Chuang Tzu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Chuang Tzu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2008

Çirkin Bedende Eksiksiz Doğa...Chuang Tzu




Çirkin Bedende Eksiksiz Doğa

Lu Beyi Ai, Konfüçyüs'e dedi ki:
"We ülkesinde adına Kambur Çalık
derler
çok çirkin bir adam vardı.
Çevresindekiler onu öylesine severdi ki,
hiç ayrılmazlardı.
Bir düzüneden fazla cariyesi vardı da,
yine de onu gören genç kızlar analarına,

  • 'başka birinin nikâhlı karısı olacağıma
    onun cariyesi olayım daha iyi,'

derlerdi.
Oysa değerli bir yanı
olduğunu
bugüne dek ne gören olmuştu,
ne de duyan.

  • Herkesle
    barışık yaşayıp gidiyordu,
    hepsi bu kadar.

Bey değil ki, birini ölümden kurtarsın.
Zengin değil ki, birinin karnını doyursun.
Yine de erkek kadın herkes
onun çevresinde olmak istiyordu.
Her halde olağanüstü bir yanı vardır diye
düşünüp huzuruma çağırttım.
Ben de baktım,
gerçekten korkunç derecede çirkindi.
Bir ay kadar yanımda kaldı,
o kadar çirkin gözükmez oldu gözüme.
Bir yıl geçmedi,
güven duymaya başladım ona.
Başvezirim yoktu o sırada.
Başvezirlik görevini önerdim.
Kararsız ve isteksizdi:
öyle ki, önerimden utandım.
Yine de ısrar edip razı ettim onu
devleti yönetmeye.
Ama çok geçmedi bırakıp gitti beni.
Sevdiğim biri gitmiş gibi üzüldüm.
Ülkeme bakıp da
mutluluğumu paylaşacak
kimsem yok gibi geldi.
Nasıl insandı bu?"



Konfüçyüs dedi ki:
" Bir gün yolumun üstüne
yavrularını emzirdiği sırada
ölmüş bir dişi domuz çıkmıştı.
Yavrular emmeye devam ediyorlardı
analarının memelerini.
Bir süre sonra analarına baktılar
gözlerini kırpıştırarak:
Anaları onlara bakmıyordu artık.
Yabancılaşmıştı
onlara.
Bunun üzerine onu öylece bırakıp gittiler.

  • Analarında sevip bağlandıkları şey
    onun
    bedeni
    değil,
    o bedene can veren
    onu
    yaşatan şeydi.
    Bu yüzdendir ki
    Kambur Çalık
    konuşmasa da
    herkes inanır ona.
    Hiç bir şey yapmasa da
    herkes sever onu.
    Bu yüzdendir ki,
    beyler ülkelerini teslim ederler ona da,
    tek kaygıları,
    ya görevi reddederse korkusu olur.
  • Demek ki
    onun doğası tammış
    ve
    yüreği
    dış görünüşüne

    yansımıyormuş."
"Doğası tam ne demek? "
diye sordu diye sordu Ai Bey.
Konfüçyüs yanıtladı:
"
Doğmak ile ölmek, yaşam ile ölüm,
yengi ile yenilgi, fakirlik ile zenginlik,
şan ve şeref ile utanç ve şerefsizlik,
ödül ile ceza,
sıcak ile soğuk
Gök'ün çarkının dönüşüne göre
olayların akışı içinde
durmadan yer değiştirirler
.

  • Bu yüzden bunlara kafa yorup
    iç huzurunu
    bozmaya değmez.
    Ruhun mekânına
    bunların girmesine
    izin
    vermemek gerek.

  • Her kim ki yüreğinde bu uyumu
    tüm ömrü için peşinen
    duyumsamayı başarır da
    mutluluğunu hiç yitirmezse,
    her kim ki,
    gece olsun gündüz olsun,
    dünyaya hep
    bu bahar yumuşaklığı ile yönelir
    ve
    zamanın akışına göre
    yüreğinde oluşanları da
    aynı yumuşaklıkla kabul ederse,
    işte, onun doğası tam demektir.
    "

" Ya
yüreği dış görünüşe yansımıyor
ne demek?"
Konfüçyüs
dedi ki:
" Hiç bir şey huzur ve
sükûnu
durgun su kadar iyi dile
getiremez.
Onu
örnek almak gerek.

