anacığım:
"Ah korkunç haylaz, ah"
diyerek.
Kırbaç gibi şaklatırdı kemerini babam.
Bense
Cebimde üç düzmece ruble
Üçkağıt oynamaya giderdim erlerle.
Ne sırtımda bir gömlek
Ne ayağımda bir papuç
Katais Fırını'nda kavurur
Ya da güneşe verirdim sırtımı
Ve işkembemi,
İçim bulana dek.


Kendinden geçerdi güneş;
"Üst üste konmuş üç elma gibi mübarek!
Bu oğlanda var besbelli-
Altı okka bir yürek.
Ve hınzır anasını belliyor bu yüreğin.
Baksana a canım,
Nasıl oluyor da sığdırıyor
Beni,
Irmakları
Ve uzayıp giden kayalıkları,
O kuş kadar yüreğe?"


Vladimir Mayakovski

Çeviri: Bertan Onaran

Derleyen: Ayhan Görür

28 Nisan 2007

Bizden Sonra Doğanlara...Bertolt Brecht



Free Eagle!

* * *



Bizden Sonra Doğanlara
I
Gerçekten, karanlık günlerde yaşıyorum!
Doğru söz delilik. Düz alın
Kanıtı vurdumduymazın. Gülen ki
Korkunç haberi
Henüz almamış.

Ne günlere kaldık, ki
Neredeyse suçtur ağaç üzerine bir konuşma
İçerir çünkü susmayı bunca kötülük üstüne!
Orda ağırdan caddeyi geçen
Erişilmez mi dara düşen
Arkadaşları için?

Doğrudur: geçimimi sağlıyorum daha
Ama inanın: bu bir rastlantı yalnız. Yaptığım
Hiçbir iş doyma hakkını vermiyor bana.
Rasgele korunmuşum. (Talihim dönüverse. Yokum.)

Bana diyorlar: ye iç! Bak keyfine!
Nasıl yer içerim, kaparsam
Yiyeceğimi bir açın elinden ve
Bardaktaki suyum bir susuzda yoksa?
Ve yiyip içiyorum gene de.

İsterdim bilge olmak.
Eski kitaplarda yazılı nedir bilge
Kavga dışı kalmak dünyada ve kısa yaşamını
Korkusuz geçirmek
Zora başvurmadan edebilmek
Kötülüğe iyilikle karşılık vermek

İsteklerine ermeyip, unutmak
İşi bilgenin.
Yapamam bütün bunları:
Gerçekten, karanlık günlerde yaşıyorum!

II
Şehre geldim bozuk düzen günlerde
Açıklık sürerken.
İnsan arasına karıştım ayaklanmada
Ve onlarla birlikte öfkelendim.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde.
Yemeğimi yedim iki savaş arası
Katillerin arasında yattım
Sevgiye saygısız
Ve doğaya sabırsız baktım.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde

Her yol batağa çıkardı benim zamanımda.
Dilim durmaz ele verirdi beni.
Elimden gelen azdı. Ama hükmedenler
Daha rahat olurdu bensiz, buydu umudum.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde.

Gücüm azdı. Hedef
Uzak mı uzak.
Apaçık belliydi, benim ulaşmam
Mümkün değildiyse de.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde.

III
Siz, siz ki çıkacaksınız
Battığımız tufandan
Düşünün
Eksiklerimizden söz ederken
Karanlık çağı da
Sizin kurtulduğunuz.
Gittiydik, ayakkabıdan çok ülke değiştirip
Sınıf savaşları arasından, umarsız
Yalnız haksızlık var da baş kaldırma yoktuysa.

Biliyoruz oysa:
Alçaklıktan nefret bile
Çarpıtır çizgileri
Haksızlığa öfke bile
Kısar sesi. Ah, biz
Hazırlamak isterken dostluk yolunu
Dost olamadık kendimiz.

Siz ama, o gün gelince
İnsanın insana el uzattığı
Anın bizi
Hoşgörüyle.
...
O gün mavi eylül ayında
Sessiz körpe bir erik ağacı altında
Tuttum onu, sessiz beyaz aşkı
Kolumda kutsal bir düş gibi.
Ve üstümüzde güzel yaz göğünde
Bir bulut vardı, çoktan gördüğüm
Çok beyazdı ve çok yukarılarda
Ve başımı kaldırıp baktığımda, değildi orda.

