Cahit Sıtkı Tarancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cahit Sıtkı Tarancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2010

Bir Şey...Cahit Sıtkı Tarancı



Bir Şey

Bir şey ki hava gibi ekmek gibi su gibi
Lâzım insana lâzım onsuz yaşanılmıyor
Ana baba gibi dost gibi yavuklu gibi
Kalp titremeden göz yaşarmadan anılmıyor.

Bir şey ki gözümüzde memleket kadar aziz
Aşk ettiğimiz kendimize dert ettiğimiz
Adını çocuklarımıza bellettiğimiz
Bir şey ki artık hasretine dayanılmıyor.

Bir şey daha var yürekler acısı
Utandırır insanı düşündürür
Öylesine başka bir kalp ağrısı
Alır beni tâ Bursa'ya götürür.

Yeşil Bursa'da konuk bir garip kuş
Otur denmiş oracıkta oturmuş
Tâ yüreğinden bir türkü tutturmuş
Ne güzel şey dünyada hür olmak hür.

Benerci Jokond Varan Üç Bedrettin
Hey kahpe felek ne oyunlar ettin
En yavuz evlâdı bu memleketin
Nâzım ağbey hapislerde çürür.

(Yaprak, 1.5.1950)
Cahit Sıtkı Tarancı

Derleyen:Ayhan Görür

16 Nisan 2010

Abbas...Cahit Sıtkı Tarancı



ABBAS

Cahit Sıtkı askerliğini yedek subay olarak yapmak üzere birliğine gider. O yıllarda yedek subay sayısı az olduğundan her yedek subaya emir eri verilmektedir. Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister. Sırayla isimlere bakmaktadır bir isim dikkatini çeker: Abbas oğlu Abbas. Sakat çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas
. Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde kapı çalınır. Karşısında civan mert yiğit biri selam çakıp, aralarında söyle bir konuşma geçer:

-Abbas oğlu Abbas
, emret komutan.
-Nerelisin?
-Memleket Mardin, kaza Midyat komutan.
-Sen benim emir erim olur musun?
-Sen bilir komutan!..


Askere eşyalarını toplamasını ve kendi evinin altındaki boş yere taşınmasını ister. Zamanla askerin zekiliği, sıcakkanlılığından etkilenir. Abbas her sabah erkenden kalkar Cahit Sıtkı' ya kahvaltı hazırlar. Öğle yemeğini sormadan hazırlar.Tüm ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir. Erkenden kalkıp Cahit Sıtkı 'nın kıyafetlerini ütüler hazırlar ve evin temizliğini yapar. Akşam olunca Cahit Sıtkı'nın sevdiği yemek ve mezeleri hazırlar. Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı.
Zaman zaman karşısına alıp dertleşir ve bu Anadolu çocuğunun ruhunda gizli şeyleri keşfeder.
Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas. Aralarındaki duygu bağları güçlenir. Böyle bir keyif akşamında alkollü
Cahit Sıtkı
sorar:

-Sen İstanbul 'u bilir misin, Abbas?
-
Bilir komutan.
-Orda bir Beşiktaş var bilir misin?
-Bilir komutan! Ben orda acemi birlikteydim.
-Orda benim bir sevgilim var. Sen bana kaçırıp onu getirir misin?
-Elbet komutan!

Sabah olur. Cahit Sıtkı bakar ki Abbas yeni asker kıyafetleri giymiş tıraş olmuş hazırlanmış. Cahit Sıtkı sorar:

-Hayırdır Abbas, neden böyle hazırlık yaptın?
-Ben İstanbul’a gidecek komutan!
-Ne yapacaksın sen İstanbul’da?
-Sen söyledi bana. Ben gidecek sana sevgiliyi getirecek!

Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı
. Fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından duygulanır.
Akşam olur. Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbas karşısına oturtur. Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kağıda döker:

ABBAS

Haydi Abbas
, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumanı,
Var git,
Böyle ferman etti
Cahit
,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş' tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Cahit Sıtkı Tarancı


Derleyen: Ayhan Görür

18 Nisan 2008

Yalnızlık...Cahit Sıtkı Tarancı

Fenerbahçe'de Sis
Fotograf, Ayhan Görür
Şubat 2008

YALNIZLIK

Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan,
Tepemde kanat germiş
bir kartaldır yalnızlık.
Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
Bir benim, benim olan
bir masaldır yalnızlık.

Gördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü
Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı.
Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü
Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı.

Bir ayna parçasından başka beni kim anlar,
Bir mum gibi erirken bu bitmeyen düğünde?
Bir kardeş tesellisi verir bana aynalar;
Aynalar da olmasa işim ne yer yüzünde?

Cahit Sıtkı Tarancı

(Akademi, 15.5.1931
*Bu şiir Serveti Fünun dergisinin 31.12.1931 ve
Muhit dergisinin Aralık 1931 tarihli
sayılarında da yayınlanmıştır.
Derleyen: Ayhan Görür

25 Mart 2008

Gece Şarkısı...Cahit Sıtkı Tarancı


Ufukta Gün Bitiyor...
Caddebostan'dan, Fenerbahçe Sahilleri
Fotograf -
Ayhan Görür
Şubat 2008
"
Gece Şarkısı

_/ Âlemde gündüz gönlüme işkencedir;
Bence bayram ufukta gün bitincedir.
_/

Günün geçit vermez karlı dağlarını
Sanki gizli bir el eritincedir.

Bütün gün beklediğim bahar ki
gece,
Gökte yıldızların da ümidincedir.

Yollar, yollar da nihayet içime denk,
Sonsuzlaşarak başıboş gidincedir.

Ben ister güleyim, ister ağlayayım,
Sesimi yalnız kendim işitincedir.

_/ Âlemde gündüz gönlüme işkencedir;
Bence bayram ufukta gün bitincedir.
_/


Cahit Sıtkı Tarancı

Sis
Kadıköy, Fenerbahçe Parkı
Photograph by Ayhan Görür
Ocak 2008

10 Mart 2008

Başımı Koruyan Melek...Cahit Sıtkı Tarancı



Golden Summer Day

Başımı Koruyan Melek

Aşk ile yaptım bu işi
Elimle seçtiğim dilber
Yârin olmuşu ermişi
Şefkatte anneye değer


Her sabah sağlığım neşem
Her akşam huzurum odur
Değme güzele değişmem
Böyle hanım az bulunur

Karımdır o benim gerçek
Merdivene ışık tutan
Başımı koruyan melek
Cümle kazadan belâdan

(Akpınar, 7 Ekim 1953)

Cahit Sıtkı Tarancı



Derleyen: Ayhan Görür

1 Mart 2008

Sarayımız...Cahit Sıtkı Tarancı

Göztepe, Özgürlük Parkı...

Sarayımız

Sana öyle bir saray yaptırmak isterim ki
Bir eşi henüz daha yapılmamıştır belki.

Henüz keşfedilmemiş, meçhul kalmış bir ada
Gibi sahilden uzak, dalgalar arasında
Bir saray, hem vücudun gibi beyaz mermerden;
Sema, deniz ve güneş girer pencerelerden.

Ve pencere camları gözlerinin renginde,
Mis kokusu duyulur bu sarayın içinde.

Bu sarayın içinde herşey her şey güzel, temizdir,
Çünkü her şey aksimiz veyahut gölgemizdir.

Burda yalnız biz varız, ne inler ne de cinler,
Yanan alınlarımız yalnız burda serinler.

Cenneti bulmuş gibi bu sarayın içinde
Ellerin saçlarımda ve başım dizlerinde,
He şeyden, her insandan, bütün dünyadan ırak,
Tâ içimizden gelen bir ahenge uyarak,
Ve bu ahenkle sarhoş, ister misin sevgilim,
Hiç sonu gelmeyecek bir ömür geçirelim?