  • Her kim ki içindekini tutar,
    onu dışa taşımazsa,
    onun doğası
    iç uyumu kurmaya yetenekli olur.
    Yüreği dış görünüşe
    yansımayan kişi,
    Doğa'sıyla
    bozulmaz bir uyum içinde kalır.


Chuang Tzu
Taoculuk Üzerine
Meseller-Diyaloglar
Çeviren: Ömer Tulgan
Yol Yayınları

Bu yazıları
ekinimize kazandırdığı için
Yol Yayınları'na,Ömer Tulgan'a
çok teşekkür ederim... (A.G.)

Kadıköy, Caddebostan
Fotograf, Ayhan Görür
Şubat 2008

31 Mart 2008

İnsan...Chuang Tzu



Brett Whiteley
Famous Australian Artists

İnsan

Taocu öğretinin esas konusu insandır.
Taoculuk
'un bugün bilinen
en eski yapıtı olduğu sanılan
"Yin Fu Jing" (Sırlar Kitabı)
şöyle diyor:


  • Ve doğayı yaratır benlik...
    Göğün en derin özü : insan?

Bu nedenle Tao'dan sonra
en önemli kavram "Te"dır.
Taoculuk'ta: Tao ete kemiğe bürünür.,
insanda Te(dı) diye görünür.
Ama onun da içeriği çok zengin:
Erdem, insandaki,
Doğa'nın tümü ile
uyum sağlama yeteneği
,
yaşam gücü,
can demektir.
Bir bakıma Qi ile eş anlamlıdır.

Te, insan davranışlarına "edimsizlik" (wu wei)
ile yansır.
Edimsizlik,
Batı dünyasındaki eylemsizlik
gibi anlaşılıyor.
Oysa Taocu bilge dünyadan el etek çekmez;
o, yaşamın ta içindedir.
Onun uzak durduğu,
yaşamın doğal uyumuna
ters, tutkulu, huzursuz eylemlerdir.
Hazla, tadını çıkara çıkara yaşar,
çalışır, yaratır, insanlığa, canlılara,
bin bir türe hizmet eder.

Ve gerekli olduğu zaman ve yerde
yaşama ters düşeni yenmeyi bilir:
Öfkesiz, acelesiz, sabırla.
Suyun taşı yendiği gibi,
bu benimdir demeden,
ben benim demeden...

  • insanoğlu dünyaya geldiğinde
    yumuşaktır ve zayıf
    öldüğü zaman sert ve güçlüdür
    bin bir tür dünyaya geldiğinde
    yumuşaktır ve ince
    öldüklerinde kuru ve katıdırlar
    demek sert ve güçlü yandaşıdır ölümün
    yumuşak ve zayıf yandaşıdır yaşamın...
    güçlü ve büyük olan yenilir
    yumuşak ve zayıf olan kazanır

Chuang Tzu

Taoculuk Üzerine
Meseller-Diyaloglar
Çeviren: Ömer Tulgan
Yol Yayınları

Derleyen: Ayhan Görür

30 Mart 2008

Bilgidir bozacak olan dünyanın düzenini...Chuang Tzu




Brett Whiteley
Famous Australian Artists

Bilgidir bozacak olan dünyanın düzenini

Kuang, Lizhu, Chui, Zang, Shi, Yang ve Mo gibiler
erdemi
dışsal şeylerde arar,
göz kamaştıran pırıltılarla
yollarını şaşırttırlar insanlara.
Ve bu yüzden çıkmaz sokaklara sokarlar onları.