O günden beri birçok, birçok aylar
Geçti sessiz aşağı kaydılar
Yok oldu o bütün erik ağaçları
Ve bana sorarsan aşk n'oldu diye
Sana derim ki: hatırlayamıyorum
Ama gene de, inan ki, biliyorum ne demek
istediğini.
Ama gene de gerçekten hatırlamıyorum onun
yüzünü.
Yalnız: o zamanlar öpmüştüm onu, biliyorum.

Ve bu öpücüğü de çoktan unutmuş olurdum
O bulut olmasaydı orada
Onu bugün de hatırlıyorum ve hep hatırlayacağım
bile.

Çok beyazdı ve yukarılardan geliyordu
Erik ağaçları belki çiçek açıyordur gene de
Ve o kadının belki de şimdi yedi çocuğu olmuştur
Ama o bulut yalnız birkaç dakika için açtı
Ve yukarı baktığımda, rüzgârda kayboluyordu

Bertolt Brecht


Look cross - eyed!

Derleyen: Ayhan Görür

2 Ocak 2007

Hayat Sana Teşekkür ederim...Sezen Aksu

* * *

* * *
by Emre Kayalar

HAYAT SANA TEŞEKKÜR EDERİM


Oyuncak bebeklerim olmadı çok
Evcilik oynamayı...


Alkışı sevdim,
Bıçak sırtlarında dolaşmayı
Tehlikeli sularda seyredip pupa yelken
Geçici emniyetlere ulaşmayı
Kadınları, erkekleri, romanları
Hele baş kaldıranları...

Acılarım oldu herkes gibi elbet
Herkese kısmet olmayan sevinçlerim
Unutulmayı da göze aldım, evet

Hayat sana teşekkür ederim!

Sezen Aksu

Derleyen: Ayhan Görür

11 Ekim 2006

Hayata dair... Servet Gürbüz

* * *
* * *
Sessizliğin sesini dinleyemezsin.
Kafandaki düşüncelerin gürültüsü
rahat bırakmaz seni.

Servet Gürbüz

Derleyen: Ayhan Görür

13 Mayıs 2006

Kalp veya Beyin Krizi üzerine... Prof.Dr.Osman Müftüoğlu



_/ Bilge bir kalb sağlam bir kalpten
daha güçlüdür. _/
*
YAŞASIN HAYAT


" Nerede yanlış yaptım " sorusuna doğru cevap...

*
Eğer kalb veya beyin krizi geçiren biri iseniz, size bir önerimiz var!
Geçirdiğiniz bu olumsuz deneyimleri
onları korku veya kaygınedeni olmaktan çıkarıp birerfırsatkapısı haline getirebilirsiniz. Yeter kiBen nerede yanlış yaptımsorusuna doğru cevaplar verin. "

Kalb ve beyin gibi iki yaşamsal organdan birinde yaşadığınız krizi (kalp enfarktüsü ya da beyin krizi/inme) yeni bir başlangıç, yeni bir doğuş, yeni bir umuda çevirebilirsiniz. Eğer bu fırsat kapısından girer ve bu yeni yolda yürümeyi ısrarla sürdürebilirseniz, sadece sağlığınızı yeniden kazanmaz, hayat kalitenizi de yükseltirsiniz. Böyle bir sürecin sadece sizi değil sevdiklerinizi de yeni üzüntülerden koruyacağından şüpheniz olmasın.

*
NASIL YAPACAKSINIZ?
Yola
Nerede yanlış yaptımsorusuna doğru yanıtlar vererek başlamalısınız.

