Tanrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tanrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2008

Tanrı'nın Varlığı...Mumammed İkbâl


* * *

Tanrı'nın Varlığı

Dostlarım çoğunlukla:
"Tanrı'nın varlığına inanıyor musun?"
diye soruyorlar.
Bu soruya cevap vermeden önce,
bu soruda kullanılan sözcüklerin
ne anlama geldiklerini
öğrenmeye hakkım bulunduğunu düşünüyorum.
Dostlarım sorularını cevaplamamı istiyorlarsa,
önce "Tanrı", "varlık" ve "iman"dan
(özellikle ilk ikisinden)
ne kasdettiklerini açıklamaları gerekir.
İtiraf ediyorum ki
ben de
bu sözcüklerin
ne ifade ettiklerini anlamıyorum.
Biraz araştırdığımda
onların da benim gibi
birşey anlamadıklarını görüyorum.


Bir Diyalog


Gönül: "Tanrı'nın varlığına şüphe yok!"
Akıl: "Ama aziz evlâdım!
"varlık" benim kuramlarından biri.
Senin bunu kullanmaya hakkın yok!"
Gönül: "Bu daha da iyi ya Aristo'm !*"

*Aristo "İlk Öğretmen" lâkabıyla anıldığı için burada "Aristo'm", "Hocam" anlamında kullanılmıştır.

Muhammed İkbal
Yansımalar
Gençlik Notları
Kaknüs Yayınları


Derleyen: Ayhan Görür

9 Aralık 2007

Ney Belgeseli ve Neyzen Tevfik




Tanrım...

Serserinim, düştüm aşkınla neye,
Nasıl girdin elimdeki şu neye?
Hem seversin beni Neyzenim diye,
Hem de sarhoş diye destan edersin

"

Geçer
....
Serseri Neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne,
Girmemiştir bu âvâlim, bu bedi' gözüne.
Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.
Pîr olur saki-i gül-çehre bakılmaz yüzüne,
Hâk olur pir-i mûgan, sohbet-i hemdem de geçer.

.....
(Serseri Neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne,
Girmemiştir bu dünyam, bu yaratanın gözüne,
Bilmezliğin kudreti baktırmadı, kendi özüne.
Pîr olur içki sunan gül çehreli bakılmaz yüzüne,
Hâk olur yıllanmış meyhaneci, sohbet arkadaşı da geçer.)

Neyzen Tevfik


Derleyen: Ayhan Görür

11 Kasım 2007

Aşk Tanrı'nın ta kendisi; ölmek ise...Tolstoy


* * *

Van Gogh, Almond-Branches-in-Bloom

"

Aşk ölüme engel olur.
Aşk hayatın kendisidir.
Her şeyi, anlayabildiğim her şeyi,
ancak onları sevdiğim için kavrayabiliyorum.
Her şeyin varlığı, her şeyin varoluşu,
sadece içimdeki sevgiden ileri geliyor.
Her şey ancak yalnız sevgiyle belirtilebilir.
Aşk Tanrı'nın ta kendisi;
ölmek ise benim yâni
aşkın küçücük parçacığının
her şeyin özü olana, o ölümsüz kaynağa
yeniden dönmesinden başka bir şey değildir.


Tolstoy

Vincent Van Gogh
Vase-of-Fifteen-Sunflowers-

Tolstoy
'dan
Ruha Dokunan Düşenceler
Hazırlayan: Esra Uluç
carpe. diem Kitap

Derleyen: Ayhan Görür

2 Kasım 2007

Benlik,İkilik ve "O, bir diridir ki ölmez"...Mevlâna Celâleddin Rumî


Mevlâna Cami ve Türbesi, Konya


_/ Zıddı olmadıkta bir şey görünmez.
O misli olmayan padişahınsa zıddı yoktur.
_/


Mevlâna

,,Ona karşı iki “ben” olamaz;
oraya iki “ben” sığamaz.
Sen de “ben” diyorsun, o da “ben” diyor.
Ya sen onun önünde öl,
ya o senin önünde ölsün de
ikilik
kalmasın.

Fakat o ölmez, buna imkân yok.
Ne dış âlemde ölür o, ne zihinde;
çünkü
“O, bir diridir ki ölmez.”

Mümkün olsaydı
ikilik kalksın diye
senin için ölürdü de hani;
bu kadar da lütfu vardır onun.
Madem ki onun ölmesine imkân yok,
sen öl de o sana tecelli etsin,
ikilik
kalksın-gitsin.