  • Beyim sen bilmez misin
    dünyanın yolunda olduğu günleri?
    Çok eski çağları, Yongchang, Dating,
    Bohuang, Zhangyang, Lilu, Liku,
    Xianyuan, Hoxu, Zuenlu, Chuyong, Fuxi,
    Shannag'ların77 günlerini?
  • düğüm atar idi insanlar yazı yazmak yerine
    yiyecekler tatlı idi giyecekler renkli idi
    evler huzurlu törenler keyifli idi
    göresiye yakınken komşu ülkeler
    horozların köpeklerin sesini duyasıya yakınken
    kocamış ölür idi insanlar
    bir kez bile oralara gidip gelmeden
    78
  • Gökün düzeni hâkimdi eskiden göğün altında.

Bugün ise insanlar boyunlarını uzatıp,
ayak parmakları üstüne kalkarak
haber veriyorlar birbirlerine,
"falan kente, filan yere bilge bir kişi gelmiş"
diye:
Haydi evini barkını,
efendisinin işini gücünü yüzüstü bırakan,
yollara düşüyor.
Ayak izleri sınırları aşıyor.
Tekerlek izleri binlerce fersah uzaklara uzanıyor.
Ama hükümdarlar, beyler
Tao'ya
değil de
hünere değer verirse,
elbet bozulur

göğün altındaki düzen!

  • Nereden mi biliyorum böyle olduğunu?
    Dinle bak:

Yaylar, oklar ve tatarokları üzerine
bilgi fazla arttı mı,
gökteki kuşların düzeni bozulur.

Olta, yem, ağ ve balık avı üzerine
bilgi fazla arttı mı,
sudaki balıkların düzeni bozulur.

Ökse, tuzak, hendek ve kara avcılığı üzerine
bilgi fazla arttı mı,
yerdeki hayvanların düzeni bozulur.

Tartışma sanatı üzerine
bilgi fazla artıp da,
dâhiyane "Beyaz nedir - sert nedir?
Görüş ayrılığı nedir - görüş birliği nedir?"79

tartışmalar yaygınlaştı mı,
basit insanların kafasının düzeni bozulur.

Bu yüzden, ne zaman dünya alt üst olursa
bil ki, nedeni insanların

bilgiye fazla değer vermesindendir.

Eğer göğün altında herkes
yalnız bilmediği şeyleri merak eder de,
kimse bildiği şeyleri merak etmezse,
herkes başkalarının eksiklerini kınar da
kimse kendi eksiğini kınamazsa,
sonunda bu,
dünyanın düzenini altüst eder.

Güneş ile ayın ışığını karartır;
dağların, ırmakların can damarını kurutur;
dört mevsimin sırasını bozar.

Bu yüzden
en küçük sineğe, en basit kurtçuğa
varıncaya dek, her şey
gerçek doğasını
yitirir.

Dünyayı bilmeye
fazla değer vermektir
düzeni bozacak olan
dünyanın.
(10, 1-4)

Chuang Tzu

Taoculuk Üzerine
Meseller - Diyaloglar
Yol Yayınları
Çeviren:
Ömer Tulgar'a
Çok Teşekkürler...

İstanbul, Kadıköy
Fotograf, Ayhan Görür
Mart 2008

15 Mart 2008

Tutuculuk Üzerine...Chuang Tzu























Chuang Tzu - Konfüçyüs

Tutuculuk Üzerine

Konfüçyüs bir yolculuğu sırasında We ülkesinden geçiyordu.
Öğrencisi Yenhui(41) müzik ustası Jin'e sordu:
"Ustamızı nasıl buldun?"
Jin Usta
yanıt verdi:
"Ne yazık ki ustanızın çabaları başarısızlığa mahkûm."
Yenhui tekrar sordu:
"Neden?"
Jin Usta
şunları söyledi:
" Törenlerde kurban olarak sunulan samandan köpekler törenden önce süslü dolaplara konur, dantellerle nakışlarla süslenir.
Rahip onlara el sürmeden önce oruç tutup abdest alarak arınır.
Ama tören bitti mi atarlar onları çöplerin arasına,
gelen geçen hiç aldırmadan başlarına sırtlarına basar,
kış için yakacak toplayanlar onları toplayıp yakar.(
42)
Ama yoldan yoldan geçen biri kalkıp da bunları alsa, süslü dolaplara koysa, dantellerle, nakışlarla süslese, işi gücü bırakıp bunların ayakları dibinde uyusa, kötü düşler ve karabasanlar görür.
Sizin usta da eski hükümdarlar zamanında töreni yapılıp işi bitmiş saman köpekleri buluyor, çevresine topladığı öğrencileriyle birlikte işi gücü bırakıp bunların ayakları dibinde uyumaya kalkıyor.
İşte bu yüzden
Song'da altında durduğu ağaç üzerine devrildi.
We'da ayağının ayağının tozunu silmek zorunda kaldı(43),
Shang ve Chen ile Zhai sınırında askeri birliklerce kuşatılda,
yedi gün pişmiş aş yüzü görmedi, neredeyse öleyazdı:
Bu, karabasan değil mi?

