bilge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2007

Bizden Sonra Doğanlara...Bertolt Brecht



Free Eagle!

* * *



Bizden Sonra Doğanlara
I
Gerçekten, karanlık günlerde yaşıyorum!
Doğru söz delilik. Düz alın
Kanıtı vurdumduymazın. Gülen ki
Korkunç haberi
Henüz almamış.

Ne günlere kaldık, ki
Neredeyse suçtur ağaç üzerine bir konuşma
İçerir çünkü susmayı bunca kötülük üstüne!
Orda ağırdan caddeyi geçen
Erişilmez mi dara düşen
Arkadaşları için?

Doğrudur: geçimimi sağlıyorum daha
Ama inanın: bu bir rastlantı yalnız. Yaptığım
Hiçbir iş doyma hakkını vermiyor bana.
Rasgele korunmuşum. (Talihim dönüverse. Yokum.)

Bana diyorlar: ye iç! Bak keyfine!
Nasıl yer içerim, kaparsam
Yiyeceğimi bir açın elinden ve
Bardaktaki suyum bir susuzda yoksa?
Ve yiyip içiyorum gene de.

İsterdim bilge olmak.
Eski kitaplarda yazılı nedir bilge
Kavga dışı kalmak dünyada ve kısa yaşamını
Korkusuz geçirmek
Zora başvurmadan edebilmek
Kötülüğe iyilikle karşılık vermek

İsteklerine ermeyip, unutmak
İşi bilgenin.
Yapamam bütün bunları:
Gerçekten, karanlık günlerde yaşıyorum!

II
Şehre geldim bozuk düzen günlerde
Açıklık sürerken.
İnsan arasına karıştım ayaklanmada
Ve onlarla birlikte öfkelendim.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde.
Yemeğimi yedim iki savaş arası
Katillerin arasında yattım
Sevgiye saygısız
Ve doğaya sabırsız baktım.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde

Her yol batağa çıkardı benim zamanımda.
Dilim durmaz ele verirdi beni.
Elimden gelen azdı. Ama hükmedenler
Daha rahat olurdu bensiz, buydu umudum.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde.

Gücüm azdı. Hedef
Uzak mı uzak.
Apaçık belliydi, benim ulaşmam
Mümkün değildiyse de.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde.

III
Siz, siz ki çıkacaksınız
Battığımız tufandan
Düşünün
Eksiklerimizden söz ederken
Karanlık çağı da
Sizin kurtulduğunuz.
Gittiydik, ayakkabıdan çok ülke değiştirip
Sınıf savaşları arasından, umarsız
Yalnız haksızlık var da baş kaldırma yoktuysa.

Biliyoruz oysa:
Alçaklıktan nefret bile
Çarpıtır çizgileri
Haksızlığa öfke bile
Kısar sesi. Ah, biz
Hazırlamak isterken dostluk yolunu
Dost olamadık kendimiz.

Siz ama, o gün gelince
İnsanın insana el uzattığı
Anın bizi
Hoşgörüyle.
...
O gün mavi eylül ayında
Sessiz körpe bir erik ağacı altında
Tuttum onu, sessiz beyaz aşkı
Kolumda kutsal bir düş gibi.
Ve üstümüzde güzel yaz göğünde
Bir bulut vardı, çoktan gördüğüm
Çok beyazdı ve çok yukarılarda
Ve başımı kaldırıp baktığımda, değildi orda.

O günden beri birçok, birçok aylar
Geçti sessiz aşağı kaydılar
Yok oldu o bütün erik ağaçları
Ve bana sorarsan aşk n'oldu diye
Sana derim ki: hatırlayamıyorum
Ama gene de, inan ki, biliyorum ne demek
istediğini.
Ama gene de gerçekten hatırlamıyorum onun
yüzünü.
Yalnız: o zamanlar öpmüştüm onu, biliyorum.

Ve bu öpücüğü de çoktan unutmuş olurdum
O bulut olmasaydı orada
Onu bugün de hatırlıyorum ve hep hatırlayacağım
bile.

Çok beyazdı ve yukarılardan geliyordu
Erik ağaçları belki çiçek açıyordur gene de
Ve o kadının belki de şimdi yedi çocuğu olmuştur
Ama o bulut yalnız birkaç dakika için açtı
Ve yukarı baktığımda, rüzgârda kayboluyordu

Bertolt Brecht


Look cross - eyed!

Derleyen: Ayhan Görür

23 Ekim 2006

Bhagavatgita'dan...Bülent Ecevit

* * *
















* * *

BHAGAVATGİTA

Bhagavatgita ( Tanrı Şarkısı ) ,
büyük Hint Destanı Mahabharata'nın
öykülerinden biridir.
Hint felsefesinin ve sanskrit yazasının
en önemli yapıtlarındandır.
Yaklaşık iki bin yıl önce yazıldığı sanılır.
İki bin beş yüz yıl önce yazıldığını öne süren
uzmanlar da vardır.
Çevrilen bölüm, Tanrı Vişnu 'nun

görüntüsü olan Krişna'nın
savaş öncesinde komutan Prens Arcuna'ya
söylediklerinden derlenmiştir.