İki kuşu birbirine bağlasan,
ikisi de aynı cinstendir,
iki kanat dört kanat olmuştur,
fakat gene de uçamazlar;
çünkü arada ikilik
vardır.
Fakat ölü bir kuşu,
diri bir kuşa bağlasan diri kuş uçar;
çünkü
ikilik kalmamıştır.
,,

Mevlâna Celâleddin Rûmî

Fîhî Mâ Fîh
İçindedir içinde

Semâ

Derleyen: Ayhan Görür

1 Kasım 2007

O ölmedi...Neyzen Tevfik





Mustafa Kemal ATATÜRK

O ölmedi

Tanrı ölmez, O dilerse görünür bir müddet,
Kaybolunca O'nu kalbinde bulur her millet.

Bilmiyormuş kaderin cilvesini evvelce,
Bütün ecrâm-ı semâ yasla büründü o gece.

Yaklaşan bir acı önce güneşi korkuttu,
Ay tutuldu diyemem gökyüzü mâtem tuttu.

Ata geçti ebedin mevki-i müstahkemine,
Bir direktif veriyor arza, beşer âlemine!

Bize ilhâm ile isâl ediyor her haberi,
Ki O kudret-i külliye, emirber neferi.

Bağladı dâr-ı fenânın ebede telsizini,
Güdelim açtığı yollardan mübarek izini.

Atatürk'ün beşere sunduğu peymânı budur,
Atatürk'e inananlar er olur, sulhu korur.



Neyzen Tevfik

Beyoğlu, 13 Kasım 1938


kader,
alınyazısı
ecrâm-ı semâ, yıldızlı gökyüzü
mâtem, yas
mevki-i müstahkemine, askerlikçe sağlamlaştırılmış yer
beşer âlemine, insanlık dünyasına
ilhâm, kalbe doğma
isâl, ulaştırma,eriştirme
kudret-i külliye, mutlak güç
emirber neferi, emir eri
dâr-ı fenâ, dünya evi ( fena ev )
mübarek, bereketli olan, saygıya değer
beşer, insan, insanlık
peymân, yemin, ant
er, asker
sulh, barış

Salvador Dali

Derleyen: Ayhan Görür

26 Eylül 2007

Bir Diyalog...Muhammed İkbal


*

* * *

Kandil
, Osmanlı Dönemi

Bir Diyalog


Gönül: "Tanrı'nın var olduğuna şüphe yok!"
Akıl: " Ama aziz evladım!
"Varlık" benim kuramlarımdan biri.
Senin bunu kullanmaya hakkın yok!"
Gönül: "Bu daha da iyi ta Aristo'm!"



Muhammed İkbal
Yansımalar, Gençlik Notları
Çeviri: Halil İbrahimToker
Kaknüs Yayınları

Derleyen: Ayhan Görür

3 Ağustos 2007

İslâm'da Tanrı...Muhammed İkbal




Tanrı


Hristiyanlık
Tanrı'yı
"sevgi",
İslâm ise Tanrı'yı "güç" olarak tanımlar.

Bu iki görüşün hangisinin
doğru olduğuna karar vereceğiz?

Bence, evren ve
insanlık tarihi, bize hangi görüşün
doğru olduğunu söylüyor.
Ben, tarihte, Tanrı'nın sevgisinden ziyade
gücünün yansımalarını görüyorum.
Tanrı'nın sevgi yönünü inkâr etmiyorum,
benim buradaki kastım,
tarihsel tecrübelerimize dayanarak

Tanrı'nın "Mutlak Güç" olarak

tanımlanabilir olduğudur.




Muhammed İkbal
Yansımalar

Çeviri: Halil Toker, Kaknüs Yayınları


Derleyen: Ayhan Görür

2 Ağustos 2007

İslâmda Birlik...Muhammed İkbal


* * *

Taç Mahal

Birlik

Nietzche,
Tanrı'ya inanmanın
insanı güçsüzleştirdiğini düşünür.

İslâmî hikmet, Tanrı kavramını
insanın yararına kullanmaya dayanır
ve onu
birlik gücünün kaynağı
biçimine sokar.

İslâm'da birlik
gerçek yaşamdaki
korku ve boş inançlardan
tamamen kurtulma anlamına gelir.

Sadece entellektüel anlamdaki
bir Tanrı inancı
,
İslâm'da hiçbir şey ifade etmez.


