28 Mart 2007

Çalışmayana Ekmek Yok...Hyokujo





Zao-an! Günaydın!
* * *

Çalışmayana Ekmek Yok


Çinli Zen ustası Hyokujo sekseninde bile öğrencileriyle didinir, yerleri süpürür, bahçeyi sular, ağaçları budarmış.
Öğrenciler, bunca çalışan yaşlı öğretmenlerine acırlar. Durup dinlenmesi dileklerine kulak asmayacağını bildiklerinden, gidip öğretmenin gereçlerini saklarlar.
O gün ustaları yemek yemez. Ertesi günü de, daha ertesinde de... "Gereçlerini sakladık da, ona bozulmuştur," diye durumu değerlendirir öğrenciler, "en iyisi çıkarıp yerine koyalım şunları,"
Sakladıklar şeyleri ortaya çıkarır çıkarmaz da öğretmenin eskisi gibi çalıştığını, yiyip içtiğini görürler. O akşam öğretmen derste "Çalışmayana yemek yok," der.


ZEN ETİ - ZEN KEMİĞİ

Derleyen: Paul Reps-Nyogen Senzaki
Çeviri: Nevzat Erkmen,Yol Yayınları


Kitabı can dostlarımdan
Ali Göreç hediye etti (1995) ...
Derleyen: Ayhan Görür

27 Mart 2007

Doğa Hârikası... Passiflora


* * *

Possiflora

Gündelik Yaşamdır Yol
...

İlkbaharda çiçeğin yüzlercesi, sonbaharda dolunay;
Yazın taptaze bir meltem, kışın yoldaşın kar.
Olmayınca zihinde gereksiz düşünceler,
Mevsimlerin her biri sana yarar.



ZEN ETİ - ZEN KEMİĞİ
Derleme: Paul Reeps-Nyogen Senzaki

Çeviri: Nevzat Erkmen
Yol Yayınları

Kitabı can dostlarımdan
Ali Göreç
hediye etti (1995)...

Derleyen: Ayhan Görür

24 Mart 2007

SONE (Kötülükten gelen yarar)... William Shakespeare




S O N N E T S

119
What potions have I drunk of Siren(1) tears,
Distill'd from limbecks foul as hell within,
Applying fears to hopes, and hopes to fears,
Still losing when I saw my self to win!
What wretched errors hath my heart committed,
Whilst it hath thought it self so blessed never!
How have mine eyes out of their spheres been fitted
In the distraction of this madding fever!
O benefith of ill! Now when it is built anew,
That better is by evil still made better;
And ruin'd love, when it is built anew.
Grows fairer than at first, more strong, far greater.

So I return rebuk'd to my content,
And gain by ill thrice more than I have spent.


SONE
119

Ne iksirler içmedim! Sirenlerin(1) gözyaşından yapılma;
İçi cehennem gibi pis kokulu imbiklerde damıtılma.
Umutlara korku, korkulara umut sürdüm
Ve tam, kazanıyorum derken hep kaybettim.
Böylesine mutlu olmamıştım, dediği anlarda bile,
Ne anlatılmaz yanlışlara düştü şu gönlüm!
Bu çıldırtıcı hastalığın ateşi bastırınca,
Nasıl da yuvalarından fırladı gözlerim!
Budur işte kötülükten gelen yarar; şimdi anlıyorum,
İyinin başına gelen kötülük, hep daha iyiye götürür onu.
Yıkılmış sevgi de, yeniden kurulduğunda,
Eskisinden daha değerli, daha sağlam, daha yüce olur.

İşte ben de dersimi aldım, sevdiğime dönüyorum yine;
Kaybımın üç katını kötülük sayesinde kazanarak hem de.

(1)
Yunan ve Roma mitolojosinde, kadın, ya da yarı kadın yarı kuş görünümünde yaratıklar. Sirenlerin, şarkılarıyla gemicileri büyülediğine ve gemicileri kayalar üstüne çektiğine inanılırmış.


