Sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2008

Dumanı Olmayan Ateş-Sevgi...Jiddu Krishnamurti


Fenerbahçe Sosyal Tesisleri
Fotoğraf, Ayhan Görür
Mayıs 2008


"Sevdiğiniz zaman
ne 'sen' ne de 'ben' vardır.
O durumda
yalnızca

dumanı olmayan ateş
vardır."


Sevgiyi yalnızca zihin sessiz olduğunda bilebiliririz ve
bu sessizlik hali geliştirilebilen bir şey değildir.

Geliştirme zihinsel bir etkinliktir;
disiplin zihnin ürünüdür ve

  • disiplin altına alınan,
  • denetlenen,
  • boyun eğdirilen,
  • karşı koyan,
  • açıklayan bir zihin

sevgiyi bilemez.

Sevgi
hakkında söylenenleri okuyabilir, dinleyebilirsiniz,
ama bu
sevgi
değildir.
Zihinsel şeyleri
bir yana koyduğunuzda,
zihinsel şeyleri kalbinizden söküp attığınızda
sevgi vardır.

Böylece

  • ayrılık,
  • uzaklık,
  • zaman,
  • korku

olmadan sevginin ne olduğunu öğrenirsiniz,
ama bu şans pek çok kişiye gülmez.

Sevgi
hiyerarşi tanımaz,
yalnızca sevgi vardır.

Yalnızca sevmediğiniz zaman

  • birçoğu ve biri ,
  • bir seçicilik

söz konusudur.


"
Sevdiğiniz zaman
ne 'sen' ne de 'ben'

vardır.
O durumda
yalnızca
dumanı olmayan ateş
vardır. "

Jiddu Krishnamurti
Sevgi ve Yalnızlık Üzerine

Ayna Yayınları

Fenerbahçe
Fotoğraf, Ayhan Görür
Mayıs 2008

26 Eylül 2007

Münakaşa...Can Yücel

* * *

*

Bilmelisin ki...
İki kişi münakaşa ediyorlarsa,
bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Can Yücel

Derleyen: Ayhan Görür

23 Temmuz 2007

Mevlâna ve Mevlevilik...





Mevlâna ve Mevlevilik


  • Mevlevilik; tamamen sevgi ve hoşgörü üzerine kurulmuş bir müessesedir. Hazreti Mevlâna, yaradana gönül veren, bütün dünyadaki yaratıkları yaradandan ötürü sevmeyi ve bizlere sevgiden söz etmeyi öğreten bir aşk piridir.

  • Denizi bir testiye dökersen ne kadar alır? Bir günün kısmetini.

  • İşte deniz nasıl testiye kabın genişliği kadar sığarsa Mevlâna da kelime kalıplarına ve bizim idrakimize, istidadımız nisbetinde sığar. Zaten Mevlâna en kuvvetli, en üstün idrakin de ötesindedir.

  • Âşık ol âşık, aşkı seç ki sen de seçilmiş bir insan olasın diye seslenir.

  • Kendi varlığından geçerek Allah’ta fani olmak; yani Allah’a tam bir gönül bağlamak Allah’a giden en kısa yoldur. Gönlünü Hakk’a vermiş bir insanın artık kendi benliği kalmamıştır. Onun her zerresinden işleyen Allah’tır. Böylece o kişi nefsine uyup başkasına zarar verecek kötü işlerde bulunmaz. Allah ahlâkına bürünmüştür. Hz. Muhammed ve Hz. Mevlâna bize bu vasıflarıyla örnek olmuşlardır.

  • Mevlâna cihana sığmayan hudutsuz bir varlıktır. Güzeli, doğruyu, iyiyi, aşkı, hakikati arayanlara müjdeler veren lâhudî sestir. Zulmette kalanlara teselli sunan Rahmani sedadır. Ayrılıktan inleyenlere şifa bahşeden devalı nefestir. İnsana insanı öğretendir. Her şeyin insanda olduğunu ve tüm evrenin insanın emrine verildiğini öğretendir.

  • Mevlâna büyük bir Hak aşığıdır. Aşkın efendisidir. Aşkta yok olmuştur. Bizzat aşktır. Aşkın ne olduğunu soranlara;
    "Benim gibi ol da bil, ister nur olsun, ister karanlık, o olmadıkça, onu tamamiyle bilemezsin." buyurur.