Muhammed İkbal
Yansımalar
Çeviren: Halil Toker, Kaknüs Yayınları


Derleyen: Ayhan Görür

14 Aralık 2006

Gizli öze perde olan kötü huy...Mevlâna

* * *
* * *
by Mark-Rothko

İnsanın nefsinde bir şey vardır ki, hayvanlarda, canavarlarda bile yoktur derler ya; bu söz, insan onlardan beterdir demek değildir.
Şu yüzden söylenmiştir bu söz : İnsanda gizli bir öz var ya; ona karşılık bu kötü huy, nefsin şu kötülüğü, şu fenalıklar, o öze perde olmuştur; inci-mücevher, ne kadar değerli, ne kadar büyük, ne kadar yüce olursa perdesi
de o kadar büyük olur.
Demek
kötülük
, kötü huylar, o öze, inciye bir perde oluyor: bu perde de çok çalışmayla kalkıyor ancak.

Çalışmalar
çeşit – çeşittir.
Çalışmaların en ulusu Tanrı’ya yüz tutmuş, bu alemden yüz çevirmiş dostlara karışmaktır.

Temiz dostlarla düşüp kalkmaktan
daha çetin hiçbir savaşma yoktur.
Çünkü onları görmek, nefsi, bedeni eritip yok etmektir.
Hani derler ya; yılan, kırk yıl insan görmese ejderha olur; bu söz, kendindeki uğursuzluğu yakıp eritecek bir kimseyi
görmez demektir.
Nereye büyük kilit takarlarsa orda değerli, ağır birşey
var demektir.
İşte şimdicek nerde büyük bir perde varsa orda daha iyi bir inci
var demektir.

Definenin üstünde kötü yılan var amma yılanın çirkinliğine bakma definedeki değerli şeyleri
gör.

Mevlâna Celâleddin Rumî


FİHİ MA - FİH
Sayfa 204
Çeviren : Abdülbaki Gölpınarlı

Sunan : Ayhan Görür

5 Ekim 2006

Çocuklara Dair - On children... Kahlil Gibran

* * *
* * *
by Kahlil Gibran

On Children


And a woman who held a babe against
her bosom said,"Speak to us of Children" and

he said:

  • Your children are not your children.
    They are the sons and
    daughters of Life's longing for itself.
  • They come through you but not from you,
    And though they are with you,
    yet they belong not to you.
  • You may give them your love
    but not your thoughts.
    For they have their own thoughts.
  • You may house their bodies
    but not their souls,
    For their souls their dwell
    in the house of tomarrow,
    which you cannot visit,
    not even in your drems.
  • You may strive to be like them,
    but seek not make them like you.
    For life goes not backward nor tarries
    with yesterday.
  • You are the bows from which your children
    as living
    arrows are sent forth.
    The archer sees the mark upon
    the path of the infinite,
    and He bends you with His might that His
    arrows may go swift and far.
    Let your bending in the archer's hand
    be for gladness;
    For even as He loves he the arrow that flies,
    so He loves also the bow that is stable.

Kahlil Cibran
The Prophet


* * *

Çocuklara Dair

Ve bebesini göğsüne bastırmış bir kadın dedi ki,
bize Çocuklar'dan Söz Et.
Ve o dedi ki:

  • Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil.
    Onlar Hayat'ın kendine duyduğu hasretin
    oğulları ve kızları.
  • Onlar sizinle gelirler ama sizden değil.
    Sizinle birlikte olsalar da size ait değil
  • Onlara sevginizi verebilirsiniz ama
    düşüncelerinizi değil.
    Çünkü kendi düşünceleri var onların.
  • Onların bedenlerini barındırabilirsiniz
    ama ruhlarını değil.
    Çünkü ruhları geleceğin evinde yaşar;
    düşlerinizde bile gidemezsiniz oraya.
  • Onlar gibi olmaya çabalayabilirsiniz
    ama onları kendinize benzetmeye çalışmayın.
    Çünkü geri geri gitmez yaşam,
    dün ile oyalanmaz.
  • Sizler yaysınız ve çocuklarınız
    bu yaylardan fırlatılan canlı oklar.
    Okçu
    sonsuzluk yolundaki hedefi görür ve
    oklari tez gitsin, ırak gitsin diye
    var gücüyle gerer sizi
    O.
    Okçunun
    elinde gerilmek size mutluluk versin.
    Çünkü
    O
    dengeli yayı da sever,
    uçan oku sevdiği kadar.