William Shakespeare
THE SONNNETS
SONELER
Çeviri:
Prof.Saadet Bozkurt - Prof.Dr.Bülent Bozkurt

Hacetepe Üniversitesi
İngiliz Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı
Öğretim Üyeleri

Derleyen: Ayhan Görür

23 Mart 2007

Acele karar verme...Lao Tsu



Zao-an! Günaydın!


Lao Tsu's Tao Te Ching


First Line of Tao Te Ching

The Tao that can be told is not the eternal Tao.
The name that can be named is not the eternal name.
The nameless is the beginning of heaven and earth.
The named is the mother of ten thousand things.
Ever desireles, one can see the mystery.
Ever desiring, one can see the manifestations.
These two spring from the same source but differ
in name
this appears as darkness.
Darkness within darkness.
The gate to all mystery.

Lao Tsu's Tao Te Ching
- Adapted from the translation by Gia-Fu Feng and Jane English. (English)
Alternative Link
http://www.iging.com/laotse/LaotseE.htm

"

Acele karar verme

Çinli düşünür Lao Tsu anlatıyor:
Köyün birinde yaşlı bir adam vardı. Çok fakir olan bu adamın tek varlığı çok güzel bir beyaz attı. Bölgenin beyi bu atın ününü duydu ve adamlarını gönderdi.
Teklif edilen bütün paraları reddetti yaşlı adam,
"O benim dostumdur, insan dostunu satmaz
" dedi.
Köylüleri yaşlı adamı ikna etmeye çalıştılar, beyin verdiği parayla fakirlikten kurtulacağını anlattılar. Ama yaşlı adam direndi. Köylüler yaşlı adama kızıp, "hep böyle fakir kalacaksın" dediler. Yaşlı adam ise "aceleyle karar vermeyin"
demekle yetindi.
Birkaç gün sonra köyde bir haber patladı. Yaşlı köylünün beyaz atı kaybolmuştu. Kimisi, "bey kızdı, atı kaçırttı" diyor, kimisi "başkası çalmıştır" diyordu. Ama hepsi de yaşlı adama "Gördün işte, şimdi ne atın var ne de paran
" diyordu.
Yaşlı adam sakindi: "Karar vermek için acele etmeyin. Sadece at kayıp. Tek gerçek bu. Bundan ötesi sizin yorumlarınız. Atımın kaybolmasının ardından ne gelir, sonuçları ne olur bunu siz de bilmiyorsunuz ben de bilmiyorum. Bu olay da bütün olaylar gibi bir başlangıçtır, ardından ne geleceği belli değil..."
Aradan birkaç gün daha geçti ve at ansızın geri döndü. Üstelik yalnız da değildi, peşinden 12 yabani atı da köye getirmişti.

Köylüler yaşlı adamın çevresine toplandılar: "Özür dileriz, sen haklı çıktın, hem atın geri döndü hem de zengin oldun..."
Yaşlı adam yine sakindi: "Karar vermek için yine acele ediyorsunuz. Şu anda bir tek gerçek var, atım 12 yabani atla birlikte geri döndü. Bundan sonra ne olacağını bilmiyoruz. Siz çok acelecisiniz, bir kitabın ilk cümlesini okuyup kitap hakkında karar veriyorsunuz..."
Köylüler yaşlı adamın bu sözlerini pek sevmediler, arkasından konuşup durdular.
Yaşlı adamın tek oğlu vardı ve evin bütün geçimini o sağlıyordu. Ve yabani atları eğitmeye çalışırken attan düştü, ayağını kırdı. O çalışamayınca da yaşlı adam bir kuru ekmeğe kaldı.
Olayı duyan köylüler geldiler, "
haklıymışsın" dediler, "tek oğlunun ayağı kırılınca yine fakir kaldın..."
Yaşlı adam yine sakindi: "Sizin hastalığınız erken karar vermek. Evet oğlum bacağını kırdı, ama gerçek bu kadar, bundan sonrası sizin yorumlarınız. Hayat küçük parçalar halinde gelir, bunların birleştiği zaman alacağı yüzü kimse bilemez. Acele karar vermekten vazgeçin..."
Birkaç hafta sonra büyük bir savaş çıktı. Düşman çok şiddetle saldırıyordu, köyün bütün gençleri askere alındı. Yaşlı adamın oğlu hariç. Çünkü ayağı kırıktı.
Köylüler yas içindeydi, oğulları geri dönemeyecek diye ağlıyorlardı. Yaşlı adama "Haklı çıktın" dediler, "
Senin oğlun bacağını kırdığı için kurtuldu, bizimkiler ölecek..."
"Yine acele ettiniz" dedi yaşlı adam, "benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Tek gerçek bu, yine aceleyle karar veriyorsunuz...
"

