Doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2007

Gerçek benlik üzerine...Hande Görür


* * *

* * *

Hayatın gerçek doğası;
ruh, akıl ve sevgiden oluşan bir bütündür...
Ayhan Görür

"


İnsanları olayların içinde tanı!
Atasözü

"

Gerçek benlik üzerine...


Ortak bir olay
yaşamadan,
kişileri

gerçekten tanıdığını
hiçbir zaman
söyleme.
Gerçek benlik
olayların altında gizlidir.

Hande Görür
Derleyen: Ayhan Görür

2 Şubat 2007

Komşumuz...Onur Görür

Komşumuz...
Photograph, Onur Görür
www.onur.spaces.live.com


"
Derleyen: Ayhan Görür

3 Ekim 2006

Tanrı - Allah - Dieu - God... VOLTAIRE

* * *

* * *

"D I E U " - "TANRI"


Arkadius’un imparatorluğu zamamında, Konstantiniye’de Tanrıbilim öğretmeni Logomakhos, İskitya’ya gitmişti; Kafkas dağlarının eteğinde, Kalkhis sınırlarındaki bereketli Zephirim ovalarında durdu. İyi kalbli ihtiyar Dondindak, büyük ağılı ile geniş samanlığın arasında, büyük avlusundaydı; karısı beş oğlu ile beş kızı, akrabaralıyla uşakları, hepsi diz çökmüşler, bir iki lokma yedikten sonra, Tanrı’ya şükrediyorlardı. Logomakhos “ Ne yapıyorsun öyle, a putatapar ?” dedi. Dondindak “- Ben pututapar değilim “ dedi. Logomakhos : “- Yunanlı değil İskit’sin, demek oluyor ki putataparsın, dedi. Söyle bana bakayım, o yabani İskitcenle neler okuyordun ? “ İskit : “ – Tanrının kulakları için bütün dinler birdir", diye cevap verdi; biz ona şükrediyorduk.Tanrıbilimci bu sefer: “ – Bizden ders almadan Tanrı’ya yakaran bir iskit ailesi; amma da tuhaf şey ! “, dedi. Az sonra İskityalı Dondindak’la şöyle bir konuşmaya girişti: çünkü tanrıbilim öğretmeni İskit dilinden biraz anlardı, öteki de biraz yunanca biliyordu. Bu konuşma Konstantiniye kitaplığında saklı duran bir el yazmasında bulunmuştur.

Logomakhos. – Bakalım din ve ahlâk ilkelerini biliyor musun. Tanrı’ya niçin yakarırsın ?
Dondindak. – Her şeyimizi borçlu olduğumuz bir Yüce Varlık vardır, ona tapınmak gerekir de ondan.

Logomakhos. – Bir yaban ağzından hiç de kötü cevap değil; peki, ondan ne istiyorsun ?
Dondindak. – Faydalandığım nimetler için, hatta beni içinde denediği üzüntülerden dolayı da ona şükrediyorum; ama ondan bir şey istmemeye çok dikkat ediyorum : Bize gerekeni o bizden daha iyi bilir, hem doğrusu korkuyorum, ben güneşli hava isterken komşum yağmur istemeye kalkarsa.

Logomakhos. – İşte bu ! Saçmalayacağını biliyordum zaten. Ta başından başlayalım. A Yaban, sana bir Tanrı vardır, diyen kim ?

Dondindak. – Bütün doğa.


Logomakhos. – O kadarı yetmez. Sence Tanrı nedir ?
Dondindak
. - Beni yaratandır, benim efendimdir, iyilik edersem bana ödül verir, kötülük edersem de beni cezalandırır.

Logomakhos
. - Bütün bunlar boş laflar, acınacak şeyler; esasa gelelim. Tanrı secundum quid, dolayısiyle mi, yoksa özünden ötürü mü ilksizdir ?
Dondindak
. - Ne dediğini anlamadım.

Logomakhos
. –Yontulmamış yaban ! Tanrı bir yerde midir, her yerin dışında mıdır, yoksa her yerde midir ?
Dondindak
. – Bilmem ki... orada olur, burada da.