  • İnsan düşüncesine yepyeni bir mesaj veren ve İslam düşünürlerinin fikir ve sistemlerini, inanç akidelerini ruh, akıl ve sevgi üçgeni içinde sunan, insanlığa ahlâk, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlâna Celâleddin-i Rûmi, müstesna yüce bir varlık, ilâhi bir ışık, mânevi bir güneştir.

  • Onun insan düşüncesine verdiği en büyük mesaj Aşk, Sevgi ve Birliktir.

  • O, bir veli hüviyetiyle gönüller coşturmuş, bir pir, bir mürşid olan insan aklını nur ile yıkamış, akıl ve gönülleri kirden ve ikilikten kurtarmış ve temizlemiştir.

  • O, hiçbir şeyi inkar etmez, ama her şeyi birleştirir, bütünleştirir ve sevdirir. O kimseyi ayrı görmez; Çünkü O, herşeyin Allah’ın zuhur ve tecellisi olduğunu bilir ve bunu gönlüne ve insan aklına hâl olarak yansıtır.

  • Mevlâna, aziz ve yüce bir üstattır. Tek başına bir sistemdir, bir hayat ve düzendir. Ahlâkı, ilmi, hikmeti, sevgisi, aklı, tavrı, idraki, davranışları ve herşeyi ile yüceliği öğreten bir HAL ABİDESİ’dir. Peygamber’in gerçek temsilcisi, aşkın ve aklın en yüksek öğesi ve gerçeğidir.

  • İnsan yaratılmışların en şereflisidir düsturuyla; her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan Hz. Mevlâna sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolüdür.

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
www.mevlanayili.gov.tr

Sema

Derleyen: Ayhan Görür

20 Temmuz 2007

O Mavi Gözlü Bir Devdi/The Blue-Eyed Giant...Nâzım Hikmet




hanımeli, chevrefeuille
honeysuckle


O MAVİ GÖZLÜ BİR DEVDİ

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
Nâzım - Piraye
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın yoruldu
devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde
ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde
ebruliiiii
hanımeli
açan ev..



THE BLUE-EYED GIANT,
THE MINIATURE WOMAN AND THE HONEYSUCKLE


He was a blue-eyed giant.
He loved a miniature woman.
The woman's dream was of a miniature house
with a garden where the honeysuckle grows
in a riot of colours
that sort of house.

The giant loved like a giant.
And his hands were used to such big things
that the giant could not
make the building,
could not knock on the door
of the garden where the honeysuckle grows
in a riot of colours
at that house.

He was a blue-eyed giant.
He loved a miniature woman.
A mini miniature woman.
The woman was hungry for comfort
and tired of the giant's long strides.
And bye bye off she went to the embraces of a rich dwarf
with a garden where the
honeysuckle grows
in a riot of colours
that sort of house.

Now the blue-eyed giant realizes,
a house isn't even a graveyard for a giant love:
with a garden where the
honeysuckle grows
in a riot of colours
that sort of house...

Translated by Richard McKane
www.nazimhikmetran.com

Nâzım Hikmet


Derleyen: Ayhan Görür

13 Temmuz 2007

Ben Sana Mecburum...Attilâ İlhan


* * *
Frida

BEN SANA MECBURUM

ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum.

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski İstanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun

belki haziran da mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgar saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin

atillâ ilhan


Derleyen: Ayhan Görür

8 Temmuz 2007

Les yeux d'Elsa...Lauis Aragon/Orhan Veli Kanık


* * *

* * *
Les yeux d'Elsa

Tes yeux sont si profonds qu'en me penchant pour boire
J'ai vu tous les soleils y venir se mirer
S'y jeter à mourir tous les désespérés
Tes yeux sont si profonds que j'y perds la mémoire

À l'ombre des oiseaux c'est l'océan troublé
Puis le beau temps soudain se lève et tes yeux changent
L'été taille la nue au tablier des anges
Le ciel n'est jamais bleu comme il l'est sur les blés

Les vents chassent en vain les chagrins de l'azur
Tes yeux plus clairs que lui lorsqu'une larme y luit
Tes yeux rendent jaloux le ciel d'après la pluie
Le verre n'est jamais si bleu qu'à sa brisure