Su üzerinde yolculuk edecek olan gemiye biner
, kara yolundan giden arabaya.
Suda gemi ile yolculuk ediliyor diye biri kalkıp karada da
gemi ile yolculuk etmek isterse yaşamı boyunca bir karış yol alamaz.

Eski ve yeni zamanlar da su ve kara yolculuğu gibi değil mi?
Eski Zhou krallığı ile bugünün Lu ülkesi de gemi ve araba gibi değil mi?
Zhou krallığı yöntemleriyle Lu'yu yönetmeye kalkışmak, karada gemi yürütmeye kalkışmak demek değil mi?
Hem başarısızlığa mahkûm boşuna bir çabadır bu, hem de insanın insanın başına bin dert açar.
Ama sizinki
hâlâ anlamamış
bir yöntemi başka yere uygulamaya kalkan kişinin saygınlığını yitireceğini.


Kaldıraçlı bostan kuyularını bilmez misin?
Çekersen aşağı iner, bırakırsan yukarı çıkar:
Onu bir insanın çekmesi gerekir,
yoksa onun insanı çekmesi değil.
Ancak o zaman o insana karşı koymadan inip çıkar.

Üç Hakan-Beş Hükümdar devrinin(44)
töresi, ahlâkı, yasaları, emirnameleri de
saygınlıklarını
bugüne uygun olmadığından
değil
, o zamanın koşullarını
düzenleyebilmiş olmalarından
alıyorlar.

İğde, armut, turunç ve portakalı al:
Bunların hepsinin de tadı güzeldir ama,
her birinki başka başkadır.

Ahlâk
, töreler ve yasalar da
öyle olmalı,
kendi dönemlerinin koşullarına
uymalıdır.
Şimdi bir maymunu al,
Zhou Bey'in(45) giysilerini
giydirmeye kalk!
Her halde bunları dişleyip yırtmaya çalışır,
ancak tüm giysilerden kurtulursa rahat eder.
O zamanlar ile bugünü de karşılaştırırsak,
aradaki fark
maymun ile Zhou Bey
arasındaki farktan
hiç de daha az değil. (46 )

Bir gün dünya güzeli Xishi'nin
canı sıkılmış, suratını asmış.
Çirkin bir kadın görmüş bunu,
pek
de güzel bulmuş:
Köyüne dönünce o da surat asmış.
Ama zengin komşuları
evlerine çekilip kapılarını kapamışlar yüzüne,
fakir fukara ise çoluğunu çocuğunu alıp
uzaklaşmış yanından.
Surat asmanın da güzel olabileceğini
doğru anlamış ama,
bunu
güzel yapanın
ne olduğunu
anlamamış.
Chuang Tzu
Taoculuk Üzerine
Meseller-Diyaloglar
Çeviren: Ömer Tulgan
Yol
Yayınları