Yaşam
biçiminize,
seçimlerinize,
alışkanlıklarınıza,
genetik mirasınıza
ilişkin ciddi sorgulamalar yapmalı, bu krize yol açan nedenlere
kafa yormalısınız.
Doğru yanıtlara ulaşabilmek için işe aile mirasınızdan başlayın." Genetik ağacınıza dallarına ve onu içten içe kemiren böcek ya da kurtları dikkatle araştırın. Damar hastalığı riski yüksek bir aileden mi geliyorsunuz? Aileniz özellikle birinci dereceden akrabalarınızda (50 yaş altı kadın, 55 yaş altı erkek) genç kalp veya beyin krizi geçirenlere, şeker hastalığı, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, ile mücadele edenlere sık rastlanıyor mu? Aile mirasınızda homosistein yüksekliği, metabolik sendrom, pıhtılaşma hastalıkları gibi sorunlar beklenenden yüksek mi?
*
DOKTORUNUZUN YARDIMI
Yapacağınız ikinci öncelikli iş, biyolojik yapılanmanızın ne düzeyde olduğunu belirlemek, genetik geçişi mümkün sorunlardan ne düzeyde etkilediğini araştırmaktır. Bu sorunların yanıtlarını ararken doktorunuzdan yardım istemelisiniz. Sorgulamaya korkmadan devam ettiğiniz, “Neden ben” ve “Neden şimdi” sorularına yanıt aramayı sürdürdüğünüzde testiyi kıran bir değil, birden çok etken olduğunu görüne şaşırmayın. Cahit Sıtkı’nın “Aman Allahım benim mi bu çizgili yüz?” derken yaşadığı şaşkınlığı siz de yaşamayın. Başınıza gelenlerin taşıdıklarınızın ve yaşadıklarınızın toplamındanibaret olduğunu unutmayın. Size yıllardır sigaranın, alkolün, kolesterol, trigliserit ve kan şekeri fazlasının veya uykusuzluk, stres, öfke fırtınalarının bitmez gerginlik, huzursuzluk ve kıskançlıkların zararlı olduğunu anlatmaya çalışan doktorunuzun haklı olduğunu hatırlayın.
Testiyi bir kez kırmış olmanız önemli değildir. Onu bir daha kırmamak için sigara içiyorsanız hemen bırakacak, fazla kilolarınızı atacak, kanınızdaki risk etkenlerini şu veya bu şekilde kontrol altına alacaksınız. Ve hiç beklemeden yeni bir hayat plânlayacaksınız.
*
DUYGUSAL BAGAJINIZ
Önce beyninizdeki aşırı duygusal bagajı boşaltacaksınız. Kaygı, öfke ve endişeyi geçmişte bırakacaksınız. Ruhsal çatışmaların, korkuların, hele hele bedenden daha fazla hızlandırılmış ruhların sağlığınızın önündeki en büyük engel huzurunuza takılan en etkin çengel olduğunu unutmayacaksınız. Zihin atölyenizi kuşkular ve korkulardan temizleyip onu keyif, umut, sevgi ve paylaşımlarla dolduracaksınız. Bedeniniz ve ruhunuzu sadece olumlu bakışlar üretmeye programlayacaksınız. Bardaktaki su ne kadar olursa olsun siz ona dolu gibi bakacaksınız.
İsret kalp, ister beyin krizi geçirin! Krizinizi bir tehlike ve kaygı olmaktan çıkarıp, bir fırsat haline dönüştürmek elinizdedir. Kriziniz yeni bir hayata açılan kapınız ve size yeni bir dünya kuran hocanız olabilir. Bu fırsatı değerlendirin!
**

BUNLARI YAPIN
Kalbiniz için

  • Şevkatli olun

  • Sevin

  • Başkalarının acılarının farkında olun

  • Yardım edin

  • Paylaşın

  • Hoşgörün

  • Affedin

  • Gülümseyin

  • Teşekkür edin

  • Şükredin

  • İnanın

  • Hoşlanın

  • İltifat edin

  • Umutlanın

  • Huzur alın

  • Hoşnut kalın

BUNLARI MUTLAKA YAPIN
_/
Değişime, dinlenmeye, eğlenmeye ve dostlarla sohbet etmeye en az çalışmak kadar zaman ayırın. Ailenizle, sevdiklerinizle daha sık bir arada olun. Şükredin, inanın, güçlü bir toplumsal aidiyet duygusuna sahip biri olmaya bakın.


_/ Sinema, tiyatro ya da konserlere işe gider gibi gidin, bol bol müzik dinleyip kitap okuyun. Dostoyevski, Tolstoy,Yaşar Kemal, Kemal Tahir ve Tanpınar’a yeniden dokunun, Ahmet Altan ve Paula Coelho ile tanışın. Oldukça ıskaladığınız hayatın büyüklüğü ve güzelliği karşısında şaşıracaksınız.


_/ Küçük şeylerin de zevkli olablileceğini görün, hayatınıza küçük ama keyifli yeni yeni hedefler koyun. Olanla yetinin, şükredin, olmayan için fazla sızlnmayın.


_/ Daha çok kendiniz olun, unutulmuş farkındalıkları yaşamınıza yeniden katılın.