Mère des Sept douleurs ô lumière mouillée
Sept glaives ont percé le prisme des couleurs
Le jour est plus poignant qui point entre les pleurs
L'iris troué de noir plus bleu d'être endeuillé

Tes yeux dans le malheur ouvrent la double brèche
Par où se reproduit le miracle des
Rois Lorsque le coeur battant ils virent tous les trois
Le manteau de Marie accroché dans la crèche

Une bouche suffit au mois de Mai des mots
Pour toutes les chansons et pour tous les hélas
Trop peu d'un firmament pour des millions d'astres
Il leur fallait tes yeux et leurs secrets gémeaux

L'enfant accaparé par les belles images
Écarquille les siens moins démesurément
Quand tu fais les grands yeux je ne sais si tu mens
On dirait que l'averse ouvre des fleurs sauvages

Cachent-ils des éclairs dans cette lavande où
Des insectes défont leurs amours violentes
Je suis pris au filet des étoiles filantes
Comme un marin qui meurt en mer en plein mois d'août

J'ai retiré ce radium de la pechblende
Et j'ai brûlé mes doigts à ce feu défendu
Ô paradis cent fois retrouvé reperdu
Tes yeux sont mon Pérou ma Golconde mes Indes

Il advint qu'un beau soir l'univers se brisa
Sur des récifs que les naufrageurs enflammèrent
Moi je voyais briller au-dessus de la mer
Les yeux d'Elsa les yeux d'Elsa les yeux d'Elsa

Louis Aragon


Elsa'nın Gözleri

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
Orda bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde

Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdayların üzerinde

Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgâr
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
Camın kırılan yerindeki maviliğini de
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar

Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkardım
Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde
Bulup bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke
Gözlerin Peru’mdur benim Golkond’um Hindistan’ım

Kâinat paramparça oldu bir akşamüzeri
Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
Gördüm denizin üzerinde parlarken
Elsa’nın Gözleri Elsa’nın gözleri Elsa’nın gözleri.

Louis Aragon

Çeviri: Orhan Veli KANIK

Derleyen:Ayhan Görür

7 Temmuz 2007

I can't explain - Anlatamıyorum ... Orhan Veli Kanık


* * *

* * *

I CAN'T EXPLAIN

(Moro romantico)

If I cried, could you hear
My voice in my poems,
Could you touch my tears
With your hands?

Before I fell prey to this grief,
I never knew songs were so enchanting
And words so mild.

I know there's a place
Where you can talk about everything;
I feel I'm close to that place,
Yet I can't explain


Orhan Veli Kanık

Çeviri: Sait Talat Halman


Anlatamıyorum
(moro romantico)

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum.
Anlatamıyorum.

Orhan Veli Kanık

Derleyen: Ayhan Görür

29 Haziran 2007

Üvercinka...Cemal Süreya

* * *
ÜVERCİNKA

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil..

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrı'ya kalsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil..

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Bir çok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil..

Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil..

Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajı'nda akşam üstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil...

Cemal Süreya
Derleyen: Ayhan Gorur


28 Haziran 2007

Sayım...Cemal Süreya




* * *
by ErotoS, Onan

SAYIM

Ayışığında oturduk
Bileğinden öptüm seni

Sonra ayakta öptüm
Dudağından öptüm seni

Kapı aralığında öptüm
Soluğundan öptüm seni

Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni

Evime götürdüm yatağımda
Kasığından öptüm seni

Başka evlerde karşılaştık
İliğinden öptüm seni

En sonunda caddelere çıkardım
Kaynağından öptüm seni

Cemal Süreya


Derleyen: Ayhan Görür

Önceleyin...Cemal Süreya

***

ÖNCELEYİN

Önce bir ellerin vardı, yalnızlığımla benim aramda,
Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar,
Sonra yüzün, onun ardından gözlerin, dudakların,
Sonra her şey çıkıp geldi..

Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde,
Sen çıkardın utancını, duvara astın,
Ben masanın üstüne koydum kuralları,
Her şey işte böyle oldu önce...

Cemal Süreya


Derleyen: Ayhan Görür

22 Haziran 2007

Sevgilim, Ben Şimdi...Cemal Süreya

* * *

SEVGİLİM, BEN ŞİMDİ..