İstanbul,Kadıköy, Caddebostan
Photograph by Ayhan Görür

14 Mart 2008

Ahlâklı ve Ahlâksızın Buluştuğu Yer...Chuang Tzu




Taoism and The Arts of Chine

Ahlâklı
ve ahlâksızın
buluştuğu yer

  • Gelin olaya daha yakından bakalım:
  • Üç hanedan boyunca
    tüm insanlar
    dışsal şeyler
    uğruna
    kişiliklerinden
    özveride bulunmuşlar.
    Basit insanlar

    mal mülk hırsıyla
    yapmışlar bunu,
    âlimler
    ün kazanmak için,
    soylular

    soyunun şanına şan katmak için,
    bilgeler de
    insanlığa hizmet uğruna.
    Gerçi toplum
    bu değişik amaçları
    farklı düzeylerde değerlendirir.
    Ama

    bunların hepsi
    insanın kendi doğasını

    yaralayıp
    kişiliğinden

    özveride bulunmakta ortaktır.
  • Koyunları otlatmaya çıkan
    uşak ile hizmetçinin öyküsünü bilir misiniz?
    Bunlar koyunları kaybedip dönerler.
    Nasıl oldu bu iş diye sorulduğunda,
    uşak, "kutsal metinler okuyordum" der,
    hizmetçi ise, "kumar oynamaya dalmıştım" der.
    Bu ikisini oyalayan uğraşlar farklıdır ama,
    sonuçta koyunları kaybetmiş olmaları açısından
    aralarında
    fark yoktur.
  • Soylu Bo Yi
    şan ve şeref uğruna
    Shaou Yank dağının eteklerinde can verdi.
    Haydut Zhi
    ise
    mal mülk hırsı yüzünden
    Tong Ling dağının doruğunda öldürüldü.
    Bu iki insanın
    oyalandıkları uğraşlar
    farklıydı, ama sonuçta

    yaşamlarını
    kaybedip
    öz doğalarını
    yaralamış olmaları açısından
    aralarında bir fark yoktu.
    Öyle ise neden
    Bo Yi'yi yüceltip
    Zhi'yi mahkûm etmeli?
  • Göğün altında
    tüm insanlar
    hep bir şeyler uğruna özveride
    bulunuyorlar yaşamlarından.
    Âdet olmuş, eğer biri bunu
    ahlâk ve görev ilkesi uğruna yapmışsa,
    yüceliyor,
    mal mülk hırsıyla yapmışsa

    aşağılanıyor.
    Oysa yaşama
    karşı
    ikisi
    de eşit durumdalar...
  • Ahlâk ve görevi
    öz doğasından
    üstün tutana,
    Zang ve Shi de olsa
    erdemli demem ben.
    Beş tadı ayırt etme hünerini
    öz doğasından üstün tutana,
    Shu Er
    da olsa hünerli demem ben.
    Sesleri ayırt etme duyarlılığını
    öz doğasından üstün tutana,
    Kuang Usta
    da olsa duymada usta demem ben.
    Renkleri ayırt etme duyarlılığını
    öz doğasından üstün tutana,
    Lizhu
    da olsa görmede usta demem ben.
  • Benim erdem dediğim
    ahlâk
    ve görev duygusu değil,
    doğal ve özgürce davranabilme yeteneğidir.
  • Benim duymada duyarlılık dediğim,
    başka şeyleri
    değil,
    kendi benliğini algılama yeteneğidir.
  • Benim görmede duyarlılık dediğim,
    başka şeyleri değil,
    kendi benliğini görebilme yeteneğidir.
  • Kendini göremeyip yalnızca başka şeyleri gören,
    kendine
    sahip olamayıp yalnızca başka şeylere sahip olan,
    kendi malına değil, yabancı mala sahip çıkıyor demektir,
    kendi hedefine değil, yabancı hedeflere erişiyor demektir...
  • Böylesi,
    adı ister
    Haydut Zhi olsun, ister Bo Yi,
    bir sahtekâr ve sapıktır.
  • Tao ve Te'nin huzurunda ben
    böyleleri için
    ancak utanç duyarım!
  • Ahlâk ve görevden de,
    ahlâksızlıkla onları çiğnemekten de
    uzak dururum ben
    !
    (8, 1-5)

Chuang Tzu

Taoculuk Üzerine
Meseller-Diyaloglar
Yol Yayınları
Çeviren: Ömer Tulgan

Ömer Tulgan'a çok teşekkürler...
Derleyen: Ayhan Görür

13 Mart 2008

Dârâ Düşmek ve Fakir Düşmek...Chuang Tzu




Dârâ düşmek ...