Lao Tsu hikâyeyi burada kesiyor ve şöyle diyor:

" Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir parçasına bakıp karar vermeyin. Çabuk karar vermek, aklın durması halidir. Karar verildiği anda akıl düşünmeyi, dolayısıyla gelişmeyi durdurur. Çabuk karar insanı rahatlatır, düşünmek zorunda olmak ise yorar. Bu yüzden insanlar çabuk karar vermeye çalışır. Oysa hiçbir yolculuğun sonu yoktur. Bir kapı kapanırken bir kapı açılır. Bir hedefe ulaştığınız anda bir başka hedefin daha yüksekte durduğunu görürsünüz. Acele karar vermeyin, düşünün."

Lao Tsu

Okay Gönensin'in
16 Pazar 2006 tarihli
VATAN GAZETESİ'ndeki yazısı

Derleyen: Ayhan Görür

21 Mart 2007

Hürlük (özgürlük) yolunu gösteren peyramberliktir...Mevlâna


Mevlâna Camii, KONYA

"

Mustafa salavatullahi aleyh,
"Ben kimin mevlâsıysam şüphe yok ki,
Ali onun
mevlâsıdır
"
buyurdu.

Münâfıklar
,
"
Kâfi değil miydi ki kendisine muti olduk,
kul köle kesildik. Bir de,
daha çocukluktan kurtulamamış zâtâ
bizi kul köle yapmada
"
diye kınadılar.

Bu yüzden içtihat sahibi Peygamber kendine de mevlâ adını taktı, Ali 'ye de.
Dedi ki:
Ben kimin mevlâsı ve dostuysam amcamın oğlu Ali, onun mevlâsıdır.
Mevlâ kimdir? Seni âzâdeden, ayağındaki kulluk prangasını çözüp atan!
Hürlük yolunu gösteren peygamberliktir.
Müminler, peygamberlerden azatlık bulurlar.
Ey inananlar, sevinin. Selvi gibi süsen gibi olun.
Fakat her an, yeşermiş, güzelleşmiş,
bezenmiş gül bahçesi gibi
dilsiz dudaksız olarak suya şükredin.


Mevlâna Celâleddin Rûmî

Mesnevi
Sayfa, 361
Çeviren, Veled İzbudak
Gözden Geçiren: Abdülbâki Gölpınarlı

"

mevlâ,
1.Sahap, efendi. 2. Azatlı, azat edilmiş olan.
mevlâna, Efendimiz anlamında bazı sarıklı ulamaya lâka.
münâfık,munâfık, 1.İkiyüzlülük eden. Nifak koyan.
2.Peygamberler zamanında yalandan islam olup da
kafirlikte cevam edenlerden herbiri.
susen, süsen, susam çiçeği.

Derleyen: Ayhan Görür

19 Mart 2007

Zihin ve Düşünce Üzerine...Jiddu Krishnamurti


* * *


Kriz
siyasette değil,
totaliter ya da demokratik hükûmetlerde değil,
bilim adamları
ya da kurulu saygın dinler arasında değil.

Kriz

bizim bilincimizde,
zihnimizde,
kalbimizde,
davranışlarımızda,
ilişkilerimizde.

Jiddu Krishnamurti

Zihin ve Düşünce Üzerine

Çeviri: Cengiz Erengil
Ayna Yayınları

Derleyen: Ayhan Görür


Derleyen: Ayhan Görür

18 Mart 2007

İnsan ve İnsanlık Sevgisi...ATATÜRK





The peace at home, peace in the World.

YURTTA SULH, CİHANDA SULH.