BİR ÖNERİ
NEFRET KALBE YÜKTÜR


Nefret", kalbin derinerine gizlenmiş yoğun bir hoşlanmama duygusunun ifadesidir. Nefretin düşmanlık duygusu olarak kesinleşmesi, düşmanlarınızdan çok kalbinize zarar verir. Kalbinizi tıpkı " endişe" gibi, “korku” gibi için için kemirir.
Uykunuzu kaçıran, iştahınızı azaltan, reflünüzü azdıran, bağırsak spazmlarına pike yaptıran şeyin, "nefret" olması mümkündür, ama "nefret" en çok kalbiniz için ağır bir yüktür.
Göğüs ağrılarınız ve yürek çarpıntılarınızın altında farkına varılmamış "nefretler" olup olmadığını iyi sorgulayın.
"Nefretin" izine bile rastlarsanız onu umutla sevgiyle, şefkatle “detoks”layın!
Kalbinize kötü düşüncelerden önce ılımlılık, enginlik, derinlik ve sürekli dinginlik aşılayın. O zaman sadece sağlam değil, dingin ve bilge bir kalbe de sahip olursunuz.


_/ Bilge bir kalb sağlam bir kalpten daha güçlüdür. _/

Prof.Dr.Osman Müftüoğlu

Hürriyet Gazetesi - 16 Eylül 2006

Derleyen, Ayhan Görür

8 Mayıs 2006

Ayakkabıcı ve Sakat Çocuk...M.Mustafa Görgünel




* * *


Ayakkabıcı ve Sakat Çocuk

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar çok sayılmazdı ama küçük bir dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle... Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan dışarı fırlayıp:
- "Küçüüük!" diye seslendi." Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!"
Çocuk, ona dönerek:
- "Gerçekten çok güzeller!" diye tebessüm etti, "Ama benim bir bacağım doğuştan eksik".
- "Bence önemli değil!" diye atıldı adam. "Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı veya vicdanı." Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
- "Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi."
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
- "Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?"
- "Çok basit!" dedi, adam. "Eğer yoksa cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler..."
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi.
Adam, vitrine işaret ederek:
- "Baktığın ayakkabı, sana yakışır!" dedi. "Denemek ister misin?"
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
- "Üzerinde 30 lira yazıyor" dedi, "Almam mümkün değil ki!"
- "İndirim sezonunu senin için biraz öne alırım!" dedi adam, "Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder."
Çocuk biraz düşünüp:
- "Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!" dedi, "Onu kim alacak ki?"
- "Amma yaptın ha!" diye güldü adam. "Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım."
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı.
Adam, devam ederek:
- "Üstelik de öğrencisin değil mi?" diye sordu.
- "İkiye gidiyorum!" diye atıldı çocuk, "Üçe geçtim sayılır."
- "Tamam işte!" dedi adam. "5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!"
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek
- "Benim satış işlemim bitti!" dedi, "Sen de bana, bunu satsan memnun olurum."
- "Şaka mı yapıyorsunuz?" diye kekeledi çocuk, "Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?"
- "Sen çok cahil kalmışsın be arkadaş..." dedi adam, "Antika eşyalardan haberin yok her hâlde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder."
Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
- "Bana göre 20 lira yeterli." dedi. "İndirim mevsimini başlattınız ya!" Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
- "Babam haklıymış!" dedi. "Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek yok! Demişti."
*
* Her Rüzgâr
Savuracak Bir Toz bulur,
* Her Hayat
Yaşanacak Bir Can Bulur,
* Her Umut Gerçekleşecek Bir Düş Bulur,
*
Bulunmayacak Tek Şey Senin Benzerin Olur.


Can Dostum

M.Mustafa Görgünel' den.

Teşekkürler...

Derleyen: Ayhan Görür

5 Mayıs 2006

Izdırabın sonu yok sanma bu âlem de GEÇER... Neyzen Tevfik


* * * * * *

Neyzen Tevfik


GEÇER


Izdırabın
sonu yok sanma bu âlem de geçer,
Ömr-ü fâni gibidir, gün de geçer, dem de geçer,
Devr-i şâdi de geçer gussa-i mâtem de geçer,
Gam karar eyleyemez hande-i hurrem de geçer,
Gece gündüz yok olur, ân-ı demadem de
geçer.

Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi,
Çağlayan göz yaşımı, yoksa hicran seli mi?