Chuang Tzu'nın giysileri kırk yamalı çuval bezindendi. Ayağındaki çarıkları sicimlerle bağlanmıştı derme çatma. Bir gün bu haliyle We hükümdarının huzuruna çıktı. Hükümdar sordu: "Bu ne hal Beyim? Bu kadar mı dârâ düştünüz?"

Chuang Tzu yanıt verdi: "Bu gördüğünüz fakir düşmektir, dârâ düşmek değil! İnsan Tao'ya ve Te'ya erişmiş ve bunları çevresine yayamıyorsa, asıl odur işte dara düşmek. Kötü giysi, yırtık çarık -fakir düşmektir bunlar, dârâ düşmek değil.
Asıl dârâ düşmek, dünyaya yanlış günde gelmiş olmaktır.

Hiç ağaca tırmanan maymunları seyrettiniz mi, Hükümdar hazretleri? Kayın ağacına, çama, meşeye, bey defnesine çıktı mı, ağaçların beyi hükümdarı olur o. En usta okçular bile erişemez ona. Ama çevresinde bodur çalılardan başka şey yoksa korkaklaşır, sağına soluna bakıp titremeye başlar. Kasları, kemikleri zayıflayıp da eklemleri katılaştığından değil, çevresindeki koşullar doğasına ters düştüğünden düşer bu hale. Yeteneklerini kullanamaz olur.

Günümüzde, aklını yitirmiş efendilerin ve kafası karışık vezirlerin yönetiminde yaşayıp da yine de dârâ düşmeyeyim diyen kişi, olmayacak şeyi istiyor demektir. Bedeninden canlı canlı yüreği çıkarılan Bigan örnek olmalı böylelerine! "
64 (20,6)

64
Konfüçyüs
'ün derlediği söylencelere göre, Shang Yin ailesinden sonra hakan olan Zhau çok zalimmiş. Akrabası Bigan Bey bu zulme karşı çıkıp onu uyarmış. Ama Zhau karısının kışkırtmalarına uyup Bigan'ı tutuklamış, yüreğini canlı bedeninden sökerek öldürmüş.

Chuang Tzu
Taoculuk Üzerine
Meseller Diyaloglar

Çeviren: Ömer Tulgan

Yol Yayınları

Derleyen: Ayhan Görür

16 Mart 2007

Kutlu yaşam üzerine...Chuang Tzu




Kinkaku

Kutlu Yao ve Sınır Bekçisi


Kutlu Hakan Yao, Baharlar ülkesine gitmişti. Ülkenin sınır bekçisi onu görünce pek sevindi: " Aman bir kutlu kişi! Kutlu kişi izin verirlerse kendilerine hayır dualarımı sunayım:

"Kutlu kişiye uzun bir ömür dilerim.."
Yao yanıtladı: "Reddediyorum!"

"Kutlu kişiye zenginlik dilerim..."
Yao yanıtladı: "Reddediyorum!"

"Kutlu kişiye pek çok evlât dilerim..."
Yao yanıtladı: "Reddediyorum!"

Sınır bekçisi sordu: "Uzun ömür, zenginlik, erkek evlât herkesin en fazla istediği şeyler. Sen bunları neden reddettin ki?"
Yao yanıtladı: " Çok oğlu olmak çok dert getirir. Çok parası olmak zahmet getirir. Çok yaşlı olmak çok keder getirir. Bunlar insanın erdemine erdem katan şeyler değildir, bunun için reddettim."

Sınır bekşisi:
" Tüh, ben de seni kutlu biri sanmıştım!" dedi.
"Meğer sen basbayağı bir erdemli kişiymişsin. Gök bin bir insana can veriyor; hepsine de yapacak bir iş buluyor. Çok oğlun varsa, birer iş verirsin herbirine: Ne diye dert edecekmişsin?
Çok paran varsa, dağıtırsın insanlara: Ne diye zahmet çekecekmişsin?