Sevgilim, ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim.
Elimde uçuk mavi bir kalem, cebimde iki paket sigara,
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden..
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz,
"Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz".
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere,
O gülün yüzü gülmüyor sensiz,
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı,
Hepten hüzünlü bu günlerde.
Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye,
Masada tabaklar neşesiz,
Koridor ıssız,

Banyoda havlular yalnız..
Mutfak dersen - derbeder ve pis,
Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş,
Vantilatör soluksuz,
Halılar tozlu,
Giysilerim gardropda ve şurda burda,
Memo'nun oyuncak sepeti uykularda.
Mavi gece lambası hevessiz,
Kapı diyor ki açın beni, kapayın beni.
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi,
Radyo desen sessiz,
Tabure sandalyalardan çekiniyor,
Küçük oda karanlık ve ıssız..
Her şey seni bekliyor, her şey gelmeni,
İçeri girmeni,
Senin elinin değmesini,
Gözünün dokunmasını
Ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi...

Cemal Süreya

( 1931 - 1990 )



Derleyen: Ayhan Görür

4 Mayıs 2007

Sevgi Üstüne...Bedri Rahmi Eyüboğlu

* * *
Sevgi Üstüne

Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
Kitaplara göre insan
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır
Aptaldır, hastadır, kahramandır
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler
Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar
Bir tek meyve veren dalı keserler
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı
Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli
Bir tek meyve veren dalı kesmeli
İnsan dediğin derya misali
Üstünde milyonlarca dalga
İçinde kıyametler kopmalı
İnsan dediğin derya misali
Uçsuz bucaksız olmalı.
Gel çıkalım sevgilim gel
Gel kurtaralım birler hanesinden
Çekelim gidelim bir uçtan uca
Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar
Sevelim sevelim sevelim
Sevebileceğimiz kadar

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Derleyen: Ayhan Görür

14 Mart 2007

Sevgi ve Korku...Ayhan Görür




İnsan korktuğunu sevmez;
sevdiğinden korkar.
Ayhan Görür

9 Mart 2007

Bir olmak...Mevlâna

* * *
Rubai

Der asl-ı yekî bederk can men ô to
Deydâne men ô to ô nehen men ô to
Hod ez peye fehm goften on men ô to
Çon nist men ô to der miyan men ô to

Aslında tekiz! ruh iledir ilgimiz,
Sen bende ve ben sende doğar gizleniriz.
Sen ben deyişim anlatabilmek için,
Sen ben yok ki aramızda, gerçekte biriz!


Mevlâna Celâleddin Rumî

Hamza Tanyaş
Mevlâna'dan Rubailer
Türkiye İş Bankası Yayınları

Derleyen: Ayhan Görür

24 Ocak 2007

Sevgilim..Rakel Dink













Rakel Dink


by Gustav Klimt


Bu mektup hepimize!

Rakel Dink
'in, eşine yazdığı ve "Sevdiklerinden ayrıldın. Çocuklarından ayrıldın, torunlarından ayrıldın. Sizlerden ayrıldı. Kucağımdan ayrıldın. Ülkenden ayrılmadın" diye bitirdiği mektup, dinleyen herkesin gözlerinde nem bıraktı.

"
Çutağıma (Ermenice keman) eş olmak bana verildi. Bugün çok acılı ve onurlu olarak buradayım. Ben, çocuklarım, ailem ve sizler çok acılıyız. Bugün sessiz sevgi biraz olsun bize güç katıyor. Kederli bir sevinç yaşatıyor.

İncil'den Yuhanna 15/13'te, "Hiç kimsede, insanın dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur"
der.

Sevgili dostlar, bugün bedenimin yarısını, sevgilimi, çocuklarımın babasını, sizin kardeşinizi uğurluyoruz. Sağdakine, soldakine, öndekine, arkadakine, rahatsızlık, saygısızlık vermeden... Sloganlar, pankartlar açmadan, sessiz bir saygı yürüyüşü gerçekleştiriyoruz. Bugün sessizlikle büyük bir ses yükselteceğiz. Bugün derinliklerin ışığa yükseldiği günün başlangıcıdır.