Halil Cibran
Ermiş

Çeviren: Ayşe Berktay
Alkım Yayınevi

Derleyen: Ayhan Görür

3 Ekim 2006

Tanrı - Allah - Dieu - God... VOLTAIRE

* * *

* * *

"D I E U " - "TANRI"


Arkadius’un imparatorluğu zamamında, Konstantiniye’de Tanrıbilim öğretmeni Logomakhos, İskitya’ya gitmişti; Kafkas dağlarının eteğinde, Kalkhis sınırlarındaki bereketli Zephirim ovalarında durdu. İyi kalbli ihtiyar Dondindak, büyük ağılı ile geniş samanlığın arasında, büyük avlusundaydı; karısı beş oğlu ile beş kızı, akrabaralıyla uşakları, hepsi diz çökmüşler, bir iki lokma yedikten sonra, Tanrı’ya şükrediyorlardı. Logomakhos “ Ne yapıyorsun öyle, a putatapar ?” dedi. Dondindak “- Ben pututapar değilim “ dedi. Logomakhos : “- Yunanlı değil İskit’sin, demek oluyor ki putataparsın, dedi. Söyle bana bakayım, o yabani İskitcenle neler okuyordun ? “ İskit : “ – Tanrının kulakları için bütün dinler birdir", diye cevap verdi; biz ona şükrediyorduk. “ Tanrıbilimci bu sefer: “ – Bizden ders almadan Tanrı’ya yakaran bir iskit ailesi; amma da tuhaf şey ! “, dedi. Az sonra İskityalı Dondindak’la şöyle bir konuşmaya girişti: çünkü tanrıbilim öğretmeni İskit dilinden biraz anlardı, öteki de biraz yunanca biliyordu. Bu konuşma Konstantiniye kitaplığında saklı duran bir el yazmasında bulunmuştur.

Logomakhos. – Bakalım din ve ahlâk ilkelerini biliyor musun. Tanrı’ya niçin yakarırsın ?
Dondindak. – Her şeyimizi borçlu olduğumuz bir Yüce Varlık vardır, ona tapınmak gerekir de ondan.

Logomakhos. – Bir yaban ağzından hiç de kötü cevap değil; peki, ondan ne istiyorsun ?
Dondindak. – Faydalandığım nimetler için, hatta beni içinde denediği üzüntülerden dolayı da ona şükrediyorum; ama ondan bir şey istmemeye çok dikkat ediyorum : Bize gerekeni o bizden daha iyi bilir, hem doğrusu korkuyorum, ben güneşli hava isterken komşum yağmur istemeye kalkarsa.

Logomakhos. – İşte bu ! Saçmalayacağını biliyordum zaten. Ta başından başlayalım. A Yaban, sana bir Tanrı vardır, diyen kim ?

Dondindak. – Bütün doğa.


Logomakhos. – O kadarı yetmez. Sence Tanrı nedir ?
Dondindak
. - Beni yaratandır, benim efendimdir, iyilik edersem bana ödül verir, kötülük edersem de beni cezalandırır.

Logomakhos
. - Bütün bunlar boş laflar, acınacak şeyler; esasa gelelim. Tanrı secundum quid, dolayısiyle mi, yoksa özünden ötürü mü ilksizdir ?
Dondindak
. - Ne dediğini anlamadım.

Logomakhos
. –Yontulmamış yaban ! Tanrı bir yerde midir, her yerin dışında mıdır, yoksa her yerde midir ?
Dondindak
. – Bilmem ki... orada olur, burada da.

Logomakhos
. – Gidi bilgisiz ! Olmuş, bitmiş bir şeyi, olmamış, bitmemiş etmeye, bir değneğin iki ucu olmamasını olası kılmaya gücü yeter mi ? Geleceği gelecek gibi mi, yoksa hal gibi mi görür ? Nasıl ediyor da varlığı yoktan var, vardan yok ediyor ?
Dondindak. – Doğrusu hiç incelemedim.

Logomakhos
. – Ne kaba herif ! Çare yok, alçalalım, Kendimizi küçültüp ona uyalım. Söyle bakalım, dostum, maddenin ilksiz olabileceğine inanıyor musun ?
Dondindak
. – Ha olmuş, ha olmamış, bana ne ? Ben, kendim ilksiz değilim ki. Tanrı her zaman için benim efendimdir; o bana doğruluk kavramını vermiş, uymam gerek; ben filozof değil, insan olmak isterim.

Logomakhos
. – Bu kalın kafalara da söz anlatmak ne güç şeymiş. Adım adım gidelim: Tanrı nedir ?
Dondindak
. – Benim efendim, beni yargılayan, benim babam.

Logomakhos
. – Ben sana onu sormuyorum, özü nedir ?
Dondindak. – Güçlü ve iyi olmak.

Logomakhos
. – İyi ama cisimsel midir, ruhsal mı ?
Dondindak
. – Ben ne bileyim.

Logomakhos
. – Ne ! Sen ruh nedir bilmiyor musun ?
Dondindak. – Bilmem: bileceğim de ne olacak ? Bilince daha mı doğru olacağım ? Karıma, çocuklarıma
, uşaklarıma daha mı iyi bakacak, yurduma daha mı yararlı olacağım ?