Kutlu kişi şu dünyada kuş gibi yaşar... Dünya Yol'undaysa, bin bir varlıkla mutluluğa paylaşır. Dünya Yol'dan çıkmışsa, kendi doğasına yönelir, amaçsız kaygısız yaşar. Bin yıldan sonra da yaşamaktan yorulursa, teslim eder bedenini, ak bulut gibi Gök'e süzülüp gider... Ne diye keder duyacakmışsın.?"

Sonra arkasını dönüp yürüdü.
Yao ardından koştu: "Bir şey sorabilir miyim.." Sınır bekçisi dönmeden yanıt verdi: "Geçmiş ola! " (12,6)

Chuang Tzu
Taoculuk Üzerine,Meseller-Diyaloglar

Çevire:
Ömer Tulgan
YOL YAYINLARI


Doğu düşüncesini,
güzel çevirileri ile, bizlere kazandıran
ÖMER TULGAN'a çok teşekkürler...
Derleyen: Ayhan Görür

24 Şubat 2007

Tao'yu yaşamak...Chuang Tzu


Hello, from TURKEY!


Kinkaku

"


Bostan kuyusu

Zi Gong, Qu ülkesine gitmiş, oradan da Zin'e geçmişti. Yolda, Han ırmağı yöresinde bostanını sulayan bir ihtiyar gördü. Adamcağız her seferinde kuyunun dibine iniyor, bir bakraç suyla tekrar yukarı tırmanıyor, bununla sebzelerini suluyordu. Tüm gücüyle, pek az iş çıkarıyordu.
Zi Gong ihtiyara dedi ki: "Bir araç var ki, onunla pek az bir emekle bir günde yüzlerce tarhı sulayabilirsiniz. Bunu kullanmak istemez miydiniz?" İhtiyar doğruldu: " Nasıl olacakmış bu iş? " Zi Gong anlattı: "Uzun bir sırıktan bir kaldıraç yaparsınız, arkasına bir ağırlık bağlarsınız, önü hafife kalır. -Bununla kısa zamanda istediğiniz kadar su çekersiniz."



İhtiyar
öfkeyle güldü:
"Benim ustam derdi ki,

makine ile çalışanın yaptığı iş de makineleşir.
Yaptığı iş makineleşenin kalbi de de makineleşir.
Kalbi makineleşenin saflığı, basitliği gider.
Saflığını yitiren kişi huzursuz olur.
Huzursuzluk ise Tao'yu yaşamayı engeller.
O sizin yaptığınız türden araçları bilmez değilim;
ama bunları kullanmaktan utanç duyarım! "