İnleyen sâz-ı kazânın acaba bam teli mi?
Çevrilir dest-i kaderle bu bu şu'unun filimi,
Ney susar, mey dökülür, gulgule-i Cem de
geçer.

İbret aldın, okadunsa şu yaman dünyadan,
Nefsini kurtaragör mısyâd-ı ma fihâdan.
Niyyeti-i hilkâtı bul aşk-ı cihan-aradan
Önü yoktan, sonu boktan, bu kuru dâ'vâdan
Utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer.

Ne şeriat, ne tar'ikat, ne hakikat ne türe,
Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre.
Câhilin korku kokan defterini Tanrı düre!

Mâri'fet mahkemesinde verilen hükme göre,
Cennet iflâs eder, efsâne-i Âdem de
geçer.

Serseri Neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne,
Girmemiştir bu âvâlim, bu bedi' gözüne.
Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.
Pîr olur saki-i gül-çehre bakılmaz yüzüne,
Hâk olur pir-i mûgan, sohbet-i hemdem de geçer.

Neyzen Tevfik


İstanbul - Fatih,
11 Aralık 1943

Çeşitli Yönleriyle
Neyzen Tevfik
Hayatı, Kişiliği,Şiirleri
Alpay Kabacalı
s, 318,319

âlem, dünya; ömr-ü fâni, geçici ömür; dem, zaman; gam, keder;
hande-i hurrem, neşeli gülüş; devr-i şâdi, sevinçli devir
gussa-i matem,kederli yas; ân-ı demadem, şu güzelliğin;
tecelli-i hayat, görünen hayat; hicran, ayrılık;
saz-ı kazanın, kaza sazının; dest-i kaderle, kaderli elle;
şu'unun, olayın; gulgule-i cem, gürültülü toplantı
( Bu şiiri, ilk olarak, büroma geldiğinde,
kendisini rahmetle andığım,
Emekli Albay Şerafettin Uğurlutegin'den dinledim.
Üstadım,
gulgule-i cem'in "sürahiden su dökülürken çıkan su sesi"
olduğunu söyledi. )
nefsini,benliğini;
mısyad-ı ma-mafihadan, avlanmak için kullandığın araçtan;
niyyet-i hilkati, yaradılanın niyeti; aşk-ı cihan aradan, dünyada
yaşayanların aşkı; da'vadan, iddiadan; gayret-i gufranla, Tanra'nın
acaıyan bağışıyla; türe, töre; küre, yeryüzü ;
efsane-i Adem, Adem'in masalı;
avalim, dünyam; bedi', yaratanın; cehlinin, bilmezliğin;
saki-i gül çehre, içki sunan gül çehreli güzel;
pir-i mugan, yıllanmış meyhaneci; sohbet-i hemdem, sohbet arkadaşı.

GEÇER

Izdırabın sonu yok sanma, bu âlem de geçer,

Geçici ömür gibidir, gün de geçer, zaman da geçer,
Keder kararlı duramaz, neş'eli gülüş de geçer,
Sevinçli devir de geçer, kederli yas da geçer,
Gece gündüz yok olur, şu güzelliğin de geçer.

Bu görünen hayat aşk ile büktü belimi,
Çağlayan göz yaşımı, yoksa ayrılık seli mi?
İnleyen kaza sazının acaba bam teli teli mi?
Çevrilir kaderli elle bu olayın filmi,
Ney susar, içki dökülür, gürültülü toplantı da geçer.

İbret aldın,okudunsa şu yaman dünyadan,
Nefsini kurtaragör avlanmakta olduğun araçtan.
Yaradılanın niyeti dünyada yaşayanların aşkı bu,
Önü yoktan, sonu boktan, bu kuru iddiadan,
Utanır Tanrı'nın acıyan bağışıyla cehennem de geçer.

Ne bilgi, ne Tanrı yolu, ne hakikat ne töre,
Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu dünya.
Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre!
Ustalık mahkemesinde verilen hükme göre,
Cennet iflâs eder, Âdem'in masalı da geçer.

Serseri Neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne,
Girmemiştir bu dünyam, bu yaratanın gözüne,
Bilmezliğin kudreti baktırmadı, kendi özüne.
Pîr olur içki sunan gül çehreli bakılmaz yüzüne,
Hak olur yıllanmış meyhaneci, sohbet arkadaşı da geçer.