yaşayanlara da ölenlere de üzülmez bilge
hiçbirimiz hiçbir zaman yok olmadık
hiçbir zaman da yok olmayacağız

nasıl şu gövdenin içindeki can
çocukluktan gençliğe
gençlikten yaşlılığa geçerse
ölümde de bir başka gövdeye geçer

duyulardan insana
soğuk gelir sıcak gelir
acı gelir tat gelir

bunların hepsi de geçicidir

acıyla tadı bir tutabilen
ikisini de aşabilen ancak
ölümsüzlüğe erebilir

yoktan varolunamaz
olan yok olmaz

çözülmezdir evrenin örgüsü
değişmezi değiştirmeğe
kimsenin gücü yetmez

gövdeler ölür
gövdeleri giyinense ölümsüzdür
ölçülemez biçilemez o
yok edilemez o
ölümsüz ve doğumsuz olan
sonsuz ve başsız ve değişmez olan
ölebilir mi hiç gövde gibi

doğumsuzluğu bilen
ölümsüzlüğü bilen
sonsuzluğu ve değişmezliği bilen
öldürecek gücün olmadığını da bilir kendinde

eskimiş giysilerden soyunduğu gibi gövdenin
gövdeyi giyinen de eskimiş gövdeden soyunur
yeni giysiler gibi yeni gövdeler giyinir o

silâhlar yaralamaz onu
ateş yakmaz onu
yel kurutmaz onu

solmazdır ıslanmazdır o
yanmazdır yaralanmazdır o
değişmezdir tükenmezdir o
heryerdedir o
heptir o herdir o

gözle görülmez
akılla bilinmez
değiştirilmez

doğan için ölüm çaresizdir
ölense yeniden dirilir
olması gerekene üzülünmez

görünmezdir doğumdan önce
tüm varlıklar
ölümle de görünmez olurlar

iki görünmezlik arasındadır ancak
görünürlülük

ölümsüzdür yerleşen
tüm varlıkların gövdesine
ölümlünün ülümüne yas tutulmaz

acıyla tadı
yitimle kazancı
yengiyle yenilgiyi
bir tutarak gir savaşa
o zaman işte günah işlemezsin
kurtulursun bu yolda yürürsen
eylemlerinin köleliğinden
hiçbir adım boşa gitmez bu yolda
hiçbir emek geri tepmez
birkaç adım bile yürümek bu yolda
kurtuluş demektir

düşüncesiyle ereği birdir
bu yolda yürüyenin
ama kararsızların düşüncesi
her yöne dal budak salabilir

aklı ermeyenlerin sözü boldur
onlar kutsal betiklerden de
bir takım sözler bulur
"işte" derler "gerçek" budur

ne bencil isteklerden geçer onlar
ne de cehennem

dualarından bile zevkle kudrettir gözettikleri
dünyaya yine dönmek
yine dönmektir onların kaderi

öylesine bağlanır ki
zevkle kudrete onlar
birliğe yöneltemezler isteklerini

karşıtları aşmalısın
ölümsüslüğ ulaşmalısın
kazançlardan varlıklardan öte
kendine ermelisin kendine

heryeri sular kapladığında
suyla dolu kuyun olmuş ne çıkar
erenlere
tümü görenlere
kutsal yazıların artık ne gereği var

işte olsun gönlün
işin ödülünde değil
ödül gözetme çalşırken
çalışmaktan da durma geri

Tanrı'ya yönel her eyleminde
ödül düşünme
ne yergiye sevin
ne yergiye yerin
ayrımsızlığın erincinde ereceksin özgürlüğe

tutkuyla yapılan işin yoktur değeri
tutkusuz yapacaksın
budur bilgeliğin gereği

bu bilgeliğe erenler
kötülüğün de iyiliğin de üstündedir

Çeviri: Bülent Ecevit
Derleyen: Ayhan Görür

16 Mayıs 2006

Bilgelik ve Kalp Sağlamlığı üzerine... Prof.Dr.Osman Müftüoğlu


*



_/ Bilge bir kalp sağlam bir kalpten
daha güçlüdür. _/


Prof.Dr.Osman Müftüoğlu

Derleyen, Ayhan Görür

6 Mayıs 2006

Yaptığını Kendi Yaşamı İçin Yapmayan... LAO TSU


*
halk açsa bu üstekilerin
fazla vergi yemelerindendir
bu yüzden açtır halk

halkı yönetmek güçse bu üstekilerin
her işe karışmasındandır
bu yüzden güçtür yönetmek halkı

halk ölümden korkmuyorsa bu üstekilerin
lüks içinde yaşamak istemesindendir
bu yüzden halk korkmaz olur ölümden

yaptığını kendi yaşamı için yapmayan

daha bilgedir yaşama değer verenden

**

yücelerden bilge YOL'u duyunca
izler onu uyumla


ortacalardan bilge YOL'u duyunca
bir uyar bir şaşar

alçakçalardan bilge YOL'u duyunca
güler ağız dolusu
ve
gülmezse bil ki
doğru yol değildir o

ne der atasözü-
açık yol karanlık görünür
ileri yol geri görünür
doğru yol eğri görünür
en yüce erdem alçak görünür
en temiz insan kirli görünür
en engin erdem dar görünür
en cesur erdem kaçak görünür
en doğru öz dönek görünür

BÜYÜK ARAÇ GEÇ YETKİNLEŞENDİR

en doğru dörtgenin köşesi olmaz
büyük sesin sesi duyulmaz
büyük resmin şekli görünmez

yol gizemli ve adsızdır
ama ancak onunla varolur her şey

Lao Tsu

Tao Te Ching
Yol ve Erdem Kitabı
Söz ve Can Kitabevi
s,56
Türkçe ve Yorumu, Ömer Tulgan

Derleyen, Ayhan Görür