Logomakhos
. – Sana ruhun ne olduğunu ne ne olursa olsun öğretmeli; dinle bak: Ruh, ruh... bunu sana başka bir zaman anlatırım.
Dondindak
. – Bana öyle geliyor ki ruhun ne olduğunu değil de ne olmadığını söyleyeceksin. İzin verirsen ben de sana bir şey sorayım. Vaktiyle bir tapınağınızda görmüştüm: siz Tanrının resmini yapmışsınız, niye öyle uzun sakallı ?

Logomakhos. – O güç bir sorundur, anlaşılması için de önceden birkatım bilgiler edinmek ister.
Dondindak
. – Sen bana onları öğretmeden önce, bak bir gün başıma ne geldi, ben sana onu anlatayım. Bahçemin ta ucuna bir helâ yaptırmıştım. Bir köstebeğin bir mayıs böceğiyle şöyle konuştuğunu duydum. Köstebek : “ – İşte güzel bir yapı, diyordu, bunu kuran herhalde pek güçlü bir köstebek olmalı.” Mayıs böceği de : “- Alay mı ediyorsun, dedi, bu yapının kurucusu deha sahibi bir mayıs böceğidir.”

_/ O gün, bugündür kimse ile çekişmemeğe karar verdim. _/


VOLTAIRE

FELSEFE SÖZLÜĞÜ
Dictionnaire Philosophipue
Çeviren: Lütfi Ay
İnkilâp ve Aka Yayınevi


Kadıköy,
Özgürlük Parkı
Fotoğraf,Ayhan Görür

22 Temmuz 2006

Güç, Sabır ve Sağduyu Üzerine...Halil Cibran

*
*
Tanrım;
Değiştirebileceğim şeyleri değiştirebilmem için
güç,
Değiştiremeyeceğim şeylere katlanabilmem için
sabır,
İkisini birbirinden ayırdedebilmem için de
aklı-selim (sağduyu)
ver.
Halil Cibran
Derleyen: Ayhan Görür

9 Temmuz 2006

Bilmece ve Tanrı... Kleist

* *
Sence ben herhalde bir bilmeceyim.
İçin rahat etsin: Tanrı da bence öyle.

Kleist

Derleyen: Ayhan Görür

Tanrı ve İnsan... Voltaire

*

*
Ey insanoğlu!
O Tanrı sana
aklı "kendini" yönet diye vermiş,
kendi yarattığı şeylerin
özüne giresin diye değil.

Voltaire

Derleyen: Ayhan Görür

Aşk, Tanrı ve Tanrıtanımaz... Voltaire

* * * *
Kardelen
*
Aşk, tanrıtanımazlar ülkesinde,
insanı tanrıya tapındırır.

Voltaire

Derleyen: Ayhan Görür

3 Haziran 2006

PARADOX : Bu dost başka... MEVLÂNA

*

David Friderich




Herşeyi,

aramadıkça bulamazsın;

fakat


bu dost
başka,

bunu
bulmadan arayamazsın.


Mevlâna Celâleddîn Rumî
Fihî Mâ Fîh
s,30
Çeviren, Abdülbâki Gölpınarlı

Derleyen, Ayhan Görür

29 Mayıs 2006

Aşk Halik'in verdiği... Michelangelo

* *
LOVE
*
AŞK,
Yaratan'ın kendisine kadar yükselmesi için
insana verdiği kanattır.

Michelangelo

Derleyen, Ayhan Görür

23 Mayıs 2006

PARADOX : Balıklar ve "Su"... Serhan Büyükkeçeci

*



*

Balıklar ve "Su"


Okyanusun derinliklerinde bir grup balık sohbet ediyorlardı...

Bir ara içlerinden biri:
"- Arkadaşlar. Ben "su" diye bir şeyin var olduğunu duydum. Ne olduğunu bilen var mı?"
Düşünmeye başladılar. Ancak hiçbiri de "su"yun ne olduğunu bilmiyordu.

Bir balık:
"-Benim tanıdığım akıllı ve yaşlı bir balık var. O mutlaka bilir." dedi.
Hep beraber yanına gittiler.


Aynı soruyu ona da sordular:
"-Ey bilge balık. Biz "su" diye bir şeyin varolduğunu duyduk. Bu nedir, bize gösterebilir misin?"


Bilge balık hafif tebessüm etti ve:
"-Siz bana "su"yun olmadığı bir yer gösterin, ben de size "su"yu göstereyim.

Serhan Büyükkeçeci
Paradokslar

ve
Mantık Oyunları
s,63
TİMAŞ YAYINLARI

Derleyen, Ayhan Görür