ATATÜRK


Turkish and Anzac soldier, GALLIPOLI

... However, Kemal became the outstanding front-line commander and gained much respect from his former enemies for his chivalry in victory.
The Mustafa Kemal Atatürk Memorial has an honoured place on ANZAC Parade in Canberra, Australia.
Kemal's commemorating speech on the loss of thousands of Turkish and Anzac soldiers in Gallipoli stays at Anzac Cove.
Words of Atatürk at the Anzac Cove commemorating the loss of thousands of Turkish and Anzac soldiers in Gallipoli.


Those heroes that shed their blood and lost their lives…
you are now lying in the soil of a friendly country.
Therefore rest in peace.
There is no difference between the Johnnies and the Mehmets where they lie side by side here in this country of ours…
You the mothers who sent their sons from far away countries, wipe away your tears.
Your sons are now lying in our bosom and are in peace.
Having lost their lives on this land they have become our sons as well.

ATTATURK 1934

İnsan ve İnsanlık Sevgisi

İnsanları mesut edeceğim diye
onları birbirine boğazlatmak
insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir.
İnsanları mesut edecek yegâne vasıta,
onları birbirlerine yaklaştırarak,
onlara birbirlerini sevdirerek,
karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını temine yarayan
hareket ve enerjidir.
(1931)

Biz kimsenin düşmanı değiliz.
Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.
(1936)

ATATÜRK


Derleyen: Ayhan Görür

17 Mart 2007

Ey Türk Gençliği... ATATÜRK





* * *



Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbâlinin yegâne temeli budur.
Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.

İstikbâlde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgâl edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr- ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbâlinin evlâdı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen;
Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!

Gâzi Mustafa Kemâl ATATÜRK

,,

Turkish Youth!

your primary duty is ever to preserve and defend the National independence, the Turkish Republic.
That is the only basis of your existence and your future. This basis contains your most precious treasure.

In the future, too, there will be ill-will, both in the country itself and abroad, which will try to tear this treasure from you. If one day you are compelled to defend your independence and Republic, then, in order to fullfil your duty, you will have to look beyond the possibilities and conditions in which you might find yourself. It may be that these conditions and possibilities are altogether unfavourable. It is possible that the enemies who desire to destroy your independence and tour Republic represent the strongest force that eart has ever seen; that they have, through craft and force, taken possession of all the fortresses and arsenals of the Fatherland; that all its armies are scattered and the country actually and completly occupied. Assuming, in order to look still darker possibilities in the face, that those who hold the power of Government within the country have fallen into error, that they are fools or traitors, yes, even that these leading persons identify their personal interests with the enemy's political goals, it might happen that the nation came into complete privation, into the most extreme distress; that it found itself in a condition of ruin and complete exhaustion.

Even under those circumstance, O Turkish child of future generation ! it is your duty to save the independence, the Turkish Republic.
The strenght that you will need for this is mighty in the noble blood which flows in your veins.
,,

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
20 Ekim 1927

A
SPEECH
delivered by
MUSTAPHA KEMAL
"ATATÜRK"
in
OCTOBER 1927

N U T U K

Dr.Mim Kemâl ÖKE
Assistant Director,
Boğaziçi University
Institute for Atatürk's
Principles and the History of
Turkish Renovation
ÜÇDAL Neşriyat

Derleyen: Ayhan Görür

Felsefe, eşekler ve...Montaigne

* * * ÖLÇÜ
......
Düşüncede (felsefede)
saplantı ve azgınlık en açık ahmaklık belirtisidir.

Canlılar arasında
eşekten
daha kendisinden emin,
daha vurdumduymaz,
daha içine kapalı,
daha ciddi,
daha ağır başlı
olanı var mıdır?

Montaigne
Denemeler
Çeviren: Sabahattin Eyüboğlu
Cem Yayınları

Hodja Nasreddin,Turkey

Kaldı ki; eşek Nasrettin Hoca'nın da
en vefakâr dostu ve yoldaşıdır...