Yaşı kaç olursa olsun, 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim.Onu sevgisi büyüttü...Ah kardeşlerim, onun doğruluğa olan sevgisi, şeffaflığa olan sevgisi, dostuna olan sevgisi onu buraya getirdi. Korkuya meydan okuyan sevgisi onu büyüttü. Diyorlar ki, o büyük bir adamdı. Size sorarım, "O büyük mü doğdu?" Hayır. O da bizim gibi doğdu. O gökten değildi. O da topraktandı. Bizim gibi çürüyen bir beden. Fakat, yaşayan ruhu, yaptığı iş, kullandığı üslup, gözlerindeki, yüreğindeki sevgi onu büyük yaptı. İnsan kendiliğinden büyük olmaz. İnsanı yaptıkları büyük yapar. O büyük oldu. Çünkü, büyük düşündü. Büyük söyledi. Bugün de buraya gelerek, hepiniz büyük düşündünüz. Sessizce büyük konuştunuz. Siz de büyüksünüz. Bugünle kalmayın, bu kadarla yetinmeyin.

O
, bugün Türkiye'de milat yaptı. Sizler de mührü oldunuz. Onunla manşetler, onunla konuşmalar, onunla yasaklar değişti. Onun için dokunulmazlar ve tabular yoktu. Kelamda dediği gibi yüreğinden taştı. Büyük bir bedel ödedi. Bedellerin ödendiği gelecekler Hrant'ları severek, Hrant'lara inanarak olur. Nefretle, hakaretle, kanı kandan üstün tutarak olmaz. Bu yükseliş, karşındakini kendin gibi görerek, kendin gibi sayarak, kendin sayarak olur.

Ah kardeşlerim, Hisus'un (Hz. İsa) yardımıyla yarattığı ev cennetinden ayırdılar. Gökten ve ebedi cennete kanat açtırdılar. Gözleri daha yorulmadan, bedeni daha yaşlanmadan, daha hasta olmadan, sevdiklerine doymadan kanat açtırdılar göksel cennete. Oraya yalnız sevgi girerBiz de geleceğiz sevgilim. Biz de geleceğiz o eşsiz cennete. Oraya yalnız ve yalnız sevgi girer. İnsanların ve meleklerin dillerinden üstün olan, peygamberlikten üstün olan, bütün sırları bilmekten üstün olan, dağları yerinden oynatacak imandan üstün olan, varını yoğunu sadaka vermekten üstün olan, bedenini yakılmaya teslim etmekten daha üstün olan, yalnız ve yalnız sevgi girecek o cennete. Orada gerçek sevgiyle bir arada ebedince yaşayacak. Kimseyi kıskanmayan sevgi, kimsenin malında gözü olmayan sevgi, kimseyi öldürmeyen sevgi, kimseyi aşağılamayan sevgi, kardeşini kendinden üstün tutan sevgi, kendi hakkından vazgeçen sevgi, kin tutmayan sevgi, kardeşinin hakkını arayan sevgi, Mesih'te bulunan sevgi ve bize dökülmüş olan sevgi.

Ah sevgilim yazdıklarını, yaptıklarını, konuştuklarını kim unutabilir sevgilim? Hangi karanlık unutturabilir sevgilim? Olmuşları, olanları kim unutturabilir sevgilim? Korku unutturabilir mi sevgilim? Yaşam mı, zulüm mü? Dünyanın zevki, sefası mı sevgilim? Yoksa ölüm mü unutturacak sevgilim? Hayır hiçbir karanlık unutturamaz sevgilim.

Ben de sana yazdım aşk mektubunu sevgilim. Bana da ağır oldu bedeli sevgilim. Bunları yazabilmeyi Hisus'a borçluyum sevgilim. Onun da hakkını ona verelim sevgilim. Herkesin hakkını herkese geri verelim sevgilim.

Sevdiklerinden ayrıldın
.
Çocuklarından ayrıldın,
torunlarından ayrıldın.
Sizlerden ayrıldı.
Kucağımdan ayrıldın.