Neyzen Tevfik

Bugünkü dile çeviren
ve
Derleyen: Ayhan Görür ( 9 Mayıs 2002 )

2 Mayıs 2006

Mutlu ve Stressiz Yaşamak Üzerine... AYHAN GÖRÜR

Ey Hayat Stres Yapma Bana

Haber Merkezi - İnsan yaşamını olumsuzlaştıran stresle savaşımda basit yollar öneriliyor. Stresi yenmek isteyen insanın alkol ve sigarayı araç olarak kullanmaması gerektiği belirtiliyor. Stresle savaşım yöntemlerinin başında işlerin zamanında yapılması öneriliyor. Sonradan pişmanlık yaratacak olan öfke, sinirlilik gibi tepkileri kontrol altına alabilmek gerçekçi ve esnek olmak, gerekirse başkalarıdan yardım istemeyi bilmek gerekiyor.
Mutlu ve stressiz yaşamak mı istiyorsunuz? İşte birkaç öneri. Yılda en az bir kere güneşin batışını izleyin, çözülebilek birşeyi asla kesmeyin. Yaşayan herşeye saygı gösterin Arada bir annenize telefon edin. İşte size 50 maddede mutlu ve stressiz yaşamanın yolları. Öneriler, özel bir sağlık bülteni Lavnium'da yer alıyor.
  • Her gün üç kişiye kompliman yapın.
  • Buz kalıplarını boş olarak buzluğa koymayın.
  • Sevdiklerinizin doğum günlerini hatırlayın.
  • Her bahar çiçek ekin.
  • Pahalı araba kullanmayın, ama eviniz satın alabileceğiniz en iyi ev olsun.
  • Hiçbir zaman okumasanız bile iyi kitaplar satın alın.
  • Üç tane güzel fıkra öğrenin.
  • Ortada hiçbir neden yokken şampanya için.
  • İşin üçkağıdını öğrenmekle zaman kaybetmek yerine işi öğrenin.
  • Başkalarını suçlamayın. Hayatınızın her ânının sorumluluğunu üstlenin.
  • Sevdiklerinize küçük hediyelerle sürpriz yapın.
  • Sigara içmeyin.
  • Yılda en az bir kere güneşin batışını izleyin.
  • İnsanların isimlerini hatırlayın.
  • Çocuklarla oyun oynarken onların kazanmalarına izin verin.
  • Olumsuz insanlardan uzak durun.
  • İnsanlara ikinci bir şans verin, ama üçüncüsüne asla.
  • Her gün sekiz bardak su için.
  • Pahalı kıyafetler, pahalı ayakkabılar giyin, ama hepsini ucuzluktan alın.
  • Yemek kötü diye garsona bahşiş vermemezlik etmeyin. Çünkü yemeği o pişirmedi.
  • Ailenizde yangın tatbikatı yapın. Bir yangın çıktığında herkesin ne yapması gerektiğinden emin olun.
  • Çocuklarınıza her şeyin en iyisini vermeye uğraşmayın, verebileceklerinizin en iyisini vermeye çalışın.
  • Computer kullanmayı öğrenin.
  • İyi bir sözlük alın.
  • Sosisin ve sucuğun nasıl yapıldığını asla seyretmeyin.
  • Sabahları işinize geldiğinizde söyliyeceğiniz ilk şeyin herkesin gününü aydınlatan bir şey olmasına dikkat edin.
  • Seyahate çıktığınız zaman çantanıza ev adresinizi, telefononuzu, kan gurubunuzu ve hangi otelde kaldığınızı belirten bir not koyun.
  • Çözülebilecek bir şeyi asla kesmeyin.
  • En sevdiğiniz kitabı bir kez daha okuyun.
  • Zamanı ve kelimeleri dikkatsizce kullanmayın. Yeniden elde edemeyebilirsiniz.
  • Unutmayın, bir insanın manevi olarak en büyük ihtiyacı onore edilmesidir.
  • Ödünç aldığınız arabanın deposunu doldurup geri verin.
  • Yaşayan her şeye saygı gösterin.
  • Çocuğunuzun yarışmalarına ve müsamerelerine mutlaka gidin.
  • Yaşadığınız ânın keyfini daha sonra olacakları düşünerek kaçırmayın.
  • Havaalanına birisini karşılamaya gitmeden önce telefon edip rötar olup olmadığını öğrenin.
  • İlk intiba için ikinci bir şansınız olmaz. Onun için hazırlıklı olun.
  • Arada bir annenize telefon edin.
  • Kendinizden akıllı insanları işe alın.
  • Okul servis arabalarındaki çocuklara el sallayın.
  • Başkalarının zamanına değer verin. Randevunuza 10 dakikadan fazla geç kalacaksanız mutlaka haber verin.
  • Hayatın âdil olabileceğini düşünmeyin.
  • Bir yıl boyunca yarım saat erken uyanın. Yaşamınıza bir hafta ekleyin.
  • Davetiyelerdeki LCV'lere cevap verin.
  • Evinizde mutlaka yedek araba anahtarı bulundurun.
  • Saatinizi beş dakika ileride tutun.