Derleyen: Ayhan Görür

16 Mart 2007

Kutlu yaşam üzerine...Chuang Tzu




Kinkaku

Kutlu Yao ve Sınır Bekçisi


Kutlu Hakan Yao, Baharlar ülkesine gitmişti. Ülkenin sınır bekçisi onu görünce pek sevindi: " Aman bir kutlu kişi! Kutlu kişi izin verirlerse kendilerine hayır dualarımı sunayım:

"Kutlu kişiye uzun bir ömür dilerim.."
Yao yanıtladı: "Reddediyorum!"

"Kutlu kişiye zenginlik dilerim..."
Yao yanıtladı: "Reddediyorum!"

"Kutlu kişiye pek çok evlât dilerim..."
Yao yanıtladı: "Reddediyorum!"

Sınır bekçisi sordu: "Uzun ömür, zenginlik, erkek evlât herkesin en fazla istediği şeyler. Sen bunları neden reddettin ki?"
Yao yanıtladı: " Çok oğlu olmak çok dert getirir. Çok parası olmak zahmet getirir. Çok yaşlı olmak çok keder getirir. Bunlar insanın erdemine erdem katan şeyler değildir, bunun için reddettim."

Sınır bekşisi:
" Tüh, ben de seni kutlu biri sanmıştım!" dedi.
"Meğer sen basbayağı bir erdemli kişiymişsin. Gök bin bir insana can veriyor; hepsine de yapacak bir iş buluyor. Çok oğlun varsa, birer iş verirsin herbirine: Ne diye dert edecekmişsin?
Çok paran varsa, dağıtırsın insanlara: Ne diye zahmet çekecekmişsin?

Kutlu kişi şu dünyada kuş gibi yaşar... Dünya Yol'undaysa, bin bir varlıkla mutluluğa paylaşır. Dünya Yol'dan çıkmışsa, kendi doğasına yönelir, amaçsız kaygısız yaşar. Bin yıldan sonra da yaşamaktan yorulursa, teslim eder bedenini, ak bulut gibi Gök'e süzülüp gider... Ne diye keder duyacakmışsın.?"

Sonra arkasını dönüp yürüdü.
Yao ardından koştu: "Bir şey sorabilir miyim.." Sınır bekçisi dönmeden yanıt verdi: "Geçmiş ola! " (12,6)

Chuang Tzu
Taoculuk Üzerine,Meseller-Diyaloglar

Çevire:
Ömer Tulgan
YOL YAYINLARI


Doğu düşüncesini,
güzel çevirileri ile, bizlere kazandıran
ÖMER TULGAN'a çok teşekkürler...
Derleyen: Ayhan Görür

14 Mart 2007

Sevgi ve Korku...Ayhan Görür




İnsan korktuğunu sevmez;
sevdiğinden korkar.
Ayhan Görür

13 Mart 2007

Bir Çocuğun Meleği...




Bir Çocuğun Meleği

Dünyaya gelmeye hazırlanan bir bebek
Tanrı
' ya sormuş.

Tanrım,
beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler,
fakat ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki
orada nasıl yaşayacağım?
Tüm melekler arasında senin için bir tanesini seçtim.
O seni bekliyor olacak ve koruyacak.
Meleğin hergün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek.
Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve
mutlu olacaksın.

Peki. İnsanlar bana bir şeyler söylediklerinde
dillerini bilmeden söylenenleri nasıl anlayacağım?
Meleğin sana dünyada duyabileceğin
en güzel ve en tatlı sözcükleri söyleyecek,
sana konuşmayı dikkatle ve sevgiyle öğretecek.

Dünyada kötü insanlar olduğunu duydum,
beni kim koruyacak?
Meleğim seni kendi hayatı pahasına dahi olsa da
daima koruyacak.

O sırada cennette bir sessizlik olur ve
dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır.

Bebek gelmek üzere olduğunu anlar ve
son bir soru sorar.

Tanrım,
eğer şimdi gitmek üzereysem
lütfen söyler misin,
benim meleğimin adı ne?
Meleğinin adının önemi yok,
sen ona ANNE diye çağıracaksın.



Can dostlarımdan
Ali Rıza Dağdelen 'den alındı...

Derleyen: Ayhan Görür