Logomakhos
. – Gidi bilgisiz ! Olmuş, bitmiş bir şeyi, olmamış, bitmemiş etmeye, bir değneğin iki ucu olmamasını olası kılmaya gücü yeter mi ? Geleceği gelecek gibi mi, yoksa hal gibi mi görür ? Nasıl ediyor da varlığı yoktan var, vardan yok ediyor ?
Dondindak. – Doğrusu hiç incelemedim.

Logomakhos
. – Ne kaba herif ! Çare yok, alçalalım, Kendimizi küçültüp ona uyalım. Söyle bakalım, dostum, maddenin ilksiz olabileceğine inanıyor musun ?
Dondindak
. – Ha olmuş, ha olmamış, bana ne ? Ben, kendim ilksiz değilim ki. Tanrı her zaman için benim efendimdir; o bana doğruluk kavramını vermiş, uymam gerek; ben filozof değil, insan olmak isterim.

Logomakhos
. – Bu kalın kafalara da söz anlatmak ne güç şeymiş. Adım adım gidelim: Tanrı nedir ?
Dondindak
. – Benim efendim, beni yargılayan, benim babam.

Logomakhos
. – Ben sana onu sormuyorum, özü nedir ?
Dondindak. – Güçlü ve iyi olmak.

Logomakhos
. – İyi ama cisimsel midir, ruhsal mı ?
Dondindak
. – Ben ne bileyim.

Logomakhos
. – Ne ! Sen ruh nedir bilmiyor musun ?
Dondindak. – Bilmem: bileceğim de ne olacak ? Bilince daha mı doğru olacağım ? Karıma, çocuklarıma
, uşaklarıma daha mı iyi bakacak, yurduma daha mı yararlı olacağım ?

Logomakhos
. – Sana ruhun ne olduğunu ne ne olursa olsun öğretmeli; dinle bak: Ruh, ruh... bunu sana başka bir zaman anlatırım.
Dondindak
. – Bana öyle geliyor ki ruhun ne olduğunu değil de ne olmadığını söyleyeceksin. İzin verirsen ben de sana bir şey sorayım. Vaktiyle bir tapınağınızda görmüştüm: siz Tanrının resmini yapmışsınız, niye öyle uzun sakallı ?

Logomakhos. – O güç bir sorundur, anlaşılması için de önceden birkatım bilgiler edinmek ister.
Dondindak
. – Sen bana onları öğretmeden önce, bak bir gün başıma ne geldi, ben sana onu anlatayım. Bahçemin ta ucuna bir helâ yaptırmıştım. Bir köstebeğin bir mayıs böceğiyle şöyle konuştuğunu duydum. Köstebek : “ – İşte güzel bir yapı, diyordu, bunu kuran herhalde pek güçlü bir köstebek olmalı.” Mayıs böceği de : “- Alay mı ediyorsun, dedi, bu yapının kurucusu deha sahibi bir mayıs böceğidir.”

_/ O gün, bugündür kimse ile çekişmemeğe karar verdim. _/


VOLTAIRE

FELSEFE SÖZLÜĞÜ
Dictionnaire Philosophipue
Çeviren: Lütfi Ay
İnkilâp ve Aka Yayınevi


Kadıköy,
Özgürlük Parkı
Fotoğraf,Ayhan Görür

9 Ağustos 2006

En Büyük Devrim... Ayhan Görür

*
*

La plus grande des révolution
Si toute personne qui peut dire;
"Je vais bien" prenait
la responsabilite d'une personne
qui ne va pas bien, ce serait
la plus grande des révolutions.
*
Kendinin iyi olduğunu söyleyebilen biri;
eğer, işleri iyi gitmeyen birinin sorumluluğunu
üstüne alabilseydi,
bu dünyanın en büyük devrimi olurdu.
**
Fransız Ata Sözü
*
Çeviren: Can Dostlarımızdan, Feryal Konuk
Derleyen, Ayhan Görür

5 Ağustos 2006

Doğa,Kadın, Aşk ve Sanat... Ayhan Görür

*


*
Doğa yaratır.
Aşk ve sanat ise onu süsler.
Ayhan Görür

8 Haziran 2006

Doğa ile beraberlik... Orhan Veli Kanık

*

*John meis-Foto Meister @ comcast.net // wagoneers.com

*
Uyandım baktım ki bir sabah
Güneş vurmuş içime;
Kuşlara, yapraklara dönmüşüm;
Pır pır eder durur, bahar rüzgarlarında.