(Cumhuriyet Gazetesi, 5.11.1932)

Cahit Sıtkı Tarancı

Göztepe, Özgürlük Parkı
Photograph by Ayhan Görür
Şubat 2008

Memleket...Cahit Sıtkı Tarancı





by Nurullah Berk

Memleket

Bir yanda Anadolu bir yanda Rumeli'dir
Hepsi bizden yolcusu olsun hancısı olsun
Efkâr ettiğimiz şey memleketin hâlidir
Sanmam hemşerim sanmam bundan acısı olsun

Köylümüz efendimiz tarlasında perişan
İşçimiz kardeşimiz kavgasında perişan
Anam bacımdır bahtı karasında perişan
Hemen Allah cümlemizin yardıcısı olsun

(Varlık, 1.8.1948)

Cahit Sıtkı Tarancı

İstanbul,Caddebostan'dan Maltepe Sahilleri...
Photograph by Ayhan Görür
Ocak 2008

25 Şubat 2008

Renkler..Cahit Sıtkı Tarancı/Mehmet Bayram Türköz


by Mehmet Bayram Türköz


Renkler

Gündüze alışan renkler,
Her gece perişan renkler,
Eşyada bakış mısınız,
Zamanda akış mısınız,
Gözümde hatıralar mı?
Yekpâre varlığımı
Siz misiniz parçalayan,
Farksız kırık aynalardan?
Sizde mi yaşamaktayım,
Gülmekte, ağlamaktayım,
Gündüze alışan renkler,
Her gece perişan renkler?

(Varlık, 15.9.1934, 1.7.1951)

Cahit Sıtkı Tarancı

Derleyen: Ayhan Görür

16 Şubat 2008

Çocukluk...Cahit Sıtkı Tarancı ve Sevgililerim...



























Sarmanımız
ve Nûrûmuz İPEK

Çocukluk

Affan Dede'ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşam var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olup bitenden.

Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!

Cahit Sıtkı Tarancı

Santa Barbara Swans

Derleyen: Ayhan Görür

Kuşlar ve Gemiler...Cahit Sıtkı Tarancı



Kuşlar ve Gemiler

Şeffaf bir aydınlık içinde, semaya,
Yükseklere doğru kuşlar kanat açtı.
Ümidi, kuştüyü gibi bir yere saçtı,
Kuşların, kavuştuğu dünya.

Pırıl pırıl yanan denizdeki hulya,
Gemileri aldı, uzaklara kaçtı.
Bir yol -ki bir beyaz yelken onu açtı-
Gider gemilerin gittiği adaya.

Eğilip topladım o kuştüylerini;
Sahilde kalanın duydum kaderini.
Lâkin ben yerimden kımıldamasam da,

Kaçmanın zevkini içim bana söyler;
Kuşlar ve gemiler yaşıyor hulyamda,
Hulyam gemilerle, kuşlarla beraber.


Cahit Sıtkı Tarancı


Kadıköy, İstanbul
Photograph by Ayhan Görür

Ocak 2008

15 Şubat 2008

Güven...Cahit Sıtkı Tarancı


İstanbul, TÜRKİYE

Güven

Bayramdı
Orhan Veli'le beraberdik
Boğaziçi vapurunda
Âşiyana gidiyorduk
Fikret'in elini öpmeye

Bir baktım üzgün koca şair
Bir baktım güneşler içinde
Hiç söz açmadı Halûk'tan
Dilinden de düşürmedi
"Bu memlekette de bir gün sabah olursa Halûk"

(Vatan, Sanat Yaprağı.
Ekim 1933)

Cahit Sıtkı Tarancı

İstanbul ve Martıları...
Photograph by Ayhan Görür

28 Ocak 2008

TARANCI.-... Nurullah Ataç


in life and death by Xio xenna

G Ü N C E

* *
1956-1957

Tarihsiz

TARANCI.-
Varlık dergisinin 15 kasım sayısı geldi,
Cahit Sıtkı Tarancı üzerine yazılar var...
Hepsini okumadım daha, okuyacağımı sanmıyorum.
Gene de dergiyi bırakamıyorum elimden,
karıştırdıkça tatlı bir üzünç duyuyorum.
Cahit Sıtkı'yı yanımda görür,

kendisiyle konuşur gibi oluyorum.
Ne iyi bir arkadaştı!
İçer içer ne dediği anlaşılmaz olurdu,
gene de bir gülüşü vardı,

güven verirdi kişinin içine.