ÜLKENDEN AYRILMADIN SEVGİLİM.
23 Ocak 2007


Derleyen: Ayhan Görür

2 Ocak 2007

Bir Çocuk Sevdim...Sezen Aksu

* * *

* * *
BİR ÇOCUK SEVDİM

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Gözleri kederli, hatta korkulu
Her şeye rağmen bir an gülümsedi çocuk
Sıcak, sâde ama biraz kuşkulu

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Sanıyordum ki onun özlemi de buydu
O ise bir bakışta beni örtülerimden
Yalnızca, yalnızca duygularıyla soydu

Ben böyle bir yürek görmedim, böyle sevgi
Şimdi çocuk büyümekte gün be gün
Bütün hüzünleri okşadı birer birer
Gizli bir ümide sarılarak, biraz küskün

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Biraz çocuk, biraz adam, biraz hiçti
Ellerinde yaşlı zaman demetleri
Daha önce denenmemiş yeni bir yol seçti

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Bir elinde yarın, öbür elinde dün
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın hâline bakıp güldü geçti
Sezen Aksu
Derleyen: Ayhan Görür

24 Aralık 2006

Hakikatlim...Ayhan Görür

* * *
***
Seni
hiçbir zaman
ümitsiz ve çaresiz
olmadığın için
seviyorum
seni
her şeyin
ümidi
çaresi
sevgisi
hakikati
sen olduğun
ve
sevgini
karşılıksız
koşulsuz
sınırsız
herkese sunduğun için
seviyorum
seni
hiçbir zaman
kaderim olarak düşünmediğim için
ve
olaylar ne kadar sevimsiz olursa olsun
hiçbir olayın
sana olan sevgimi
yok edemeyeceğini bildiğim için
hakikatlim‘ olduğun için
seviyorum

_/ ' zamanın sevgisi ' sorgulanabilir
amaHAKİKİ sevgi‘ sorgulanamaz
_/

Ayhan Görür

29 Kasım 2006

Gerçek Dostluklar...

***

***

Bir gün, bir bilge,
kendi türleriyle
uçmayı reddeden
iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında.
Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın

nasıl olup da kendi aileleriyle,
ait oldukları yerlerde
yaşamak istemediklerine,

nasıl olup da bir "yabancı" yı
kendi kardeşlerine yeğlediklerine.
Biri karga, biri leylek...
O kadar farklıdır ki kuşlar

ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine,
kardeşleriyle değil de

birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine.
Öyle ya,
karga dediğin kargalarla
uçmalıdır,

leylek dediğinse leyleklerle.
Yaklaşır ve merakla inceler kuşları.
Ta ki her ikisinin de topal olduğunu

keşfedinceye kadar.
O zaman anlar ki, birlikte kaçar,
birlikte uçar,
birlikte yaşarlar
beklenenlerin yanında tutunamayanlar.
O zaman anlar ki, sahip oldukları değil,

sahip olmadıkları
kimilerini birbirlerine yakın kılan.
Topal kuşlar
birbirlerinin
'arıza'larını bilir ve

sömürmek ya da örtmek yerine
kabullenirler öylesine.
En sahici dostluklar
ortak varlıklar üzerine değil,

ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır.
Aynı şekilde zengin,

aynı şekilde mesut olanların
ortak paydaları

sabun köpüğü gibidir uçar, söner.
Ortak acı,
ortak hüzün,
ortak pürüzdür
esas yaklaştıran, yakınlaştıran...

Eğitimci meslektaşım
Ayhan Okutan 'dan alınmıştır...

Derleyen: Ayhan Görür

4 Kasım 2006

Hoş Geldin...Nâzım Hikmet

* * *
* * *
Hoş Geldin

  • Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin!
    Yorulmuşsundur,
    nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
    ne gül suyum, ne gümüş leğenim var.
    Susamışsındır,

    buzlu şerbetim yoktur ki, ikram edeyim.
    Acıkmışsındır,
    sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
    memleket gibi esir ve yoksuldur odam.
  • Hoş geldin, kadınım benim, hoş geldin!
    Ayağını bastın odama
    kırk yıllık beton çayır çimen şimdi.
    Güldün,
    güller açtı penceremin demirlerinde.
    Ağladın,

    avuçlarıma döküldü inciler,
    gönlüm gibi zengin
    hürriyet gibi aydınlık oldu odam,
    Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin!

Nâzım Hikmet

Derleyen:Ayhan Görür