Cumhuriyet Gazetesi

15 Mayıs 1992

Derleyen: Ayhan Görür

1 Mayıs 2006

Yaşama Sevinci ve Mutluluk Üzerine... J.W.v.Goethe


GEFUNDEN

Ich ging im Walde
So für mich hin,
Und nichts zu suchen,
Das war mein Sinn.

Im Schatten sah ich
Ein Blümlein stehn,
Wie Sterne leuchtend,
Wie Auglein shön.

Ich wollt’ es brechen,
Da sagt’ es fein:
Soll ich zum Welken
Gebrochen sein ?


Ich grub’s mit allen
Den Würzlein aus,
Zum Garten trug ich’s
Am hübschen Haus.

Und pflanzt’ es wieder
Am stillen Ort;
Nun zweigt es immer
Und blüht so fort.
J.W.v.Goethe
BULMAK

Ormanda yürüyordum
Öylesine ve kendimce,

Ve hiçbir şey aramamak
İşte buydu niyetim.

Sonra, gölgeler arasında
Bir çiçekcik gördüm,
Yıldız gibi parıldayan,
Bir göz gibi gülümseyen.

Yerinden koparmak isterken onu,
İncecikten bana:
" Solup, ölmemi mi istiyorsun
Tutup, kopararak beni?
"deyiverdi.


Onu kökleriyle birlikte,
Hiç incitmeden çıkarıp,
Güzel evin başındaki,
Büyük bahçeye taşıdım.

Büyük, sakin bahçede,
Ektim onu yeniden.
Şimdi o küçük, güzel çiçek
Büyüyor durmadan, çiçek açıp, gülerek
.

J.W.v.Goethe
Erich From
To Have or To Be
Sahip Olmak ya da Olmak
Çeviren: Aydın Arıtan,
Arıtan Yayınları

Derleyen: Ayhan Görür

26 Nisan 2006

Yaşam Ertelenemez, Ânı Yaşa , Carpe Diem... Leo Buscaglia - Jorge Luis Borges


"AN" lar

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,
ikincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz,

sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum,

ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.

Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır,
daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve
daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu
hayali olanların yerine.
Yaşamın her ânını gerçek ve
verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim
eğer,
yalnız mutlu anlarım olurdu.

Farkında mısınız bilmem.
Yaşam budur zaten:
Anlar, sadece anlar.
Siz de ânı yaşayın.

Hiçbir yere yanında termometre, su,
şemsiye ve paraşüt almadan
gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer ,
hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar
yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder,
güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım,
bir şansım olsaydı, eğer.

Ama, işte, 85'indeyim ve biliyorum...
Ölüyorum.

Jorge Luis Borges

(1899-1986)
Arjantin



Yapamadığım Şeyler
Anımsıyor musun yeni arabanı
ödünç alıp çarptığım günü?
Öldüreceğini sanmıştım beni, öldürmedin oysa.

Anımsıyor musun seni zorla sahile götürdüğüm,
yağmur yağacağını söylediğin ve
yağmurun yağdığı günü?
"Söylememiştim sana" demeni beklemiştim, demedin oysa.

Anımsıyor musun kıskandırmak için seni
başka oğlanlarla oynaştım ve
senin kıskandığın günleri?
Terkedeceğini sanmıştım beni, terketmedin oysa.

Anımsıyor musun çilekli pasta düşürüp
arabanın paspasını kirlettiğim günü?
Tokatlayacağını sanmıştım beni, tokatlamadın oysa.

Anımsıyor musun dansın resmî giysili olduğunu
söylemeyi unuttuğum ve


senin kot pantolonla geldiğin günü?
Bırakacağını sanmıştım beni, bırakmadın oysa.