(pır pırlı şiir)

Orhan Veli Kanık

Derleyen, Ayhan Görür
Lütfen, resme girin!

3 Mayıs 2006

Kadınları "Anlamak" üzerine... Şükrü Kızılot Şükrü Kızılot



Kadınları Anlamak
Adamın biri, Californiya'da bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lâmbaya takılmış. Adam lâmbayı kumların içinden çıkarmış, ovalarken, içinden cin çıkmış.
Adam çok sevinmiş, cin başlamış konuşmaya "Beni lâmbadan kurtardın. Dile benden ne dilersin?..." demiş.

Adam oturmuş, bir süre düşünmüş ve "Her zaman Hawai'ye gitmek istedim ama uçaktan çok korkarım ve deniz beni çok tutar. Benim için Hawai'ye köprü yap, böylece arabayla oraya gidebileyim" demiş.

Cin gülmüş ve "Bu imkânsız. Bu işin lojistiğini düşün! Köprünün ayakları nasıl Pasifik'in dibine ulaşabilir? Ne kadar beton gerektiğini, ne kadar çelik gerektiğini düşün. Hayır, başka bir dilek düşün" demiş.

Adam tamam demiş ve gerçekten güzel bir dilek düşünmeye başlamış.

En sonunda: "Dört kere evlendim boşandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduğumu ve onunla ilgilenmediğimi söyledi. Bu yüzden kadınları anlayabilmeyi diliyorum... Nasıl hissettiklerini ve neden ağladıklarını, bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini... Onları nasıl gerçekten mutlu edebileceğimi bilmek istiyorum..."

Cin cevap vermiş:

"Köprü iki şeritli mi, yoksa dört şeritli mi olsun?" demiş.

Şükrü Kızılot

Hürriyet Gazetesi'nden

Derleyen, Ayhan Görür

1 Mayıs 2006

Yaşama Sevinci ve Mutluluk Üzerine... J.W.v.Goethe


GEFUNDEN

Ich ging im Walde
So für mich hin,
Und nichts zu suchen,
Das war mein Sinn.

Im Schatten sah ich
Ein Blümlein stehn,
Wie Sterne leuchtend,
Wie Auglein shön.

Ich wollt’ es brechen,
Da sagt’ es fein:
Soll ich zum Welken
Gebrochen sein ?


Ich grub’s mit allen
Den Würzlein aus,
Zum Garten trug ich’s
Am hübschen Haus.

Und pflanzt’ es wieder
Am stillen Ort;
Nun zweigt es immer
Und blüht so fort.
J.W.v.Goethe
BULMAK

Ormanda yürüyordum
Öylesine ve kendimce,

Ve hiçbir şey aramamak
İşte buydu niyetim.

Sonra, gölgeler arasında
Bir çiçekcik gördüm,
Yıldız gibi parıldayan,
Bir göz gibi gülümseyen.

Yerinden koparmak isterken onu,
İncecikten bana:
" Solup, ölmemi mi istiyorsun
Tutup, kopararak beni?
"deyiverdi.


Onu kökleriyle birlikte,
Hiç incitmeden çıkarıp,
Güzel evin başındaki,
Büyük bahçeye taşıdım.

Büyük, sakin bahçede,
Ektim onu yeniden.
Şimdi o küçük, güzel çiçek
Büyüyor durmadan, çiçek açıp, gülerek
.

J.W.v.Goethe
Erich From
To Have or To Be
Sahip Olmak ya da Olmak
Çeviren: Aydın Arıtan,
Arıtan Yayınları

Derleyen: Ayhan Görür