Söyledim,
pek aldırmam ozanların, yazarların ölümüne.
Kendileri öldükten sonra da yaptıkları kalır,
onları okuruz.
Bir ozanın ölümü,
yırlarının( şiirlerinin) son okunduğu gündür.
Ondan sonra ise
onun yaşamış olduğunu da, ölmüş olduğunu da
kimse bilmez.

Bu böyle ya, avutmuyor kişiyi.
Ozan Cahit Sıtkı Tarancı'yı,
istedim mi betiklerinde bulabilirim.
Ya arkadaş Cahit Sıtkı'yı?
Onu da arayınca gönlümüzde bulabiliriz,
diyeceğim,
yetmiyor bu kişioğluna?

Nurullah Ataç

Caddebostan, İstanbul
Ocak 2008

Photograph, Ayhan Görür

ATATÜRK...Cahit Sıtkı Tarancı





ATATÜRK

Atatürk'üm
eğilmiş vatan topraklarına
Görmedim tunç yüzünde böylesine geceler
Atatürk n'eylesin memleketin yarasına
Uçup gitmiş elinden eski makbul çareler

Nerde İstiklâl Harbi'nin o mutlu günleri
Türlü düşmana karşı kazanılan zaferi
Hiç sanmam öyle ağarsın bir daha tanyeri
Atatürk'üm ben ölecek adam değilim der

Git hemşerim git kardeşim toprağına yüz sür
O'dur karşı kıyıdan cümlemizi düşünür
Resimlerinde bile melûl mahsun düşünür
Atatürk'üm kabrinde rahat uyumak ister

Varlık, 1.4.1947

Cahit Sıtkı Tarancı

Anıtkabir, Ankara

Derleyen: Ayhan Görür

19 Ocak 2008

Bir Kıtacık...Cahit Sıtkı Tarancı


White-Eared Bulbul Song



Bir Kıtacık

Açmaz mı sandın gülü?
Dinle öten bülbülü.
Hallettik her müşgülü
Gönül zaviyesinden.

Cahit Sıtkı Tarancı

Derleyen: Ayhan Görür

17 Ocak 2008

Gün Eksilmesin Penceremden...Cahit Sıtkı Tarancı


Nûrumuz, Torunumuz, İPEK
Photograph by Ayhan Görür

Gün Eksilmesin
Penceremdem

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!

Varlık, 15.12.1936


Cahit Sıtkı Tarancı


Derleyen: Ayhan Görür

16 Ocak 2008

Portre...Cahit Sıtkı Tarancı



Frida

Portre

Seveceğim hatun kişi
Saçı siyah gözü siyah
İllâ ki

esmer olacak


Dişi öylesine dişi
Âşık kolum akşam sabah
Belinde
kemer olacak


Edâsı edâ nâzı nâz
Yolda yordamda bitirmiş
Bir güzel
bizden olacak


Bir ömür boyunca kış yaz
Doyamayacağım tek yemiş
Sağ yanakta
ben olacak


Yeditepe, 1.11.1950


Cahit Sıtkı Tarancı


Derleyen: Ayhan Görür

27 Aralık 2007

Yaş Otuz Beş...Cahit Sıtkı Tarancı



Yaş otuz beş!
Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze?
Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N’eylesin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında
.

Cahit Sıtkı Tarancı


Derleyen: Ayhan Görür

3 Haziran 2007

Âşık..Cahit Sıtkı Tarancı




Onan


Karasevda

Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
Ateşlere yandığının resmidir.
Âşık dediğin, Mecnun misali kör;
Ne bilsin âlemde ne mevsimidir.

Dünya bir yana, o hayal bir yana;
Bir meşaledir pervaneyim ona.
Altında bir ömür döne dolana
Ağladığım yer penceresi midir?

Bir köşeye mahzun çekilen için,
Yemekten içmekten kesilen için,
Sensiz uykuyu haram bilen için,
Ayrılık ölümün diğer ismidir.


Cahit Sıtkı Tarancı

Derleyen: Ayhan Görür