Evet, yapmadığın çok şey vardı.

Ama dayandın bana, sevdin beni,
korudun beni.

Çok şey vardı,
benim de senin için yapmak istediğim,
Vietnam'dan döndüğünde.

Dönmedin oysa.

LEO BUSCAGLIA
Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek
Sayfa: 88,89
Çeviren: Nesrin Kasap


Derleyen: Ayhan Görür

24 Nisan 2006

Yaşamın Kalitesi Sizin Elinizdedir... ŞÜKRÜ KIZILOT

*











*
Kahvenizi Nasıl Alırdınız

BİR grup eski öğrenci, emekli hocalarını ziyarete gitmiş. İşlerinden ve sorunlarından söz etmişler. Hoca, iş yaşamında her biri önemli yerlere gelmiş eski öğrencilerine, kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş. Biraz sonra, değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.
Kimi porselen, kimi seramik, kimi plâstik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup, kahvelerini oradan almalarını söylemiş.

Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde,
hocaları onlara şunu söylemiş:

Farkına vardınız mı, bilmem.
Zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların
hepsi alındı,
masada yalnızca ucuz ve basit gürünümlü fincanlar kaldı.
Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve

onu almak çok normal,
ama işte bu demin bahsettiğimiz
problemlerinizin ve stresin nedeni.
Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken,
bilinçli olarak herbiriniz birbirinizin aldığı
fincanları gözleyerek, daha iyi olan fincanları
almaya uğraştınız.
Yaşam kahveyse; i ş, p a r a ve m e v k i, fincan dır.
B u n l a r yalnızca yaşamı tutmaya yarayan
a r a ç l a r d ı r,
ama yaşamın kalitesi b u n l a r a göre değişmez.
Bazen yalnızca f i n c a n a odaklanarak,
içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı
u n u t a b i l i y o r u z.
"

ŞÜKRÜ KIZILOT

Düzenleme: Ayhan Görür

23 Nisan 2006

O an, o zaman şarkı söylemek lâzım - SEZEN AKSU











ŞARKI SÖYLEMEK LÂZIM


HAYAT ZORLAŞINCA
ÇIKMAZ SOKAKLARDA SOLUKSUZ KALINCA
AZALINCA MÂNÂDAN
SEYYAR SEVDALARDA PARÇALANINCA

DİL YETMEYİNCE
GÖZ GÖRMEYİNCE
GÖNÜL HİSSETMEYİNCE
KIRILINCA CAMDAN KALP
DÖNÜP YALNIZLIĞA KİTLENİNCE

O ZAMAN ŞARKI SÖYLEMEK LÂZIM AVAZ AVAZ
O ZAMAN ŞARKI SÖYLEMELİ ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA
O ZAMAN YÜREĞİN YÜKÜ HAFİFLER BELKİ BİRAZ
O ZAMAN ŞARKI SÖYLEMEK LÂZIM AVAZ AVAZ

DERT BİTMEYİNCE
BİLDİĞİN ÇEKTİĞİNE YETMEYİNCE
YAKALAYINCA DÜŞMANINDA KENDİNİ
BİR DAHA KİN GÜTMEYİNCE

SEZEN AKSU












* * *
* * *
ŞARKI SÖYLEMEK LÂZIM


HAYAT ZORLAŞINCA
ÇIKMAZ SOKAKLARDA
SOLUKSUZ KALINCA
AZALINCA MÂNÂDAN
SEYYAR SEVDALARDA PARÇALANINCA

DİL YETMEYİNCE
GÖZ GÖRMEYİNCE
GÖNÜL HİSSETMEYİNCE
KIRILINCA CAMDAN KALP
DÖNÜP yalnızlığa KİTLENİNCE

O ZAMAN şarkı söylemek lâzım avaz avaz
O ZAMAN şarkı söylemeli çığlık çığlığa
O ZAMAN yüreğin yükü hafifler belki biraz
O ZAMAN şarkı söylemek lâzım avaz avaz

DERT BİTMEYİNCE
BİLDİĞİN ÇEKTİĞİNE YETMEYİNCE
YAKALAYINCA düşmanında
kendini
BİR DAHA kin GÜTMEYİNCE


İşte!
O an
O zaman
Sezen Aksu
dinlemek lâzım.

Düzenleme: Ayhan Gorür