Zi Gong
kızardı ve sustu. Bostancı sordu: "Siz kimsiniz beyim?" Zi Gong, "Ben Konfüçyüs'ün öğrencilerindenim," diye cevap verdi.
Bostancı başını salladı: "Demek siz eski zamanların kutlu kişilerine özenen büyük âlimlerdensiniz. Halktan üstün oldukları ile övünüp, iyi bir isim yapma kaygısı içinde yanıp tutuşanlardan. Derin bilginizi bir yana atıp çözüm reçetelerinizi bir unutabilseydiniz, belki bir şeyler yapabilirdiniz.
Ama siz kendinizi bile düzeltemezken nasıl olup da dünyayı düzelteceksiniz? Gidin işinize efendi, alıkoymayın beni işimden.
Zi Gong ölü gibi bembeyaz kesilmişti. Ne yaptığını bilmez bir halde yola çıktı. Ancak üç saat durmadan yürüdükten sonra biraz kendine gelebildi.
Öğrencileri sordular: "Kimdi o ihtiyar, usta? Onunla konuştuktan sonra renginiz attı. Bütün gün kendinizi toplayamadınız! Ne söyledi size?" Zi Gong dedi ki: "Şu dünyada ustamızdan başka büyük adam yoktur sanırdım. Şimdi anladım ki bir de bu bostancı ihtiyar varmış.
Ustamız, geçmiş devirlerin kutlularının Yol'una göre insanın az güçle çok iş yapması gerektiğini öğretmişti bana. Oysa şimdi gördüm ki, hiç de doğru değilmiş bu.
Şu adam halkın arasına karışmış yaşıyor da, kimse bilmiyor nereden gelip nereye gittiğini. Ne kadar güçlü ve gerçek bir yetkinlik. Onun yüreğinde başarıya, kazanca, ustalığa, hünere yer yok. İstemediği şeyi yapmıyor; anlayışına uymayan yolda gitmiyor. Tüm dünya onu onurlandırsa, başını çevirip bakmayacak. Tüm dünya onu aşağılasa, üzerinde durmaya değmez, önemsiz bir şey olarak görecek. Dünyanın övgüsünün ve yergisinin böylesi üstünde olan kişi, Te'si tam bir insandır. Onun önünde ben kendimi rüzgârın ve dalgaların oradan oraya savurduğu yaprakmışım gibi, basit bir köylüymüşüm gibi duyumsadım.
Lu'ya dönünce olup biteni Konfüçyüs'e anlattı. Konfüçyüs dedi ki: "O adam en eski devirlerin ilkelerine göre yaşıyor demek. Bir'e varmış, İki'yi bilmek istemiyor. İç dünyasını düzene koymuş, dış dünya hakkında bir şey duymak istemiyor. Böylesine özü bulmuş, bölünmezle bir olmuş,
edimsizlikte kalıp doğasını sağlamlaştıran, tinsel gücüne hâkim, yine de en alttakiler arasında dolaşıp onlara karışan birinden korkmakta haklıydın elbette. Senin kadar ben de o en eski devirlerin ilkelerini anlamakta acizim." (12,II)

Chuang Tzu

Taoculuk Üzerine, Meseller-Diyaloglar
Çeviren: Ömer Tulgan ,Yol Yayınları

Sayın Ömer Tulgan'a teşekkürler...
Derleyen: Ayhan Görür

16 Ocak 2007

İnsan ve...Brett Whiteley


* * *



* * *
by Brett Whiteley



Ben mi gördüm kelebek olduğumu
düşümde,
yoksa ben olduğunu düşleyen
kelebek mi?

Chuang Tzu
Taoculuk Üzerine, Meseller-Diyaloglar
Çeviren: Ömer Tulgan, Yol Yayınları

Derleyen: Ayhan Görür

Sözcükler, düşünceler, renkler ve...Chuang Tzu


***
***
by Brett Whiteley

Sözcüklerin değeri


Dünyada
Tao'nun en iyi anlatımı diye kitaplara yazılanlar bilinir. Ama kitaplara yazılarda bulunan, yalnızca sözcüklerdir. Kitabı değerli kılan, içindeki bu sözcüklerdir. Sözcükleri ise değerli kılan , dile getirdikleri düşünceler dir. Düşüncelere yön veren bir şey vardır. Ama işte bu, sözcüklerle anlatılamaz!

Dünya,
sözcükleri yüzünden değer vermiştir kitaplara, onları kuşaklar boyu miras bırakmıştır. Dünya, kitaplara böyle değer verir vermesine ama, kitaplar aslında bu değeri hak etmezler: Aslında değersizdir onlar, çünkü onları değerli kılan şeyler değersizdir. Şimdi senin şu önünde gördüklerin, sadece şekiller ve renklerdir, duydukları, sadece isimler ve seslerdir. Tuhaftır, insan şekiller ve renklerin, isimler ve seslerin Tao'nun özünü kavramaya yettiğini sanır. Oysa şekiller ve renkler, isimler ve sesler gerçek Doğa 'yı kavramaya yetmez. Bu yüzdendir ki,
  • bilenler konuşmuyor
  • konuşanlar bilmiyor

    ama dünya nereden bilsin bunu?
Tao Te Ching
56, mesel
Chuang Tzu,Taoculuk Üzerine ,Meseller-Diyaloglar
Çeviren: Ömer Tulgan,Yol Yayınları

Derleyen: Ayhan Görür