Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2006

Bülent Ecevit





özgeçmiş

bir boşluktan bir boşluğa
bir cam bardağa dolmuşum
cam bardakta su olmuş
sudan içmiş cam olmuşum

görünmezden cana
bir kumaş örülmüş
kumaşa bürünmüş
beden olmuşum

bir varmış bir yokmuş
iki boşluk arası
bir rüyalık alemde
sen ben olmuşum

bülent ecevit
Derleyen:Ayhan Görür

23 Ekim 2006

Bhagavatgita'dan...Bülent Ecevit

* * *
















* * *

BHAGAVATGİTA

Bhagavatgita ( Tanrı Şarkısı ) ,
büyük Hint Destanı Mahabharata'nın
öykülerinden biridir.
Hint felsefesinin ve sanskrit yazasının
en önemli yapıtlarındandır.
Yaklaşık iki bin yıl önce yazıldığı sanılır.
İki bin beş yüz yıl önce yazıldığını öne süren
uzmanlar da vardır.
Çevrilen bölüm, Tanrı Vişnu 'nun

görüntüsü olan Krişna'nın
savaş öncesinde komutan Prens Arcuna'ya
söylediklerinden derlenmiştir.

yaşayanlara da ölenlere de üzülmez bilge
hiçbirimiz hiçbir zaman yok olmadık
hiçbir zaman da yok olmayacağız

nasıl şu gövdenin içindeki can
çocukluktan gençliğe
gençlikten yaşlılığa geçerse
ölümde de bir başka gövdeye geçer

duyulardan insana
soğuk gelir sıcak gelir
acı gelir tat gelir

bunların hepsi de geçicidir

acıyla tadı bir tutabilen
ikisini de aşabilen ancak
ölümsüzlüğe erebilir

yoktan varolunamaz
olan yok olmaz

çözülmezdir evrenin örgüsü
değişmezi değiştirmeğe
kimsenin gücü yetmez

gövdeler ölür
gövdeleri giyinense ölümsüzdür
ölçülemez biçilemez o
yok edilemez o
ölümsüz ve doğumsuz olan
sonsuz ve başsız ve değişmez olan
ölebilir mi hiç gövde gibi

doğumsuzluğu bilen
ölümsüzlüğü bilen
sonsuzluğu ve değişmezliği bilen
öldürecek gücün olmadığını da bilir kendinde

eskimiş giysilerden soyunduğu gibi gövdenin
gövdeyi giyinen de eskimiş gövdeden soyunur
yeni giysiler gibi yeni gövdeler giyinir o

silâhlar yaralamaz onu
ateş yakmaz onu
yel kurutmaz onu

solmazdır ıslanmazdır o
yanmazdır yaralanmazdır o
değişmezdir tükenmezdir o
heryerdedir o
heptir o herdir o

gözle görülmez
akılla bilinmez
değiştirilmez

doğan için ölüm çaresizdir
ölense yeniden dirilir
olması gerekene üzülünmez

görünmezdir doğumdan önce
tüm varlıklar
ölümle de görünmez olurlar

iki görünmezlik arasındadır ancak
görünürlülük

ölümsüzdür yerleşen
tüm varlıkların gövdesine
ölümlünün ülümüne yas tutulmaz

acıyla tadı
yitimle kazancı
yengiyle yenilgiyi
bir tutarak gir savaşa
o zaman işte günah işlemezsin
kurtulursun bu yolda yürürsen
eylemlerinin köleliğinden
hiçbir adım boşa gitmez bu yolda
hiçbir emek geri tepmez
birkaç adım bile yürümek bu yolda
kurtuluş demektir

düşüncesiyle ereği birdir
bu yolda yürüyenin
ama kararsızların düşüncesi
her yöne dal budak salabilir

aklı ermeyenlerin sözü boldur
onlar kutsal betiklerden de
bir takım sözler bulur
"işte" derler "gerçek" budur

ne bencil isteklerden geçer onlar
ne de cehennem

dualarından bile zevkle kudrettir gözettikleri
dünyaya yine dönmek
yine dönmektir onların kaderi

öylesine bağlanır ki
zevkle kudrete onlar
birliğe yöneltemezler isteklerini

karşıtları aşmalısın
ölümsüslüğ ulaşmalısın
kazançlardan varlıklardan öte
kendine ermelisin kendine

heryeri sular kapladığında
suyla dolu kuyun olmuş ne çıkar
erenlere
tümü görenlere
kutsal yazıların artık ne gereği var

işte olsun gönlün
işin ödülünde değil
ödül gözetme çalşırken
çalışmaktan da durma geri

Tanrı'ya yönel her eyleminde
ödül düşünme
ne yergiye sevin
ne yergiye yerin
ayrımsızlığın erincinde ereceksin özgürlüğe

tutkuyla yapılan işin yoktur değeri
tutkusuz yapacaksın
budur bilgeliğin gereği

bu bilgeliğe erenler
kötülüğün de iyiliğin de üstündedir

Çeviri: Bülent Ecevit
Derleyen: Ayhan Görür

24 Nisan 2006

Yaşamın Kalitesi Sizin Elinizdedir... ŞÜKRÜ KIZILOT

*











*
Kahvenizi Nasıl Alırdınız

BİR grup eski öğrenci, emekli hocalarını ziyarete gitmiş. İşlerinden ve sorunlarından söz etmişler. Hoca, iş yaşamında her biri önemli yerlere gelmiş eski öğrencilerine, kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş. Biraz sonra, değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.
Kimi porselen, kimi seramik, kimi plâstik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup, kahvelerini oradan almalarını söylemiş.

Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde,
hocaları onlara şunu söylemiş:

Farkına vardınız mı, bilmem.
Zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların
hepsi alındı,
masada yalnızca ucuz ve basit gürünümlü fincanlar kaldı.
Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve

onu almak çok normal,
ama işte bu demin bahsettiğimiz
problemlerinizin ve stresin nedeni.
Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken,
bilinçli olarak herbiriniz birbirinizin aldığı
fincanları gözleyerek, daha iyi olan fincanları
almaya uğraştınız.
Yaşam kahveyse; i ş, p a r a ve m e v k i, fincan dır.
B u n l a r yalnızca yaşamı tutmaya yarayan
a r a ç l a r d ı r,
ama yaşamın kalitesi b u n l a r a göre değişmez.
Bazen yalnızca f i n c a n a odaklanarak,
içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı
u n u t a b i l i y o r u z.
"

ŞÜKRÜ KIZILOT

Düzenleme: Ayhan Görür